reklam
Ana Sayfa Köşe Yazarları, Son Dakika 25.10.2019 31 Görüntüleme

BARIŞ PINARI HAREKÂTI

Bu topraklara eskiler KADİM TOPRAKLAR derlerdi. Yani mazisi çok derin olan, çoktan beri… manasında.

Özellikle 16’ncı yüzyıldan sonra değeri maddi olarak da arttı. Avrupa’nın uzak doğuya gitmesi için Süveyş Kanalını kullanması, bereketli toprakların Asya steplerinde olması falan. 19’ncü yüzyılda petrolün insan hayatı için önemi ortaya çıkınca, aşağıdaki verimsiz topraklar Birden bire en değerli yerler oluverdi. Kavim, devlet, var olma savaşları hepsi uydurmaydı. Asıl mesele petrol. Yaklaşık 2 yüzyıldan beri, ama en acımasız dönemi ise Osmanlıyı parçaladıktan sonra başladı. Doymak bilmeyen batı, kendi çıkarları doğrultusunda öyle bir dizayn etti ki Ortadoğuyu, çık çıkabilirsen işin içinden. Şii nüfusun yoğun olduğu Irak a sünni bir otorite, sünni yoğunluğun fazla olduğu Suriyeye şii tandanslı, fakat ne şii ne sünni olan bir otorite, şii ve sunnilerin yoğun olduğu Lübnan topraklarına Nasrani bir otorite, aşağılarda ise kimin eli kimin cebinde belirsiz bir sürü parçalarla ortalığı allak bullak ettiler.

18 nci yüzyılda nezleye tutulan cihan hükümdarlığı Osmanlıyı, içerdeki bitmek bilmez işbirlikçi ve uşakları vasıtası ile, 19’ncu yüzyılda tedavisi imkansız hasta adamı, 20 nci yüzyılın başında da ipini çekerek adeta kadavra misali parçalamayı becerdiler. Lâkin ne onların emelleri bitti, ne içeridekilerin önü alınamaz ihtiras ve hırsları. Osmanlı bakiyesi altında sulh içinde olan topraklara bir daha ne sükûnet ne de huzur geldi. Hala da öyle.

Sanayisi, ekonomisi petrolü, makinesi olmayan, üretemeyen, üretmesine ne içeridekilerin ne dışarıdakilerin izin vermediği montaj ve karaborsa tertipli, üretenlerin keyfi kadar sahip olunabilecek bir şekil kurdurdular.

Ciklet fabrikası mı? Hay hay kur.

Basma emprime fabrikası mı ? Ne demek efendim, al sana para, kur istediğin yere.

 

Lastik fabrikası? Ooo. Bi dakka. O bizde var zaten, hem de çok ucuz. Biz veririz. Sen elindekini git, asfalta harca.

Pekala. Asfalt yapayım, o halde önce dozer, greyder, mikser üreten fabrika kurayım.

Bi dakka. Ne gerek var. Bizde bol bol var. İstediğini al, götür. Sana her şey serbest.

 

Gün gelir. Banyo küvetlerinde minicik çocukların doğrandığı bir Kıbrıs çıkar karşımıza. Kendi evlatlarımızı kurtarmak için telafisi ve tahiri mümkün olmayan bir harekat şarttır.

 

Hadi bakalım ey Dost ve Müttefik devletler; bize tekerlek verin, mermi verin, gaz verin, benzin verin.

 

O da ne? Sen bunlarla Yunan kardeşlerimize saldıracaksın. Olmaz. Olamaz. Olması dahi teleffuz edilemez.

 

Aklımız 1974’te birazcık başımıza geldi Osmanlıyı paramparça edenlerin asıl emellerinin ne olduğu hakkında. Aradan 50 yıl geçtikten sonra.

İlk Lastik fabrikası işte bu harekattan sonra kuruldu.

Araba, makine, sanayi üretim, silah…. Hepsi başkalarının elinde.

İstediğin kadar gerekçeleriniz haklı olsun. Lâkin onların canı istemiyorsa, onların oyununa taş koyuyorsan.. Sana zırnık yok.

