reklam
Ana Sayfa Muğla Haberleri, Son Dakika 5 Kasım 2019

Bir hilalim daha söndü!

Adına ister Ülkücü deyin ister Millî Görüşçü deyin, ne derseniz deyin bendenizin kısaca, ‘’Bizim mahalle’’ dediğim mahalle sakinlerinin bugün en büyük meselesi birbirleriyle irtibatlarının sadece cenaze merasimlerine sıkışmış olmasıdır!

‘’Bunca yaşananların arasından böyle bir şeyi nasıl da çıkardın’’ demeyin!

Alın size daha da ileri gideyim, bunca yaşanan kan ve gözyaşının karşısındaki suskunluk ve çaresizliğimizin sebebi de içinde bulunduğumuz bu haldir!

Pazar Pazar keyfinizi kaçıracağım, ama demeden de geçemeyeceğim, bugün ailemizde eşimizle, çocuklarımızla yaşadığımız huzursuzlukların, evlatlarımızın istikballeriyle alakalı kaygılarımızın nedeni de içinde bulunduğumuz bu haldir!

Evlatlarımız, kader birlikteliği yaptığımız arkadaşlarımızın çocuklarını tanımıyorlar ki, arkadaş olsunlar, kendilerine kendi mahallelerinden eş bulsunlar..!

Bütün bunlara rağmen aksatmadığımız bir şey varsa, o da cenaze merasimlerimiz..!

Eskiden çay ocaklarında, mahalle kahvelerinde, gençlik teşkilatlarında, komşuluk gelip gitmelerinde bir arada olabilecekken ihmal ettiğimiz, kıymetini bilemediğimiz insanın yanında, ancak onu kaybettiğimizde, istesek de bir araya gelemeyeceğimizi anladığımızda oluyoruz!

Üç gün önce, işte tam da böyle bir hal yaşadım!

90’lı yıllarda İstanbul’a geldiğimde ilk tanıştığım insanlardan meslektaşım Hilali Mahmutoğlu’nun (Hasanov) cenazesindeydim!

Hilali Mahmutoğlu Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti dağıldıktan sonra Azerbaycan’ın Gence şehrinden, bendeniz de İzmir’den İstanbul’a gelmiştik, ikimizin de iki evladı vardı, benim üçüncü evladım doğduktan birkaç yıl sonrasında, onun da torunu olmuştu!

Biz birbirimizi tanıyorduk, lakin ne eşlerimiz ne de çocuklarımız birbirlerini hiç tanımadılar, oysa ikimizin de ülkü birlikteliği vardı, ikimizin de yüreği Türk Dünyası İslam Ümmeti için çarpmaktaydı!

Hilali Hoca Azerbaycan’da mücadele edip dayak yiyip, nezarethanelere düşüp, gönüldaşlarının tabutlarını omuzlarken, bendeniz de Ordu’da aynı şeyleri yaşıyordum!

İkimiz de tiyatro ile ilgileniyor, ikimizde sırf yerli, milli sanatçı olmanın bedelini ödüyorduk!

Şu kadarını diyeyim, Hilali Hoca son yıllarında ülkemizin bir tatil beldesindeki bir otelde kat görevlisi olarak ekmeğini kazanma gayreti içerisindeydi..!

Belki de çelimsiz bedeni, komünist zulmüne dayanmıştı da son dönem yaşadığı kaderine yenik düşmüştü!

Biliyor musunuz, Hilali Mahmutoğlu kukla tiyatrosu alanında dünyanın sayılı isimlerinden biriydi ve ülkemiz için çok büyük bir nimetti!

Kapı kapı dolaştı, çalmadığı kapı -birlikte de çalmadığımız kapı- kalmadı derdini anlatmak için!

İşin en acısı da şu ki, Hilali Mahmutoğlu’nun ülkemizde tamama eren ömründe, onu en iyi anlayacak olanlar, anlaması gerekenler iktidardaydılar!

Cenaze namazı sonrası ülkemizdeki Caferi lideri Sayın Selahattin Özgündüz Bey bizi çaya davet etti ve ‘’Hilali Bey bizim Aşure törenlerimizi yapardı bizi sahipsiz koymayın’’ dediğinde, sağıma soluma şöyle bir baktım, sağımda 70’inde Sayın Ulvi Alacakaptan, solumda merhum İbrahim Hakkı Hafız ağabeyin oğlu İsmail Hakkı, karşımda 70’ine yaklaşan Abdurrahman Şen, yanı başında 60’ına dayanmış İsmail Yeşilbağ vardı, içimden, ‘’Merak etme Hocam birkaç yıl daha biz idare ederiz de sonrası ne olur bilmem’’ dedim!

Hülasa, ikimizin de evlatlarımıza, torunlarımıza, büyük bedeller ödeyerek yaşadığımız hikayemizden başka bırakacağımız bir şey kalmadı!

Peki biz, Hilali Mahmutoğlu ve birkaç kişi de olsak birbirimizi tanıyorduk, ya bizim evlatlarımız..?

Neyse fazla uzatıp da canınızı daha fazla yakmayayım!

Siz, kapı komşunuza ya da uzunca bir zamandır görüşmediğiniz, nasıldır nicedir bilmediğiniz bir dostunuza çoluk çocuk misafirliğe gidin en azından!

Dost karanlık geceleri aydınlatan bir hilaldir!

Benim bir hilalim daha söndü!

Güle güle Hilali Mahmutoğlu gittiğin diyardakilere selam söyle, ruhun şad olsun…

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.