Ana Sayfa Muğla Haberleri 27 Haziran 2021 33 Görüntüleme

E N K İ N İ E N K İ N E G O M A…

Tatilcilerin kum, güneş, deniz olarak gördüğü Muğla; benim için tarihindeki medeniyetlerin çeşitliliği, coğrafyasının akıl sır almaz muhteşemliği, toprağına teğet geçen geçen bir tohumun dahi can bulan bereketi demek.

Yıllar evvel Muğla’ya gittiğimde güzergâh bana şok yaşatmıştı. O kadar çok şaşırmıştım ki, %77’si dağlık ve kayalık alanlara ilk yerleşkenin insanoğlu eli ile yapılabileceği aklıma yatmamıştı. Yani Med’ler, Pers’ler hadi şu dağlık engebeli alana yerleşelim deyip buralara nasıl yerleşmişlerdi? Dahası bu engebeli alanda nasıl yaşamışlardı? Sonrasında ki araştırmalarımda Muğla’nın Antik Karya bölgesinin en eski yerleşimlerinden olduğunu öğrendim. Tarihinin eskiliği ve üzerinde yaşattığı medeniyetlerin çeşitliliği, coğrafi yapısının zorluğu ve güzelliği bölgeye hayran olmama yetti.

Burada doğanın insanoğlu ile savaşı yadsınamaz. Defaten geçtiğim tüm yollar bunun kanıtı. İnsanoğlu yapıyor, doğa yıkıyor. Çeyrek asırdır bunu seyreyliyorum. Ama bölgenin turizm cenneti olması ulaşım mücadelesini haklı hale getiriyor.

Doğa her ne kadar insanla mücadele etse de güzelliklerini sunmaktan geri durmuyor. Yemyeşil dağlar eteklerini, rengârenk çiçeklerle süslüyor. Hele ki yerleşkelerdeki begonviller, sizi dünyada cennetin kapısını araladığınıza inandırıyor.

Doğa, tüm cömertliğini ağaçlardan ve çiçeklerden yana kullanınca, arıcılık ve bal üretimi kaçınılmaz oluyor. Bu bölgenin çiçek ve çam balını yemedi iseniz, emin olun kaybınız büyük.

Kumluova’nın likopen zengini domatesini tatmalısınız. Yoktur başka hiçbir yerde. Zira bu coğrafya toprağa düşen kuru dala can verme mucizesine sahip. Bu nefis ilin birbirinden güzel ilçeleri, tatilcilerin durak yeri olsa da köylerinin, koylarının olağanüstü güzelliği insanı büyülüyor.

Turizm adına yaratılan sistem, bölge halkının o doğallığını ve muhteşemliğini gizliyor. Eğer Muğla yöresinde biraz gezme fırsatı bulursanız televizyonda izlerken zorlama gibi gelen şiveye şahit olursunuz. Ve bu insanlarla kısa süreli de olsa vakit geçirdi iseniz garip bir şekilde dilinizin evirildiğine şaşırıp kalırsınız.

Kendinizi “niydipdurun, hindi, fıydır” derken bulursunuz. “Bizim oğlan, bizim kız” gündelik konuşmanızda yerini alır.  Beni uzun süre gülümseten ve dilime pelesenk olanı ise “enkini enkire goma.” Onu oraya koyma anlamındaki bu cümleyi muhteşem Azmak nehri ile meşhur Akyaka’da kullandığımda “Koca Muğla’lı oluvemiş” hissine kapılmıştım. Yani yerel halkın doğallığı ve sıcaklığı sizi içine çekiverir.

Eğer yolunuz buralara düşerse, hangi ilçesinde olursanız olun mutlaka pazarına gidin. Toprağından direkt size ulaşan meyvesinin sebzesinin tadına bakın. İnsanı ile tanışın. Tatil yöresi diye belleğinize kazıdığınız yerler emin olun şekil değiştirir. Ve bir sonraki sene buralara gelebilmek için gün sayarsınız…

Coğrafyanın, Muğla için üreten, ter akıtan, taş üstüne taş koyan her bireyi hemşerisi sayan bir yapısı vardır.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.