Bu ülke parçalandıktan sonra da sağılacak bir

Ülke haline getirilmeye çalışıldı hep. ” İzin verdiğim kadar nefes al. Fazlası parayla.”

Bunu gördük, onlarca kere yaşadık. Terör operasyonlarında yaşadık, sınırlarımızın güvenliği söz konusu olduğunda yaşadık, dahili kalkınma hamlelerinde yaşadık. IMF ile yaşadık, Dünya Bankası ile yaşadık, ambargolarla yaşadık. Yasamaya ve susmaya “aman Amerika ne der…” cümlesi idarenin ilk akla gelen atasözü olmuştu bir zamanlar.

Benim vatandaşım katledilir, benim ülkemin en az 40 milyar doları mültecilere gider, benim sınırlarım yol geçen hanı olur, yanı başımda terör devleti provası yapılır, Avrupa’ya bir tek mülteci gitmesine izin verilmez..

Bana para ver; yok.

Bana destek ol,

; yok.

Sınırı acarım; aman ha. Silah; yok.

F35; yok.

Gemi; yok.

Bir yere kadar…

Başlarım sizin dostluğunuza da…

Der mi?

 

Dedik Elhamdülillah.

Süreç çok hızlı bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Sahadaki kararlı ve bizi yeniden yüzyıllar sonra KİM olduğumuzu hatırlatan müdahele neticesinde, masanın hakimi olmanın da gururunu yaşıyoruz. Elhamdülillah.

Lâkin bu harekatın muhakkak içeride de olması gerekmez mi?

Barış Pınarı Harekatı çok güzel ve manalı bir isim.

Şahsen bu isim ile yürütülen harekatın, aynı dirayet, kararlılıkla, içeride de yürütülmesi elzemdir diye düşünüyorum. İçerideki amerikan ve emperyalist sevicilerin aynı şekilde derdest edilmesi şarttır çünkü. Biz artık bu filmleri ikide bir izlemek, oynamak, dublör olmak istemiyoruz.

“Güçlü Türkiye” olmanın yolu güçlü bir idare ile mümkün. Bunu bugün pekala göstermeye başladık. İçerideki çapulcu, terör sevici, menfaat uğruna herşeyi yapmaya amade, ipleri başkalarının elinde olanların “nerde fabrika, nerde silah, nerde iha, nere siha, nerde tank, nerde top, nerde tüfek, nerde nerde diye inkar ettikleri herşeyi, dünyanın haracını toplayan AB ve Amerika çok iyi gördü ve biliyor. Hem öyle bir gördü ki kendi ağızlarından “insanlar bizim Türkiye ile savaşacağımızı düşünecek kadar aptal olamaz..” bile dedirtecek kadar hem de. Alman köpeği olduğunu ispat eden Can Dündar gibi alacaklara ” Bu harekat olmamalıydı, ama Erdoğan yaptı ve malesef batı da biz de kaybettik..” dedirtecek kadar hem de.

İçeride varlıklarını ve saltanatlarını Recep Tayyip Erdoğan a borçlu olan koltuk sahipleri malesef Barış Pınarı Harekatına aradan 17 saat sonra bir cümle ile geçiştirivermişlerdir. O harekata katılan on binlerce vatan evladının anası, babası, karısı, çoluğu, çocuğu gece gündüz gözyaşı döküp vatana ve evlatlarının başına bir şey gelmesin diye dua ederken, en yetkili olan sıfatsız zevatın 17 saat sonra bir cümle söylemesinin izahı olur mu ? Olsa olsa ya yeni yapılacakları kuyruk kimin ise ondan izin gelmemiştir ya da sabaha kadar bar pavyon piizlerinden sıra. İşte bugün iktidar ve Recep Tayyip Erdoğan’ın mutlak ilgilenmesi gereken sıkıntı budur.

 

Hiç hız kesmeden topyekûn temizliğin yapıldığı günlerin yakında olduğunu umut ediyoruz.

Sıhhat ve huzurunuz daim olsun.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Sabahattin Ali Unutulmadı

Sabahattin Ali Unutulmadı