Ana Sayfa Köşe Yazarları, Son Dakika 20.05.2020 228 Görüntüleme

BİR TEŞEKKÜRDE MARKET ÇALIŞANLARIMIZA

Bir kez daha “Pandemi nedeni ile kısıtlanan özgürlüğümüze yeniden kavuşacağımız günlerin yaklaştığına dair  ümidimiz gittikçe güçlenmekte. Bir de  hala  uyarılara kulak asmayarak  bulduğu her fırsatta kendini sokağa atan, eş dost akraba ziyareti bahanesi ile sokağa fırlayan “Eğitim şart azizim.” dedirtecek türden yurttaşlarımız olmasa…

Ülkemizin, süreci dünyanın diğer  ülkelerine  göre  çok iyi yönettiği bir gerçek. Bunu yalnızca Sağlık Bakanlığımızın paylaştığı  verilere dayanarak değil,  pandemi ile mücadele eden sözde süper devletlerin bile sağlık sistemleri çökerken onlara da el uzatan bir devletin vatandaşı olarak,  diğer  ülkelerin basın paylaşımları ve siyasetçilerinin söyleminden de anlamak, görmek mümkün.

Şüphesiz bu olumlu tabloda en büyük pay,  almış olduğu yerinde kararlar ve yaptırımlar nedeni ile devleti yönetenlere ait. Sürece mesleki bilgi beceri ve hatta hayatlarını koyan, özverili çalışmalarını aralıksız yürüten sağlık çalışanlarımızın ise hakkını asla ödeyemeyiz. Yaşamımızın normale dönebilmesinde onların fedakarlıklarını da söylememek nankörlük olur.” düşüncesinde olduğumuzu,

Bir kez daha  sürece emek, olumlu destek veren kurum, kuruluş ve kişilere duyduğumuz minneti belirtelim.

Fakat bu süreçte teşekkür etmeyi unuttuğumuz bir kesim olduğunu fark etmedik. Onlar market çalışanları idi. Özellikle büyük marketlerin  A 101, Bim,  Migros, Pehlivanoğlu, Şok  vb lerinin çalışanları.

Her bir mağazasında ortalama 2500 – 3000 hatta belki daha fazla kalem ürün sunan bu marketlerin   o ürünleri bize sunabilmesinde,  üreticiden biz tüketicilere ulaşıncaya kadar ki süreçte görev alan emeği geçen marketler  ve sayıları 175 bini bulan çalışanları da pandeminin unuttuğumuz kahramanları.

Mesai mefhumu olmayan, bizim sadece günün belli bir süresinde açık olduğunu düşünüp geçtiğimiz, oysa o mağazanın hizmet verebilmesi için ürün tedarikini, depolarına gelen ürünün teslim alınmasını, ürün sayımını, sevk edilecek ürünlerin nakliyesinin hazırlığını yapan, yüklenmiş ürünleri sabah ihtiyacı olan insanlara ulaştırabilmek adına saatlerce direksiyon sallayan ve mağazaya gelen ürünlerin müşteri gelmeden  raflarda satışa hazır olabilmesi  için gece gündüz ter döken on binlerce insan var.

Bu sürecin dikkat çekmeyen ya da en az dikkat çeken diğer kahramanları da onlar.

 

Çalışma süreleri yasal sınırların dışında,  kazanımları yani fazla çalışma süreleri ise ücret olarak ödenmesi gerekirken  “Başka bir gün çalıştığın fazla saat kadar izin kullanırsın.” denen,  ücretlerine ek olarak verilen  (adı her ne ise) alışveriş veya yemek kartları sadece kendi mağazalarında geçtiği için kendi mağazalarından alışverişe mecbur bırakılan,  aslında satılmayan veya çok az satıldığı halde çalıştıkları  firmaların her nedense aldığı ve  raf ömrü (STK) bitmek üzere iken, merkezlerinin  “Ne yaparsanız yapın ama bu ürünü satın, sakın iade göndermeyin” mecburiyetine ( kasada kasiyerin şu ürün indirimde ister misiniz? Şu üründe var alır mısınız… önerilerini hatırlayalım ) maruz kalıp,  gerekirse mağaza personeli olarak kendileri almak zorunda bırakılan market çalışanları.

Bizzat, üstelik defalarca şahit olduğum bir gerçek ise market çalışanın, öğle arası 1 veya 1,5 saat olan iznini tam kullanamaması. Zira o tam molada iken yoğunlaşan müşteri için arasını keserek mağazaya dönmesi istenebiliyor.

İnternet üzerinden bu tür mağazalara ait hizmet puanı veya şikayet sayısına baktığımızda da rakamlar veya oranlar oldukça üzücü. Haklı şikayetler de var,  konaklar yalılarda yetişmişken şimdi sıradan bir apartmanın sıradan mülk sahibi veya kiracısı oluveren “asilzade” kendini bilmezlerin şikayetleri de. Kimi personelin kötü davranışından şikayet etmiş, kimi evine (ayağına) kadar istediği sadece ve sadece yarım kilo kuru soğanın en irisinden bir tane olarak getirilmiş olmasından veya geç getirilmesinden.

Tüketici olarak sahip olduğumuz haklara sahip çıkmak tamam, tamam da… “ El insaf kardeşim, onca yoldan evine kadar gelen o alışveriş listesini, personel ya elinde taşıyarak veya market içi için yapılmış  alışveriş arabasına koyup ana caddelerden, ara sokaklardan geçerek  sana öyle getiriyor.” diye düşünmemek insafsızlık olur.

Toplumda önemli bir misyonu olan bu firmaların sahiplerine de haksızlık yapmamak gerek. Hayati öneme haiz bir işte ellerini taşın altına sokmuş, toplumun önemli bir ihtiyacını karşılama görevini üstlenmiş, ülkede istihdama  muazzam bir destek vermiş durumdalar. Müşteri şikayet ve mağduriyetlerini, daha fazla kazanma hırslarına değil , olanaklarının ancak bu kadarına el vermesine bağlamak, pandemi  sürecinde koşullar  nedeni ile ancak bu kadarına yetebildiklerine inanmak istiyoruz.

Sonuç olarak sizler de bizim için bu sürecin üçüncü kahramanlarısınız. Hepinize yürekten teşekkür ediyoruz.

Selam ve dua ile.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.