BADEM AĞACI

Dalından kopardığımız bir çağla, badem, kaderinde badem olmak olanlar ise, henüz bir çağlayken dalından koparılmak istiyorsa? Her ikisinin de ömrü bir diğerine özenmekle mi geçiyordur acaba? Henüz çiçekken daldan yere düşenleri gören çağla ve badem ise, kendini şanslı hissediyor mudur ?…

Çağla mı olmak isterdim badem mi diye düşündüm sonra.

Badem ağacı olmak isterdim aslında. Heybetli, yemyeşil dallarıyla masmavi bulutları tutan, bembeyaz çiçekler arasında ise naif. Dökülen çiçeklerini, çağlalarını, dalında asılı kalan bademlerini seven bir ağaç. Tek korkum kök salmam için beni diktikleri yeri sevmemiş olma ihtimalim olurdu galiba.

O zaman köklerime kızabilirdim belki. Bir tek o zaman özenirdim köksüz olan şeylere.

Mesela beni sulamaya gelen bir insan olmak isteyebilirdim.

Belki de ağaç aklımla hareket etmeyi köksüzlük zannederdim. Bilmezdim olduğu yerde hareketsiz duran kimi insanın köksüz, hareket eden kimi insanın ise kökleri olabileceğini.

Ya da belki bunların hiçbiri olmazdı…

Kıskanır mıydım acaba portakal ağacını, onun çiçekleri kokuyor ama benimkiler kokmuyor diye.

Aslında düşündüm de portakal ağacı olmak da güzel olurdu. Çiçekleri mis gibi kokan, boyu bodur, bol meyvesi olanlardan.

Belki o zaman da badem ağaçlarını kıskanırdım, masmavi bulutları tutan dallarını mesela.

Ama işte insan olmuştum ben.

Badem ağaçları ile portakal ağaçlarını kıskanan…

 

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

reklam