Ana Sayfa Köşe Yazarları, Son Dakika 3.07.2020 171 Görüntüleme

HOŞ ÇOCUKLAR …

Ülkemizde birileri için siyaset yapma sekoline veya dönme dolaba binmek gibi.
Hareket ettiklerinin farkındalar ama dolap beygiri gibi hep aynı daire içinde dönüp durduklarının bilincinde değiller. Ben diyeyim ilahi kudret, siz deyin siyasi otorite gözlerini ellerini bağlamış sadece yürümelerine izin vermiş te, ya Ankara’dan İstanbul’a kadar adı “Adalet” ya da tüm illerden Ankara’ya kadar adı “Savunma” olan yürüyüşlerle zaman geçiriyorlar.
Bunlar siyasi, resmi veya kamusal kimliği! olan hoş çocuklar. Amma velakin boş çocuklar.
Sermayelerini biraz haram, biraz yalan ve bolca iftiralara borçlu, memleketin hayrına işler üretme konusunda diyette olanlar.Ne iş yapmaya gönülleri, ne de yapılan işi takdir etmeye niyetleri olmayan çocuklar.
Yani olaylara, dünyaya farklı bir pencereden bakmaya, yeniyi ve doğruyu keşfetmeye dair istekleri yok.
Adeta tükenmişlik sendromuna yakalanmış klinik vakalar.
Bizi böyle düşünmeye iten neden ise medyaya konu olan hal ve hareketleri, demeçleri, her an her gün kendi kendilerini tekrar etmeleri.
Bunların bugüne kadar “Bizim projemiz, bizim katkımız, bizim programımız…” diyebilecekleri bir cümleleri, bir projeleri duyulmadı, görülmedi. Daha doğrusu üretme kapasiteleri katma değerleri sıfır. (Laf aramızda konuşma konularını bile iktidar belirliyor, bunlarla kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyor. Haberleri yok.)
Üstelik sözde yönettikleri kentler adına yerine getiremedikleri, tek bir çivi çakamadıkları kendi sorumlulukları dahilinde olan her iş için bile seni, beni hükümeti suçluyorlar.
“Kim bu hoş ama boş çocuklar?” derseniz…
Misal,
Biri, gazetemizde de haber olan Chp Muğla milletvekili Mürsel Alban.
“ Muğla’da insanlar beton tabutlar içinde yaşıyor.” dediğini, Çevre ve Şehircilik Bakanına “Tehlikenin farkındamısınız?” diye sorduğunu anlatıyor. Şahsın cümlelerini okurken milletvekili sıfatı almış birinin cehaleti karşısında küçük dilinizi yutmamak için kendinizi zor tutuyorsunuz. Anlaşılan Mürsel Alban bu kenti çeyrek asırdır kendi partili belediyelerinin yönettiğinin farkında değil, Ak Partili bir belediye yönetiyor zannediyor.
10 Aralık 2018’de Resmi Gazete de yayımlanan Torba Yasa düzenlemesi ile İmar Kanunu nun bazı hükümleri değişmiş olsa da Muğla Belediyesi ne “20 yıldır sen bu kentin imarı ile ilgili ne yaptın, ne teklif ettin, hangi olumlu adımları attın ama bakanlık buna mani oldu?” diye sormayı akıl edemiyor.
Sanırız “ Muğlalı bize (chp) oy versin ama kentin planlamasını ve halkın konforuna yönelik hizmetleride hükümet yapsın.” demeye getiriyor.
Öbürü, Hem Muğla Belediyesi’nin hem de Mürsel Alban’ın amiri, rehberi, Chp camiasının ulu önderi ve sebeb-i hayatları Kılıçdaroğlu.
Kurultay öncesi beyanatı ise hem bir itiraf hem de günün fıkrası gibi. Seçim süresince kurdukları ittifakı koruyacaklarını “yani Pkk-Pyd ‘ nin partisi Hdp ve İyi parti ile ittifaklarını sürdüreceklerini” söylüyor. Ve ardından yılın espirisini yapıyor. “Bu kurultay iktidara yürüyüşümüzün ve organizasyon yeteneğimizin bir göstergesi olacak.Kimse kaygılanmasın.”
Adam resmen farklı bir dünyada, ütopik hayallerle yaşıyor. Kimse de çıkıp “Yahu müdür, sen yürüsen yürüsen İstanbul’dan sonra Edirne – Kapıkule’ye kadar yürürsün, iktidar kim sen kim?” demiyor.
Hoş ama boş çocuklar için başka örnekler de yok mu?
Var tabii.
1500’ün üzerinde üyesi olan Muğla Barosu 120 üyesi ile oturma eylemi yapıyor. “Bölünmüş baroların kime ne yararı var?” diye de soruyor.
Aklımızdan “Kalan 1400 üyen nerede, onlar bu eyleme neden destek vermiyor, sen bölüneli zaten çok olmamış mı? diye sormak geçiyor.
Sonuç, Diktatör dedikleri adam baroların diktatörlüğünü, taçlarını tahtlarını yerle bir ediyor. Barolarla ilgili düzenlemenin Muğla Baro’sunun oturma eylemi yapan 120 üyesi yararına olmasa da eylemine destek vermeyen 1400 avukatın yararına olacağı görülüyor.
Başka…
5607 sayılı kanunda yapılan değişiklikle ticari amaçlı tütün, tütün türevi insan sağlığına zararlı maddelerin satışına getirilen yasak birilerini ayağa kaldırıyor.
Devletin alkol ve tütünün insanımız sağlığına olumsuz etkilerini azaltmak adına ve hatta sırf bu yüzden bir miktar oy kaybını bile göze alarak getirdiği kısıtlamalar, fiyat artışları kendi bedenine, eşine ve çocuklarına ne çok zararı olduğunu bile bile hayatı hiçe sayan kuş beyinlileri ayaklandırıyor.
“Hem satan hem tüketen zavallılar, medyada “alkolüme karışma, tütünüme karışma.” diyorlar. Alkol ve tütün yüzünden yakalandıkları hastalıkların tedavisinde, hak etmedikleri halde içmeyenlerin verdiği vergilerle alınmış cihazlarla tedavi olduklarını ve doğudan gelen denetimsiz bu tütünleri satarak ya da kullanarak milyonlarca lirayı pkk-pyd nin cebine bıraktıklarını düşünmeden…
Ve son olarak,
Sosyal medya denetiminin düzenlenme ihtiyacına gelince…
Şartmı? Şart.
Kendini açık etmeden önüne gelene kızana, bağırıp çağırana hatta hakaret edene bile eyvallah dediğimiz bir dönemde, şahsi kinini, öfkesini yeni doğmuş bir çocuk üstünden kusmaya çalışanlara ne demeli?
Anlaşılır gibi değil!
Gördük ki dölü ari döl olmayanın, gönlüde gönül olmuyor, olamıyor.
Kısaca!
Ne yapsanız boş.
Bunlar bu memleketin gayri meşruları, imtihanları,
Bunlar memleketin hoş ama boş çocukları.
Selam ve dua ile.
NOT: Sevgili kardeşim Ahmet Yenilmez (Nam-ı diğer, Arzular Şelale) hayırlı uğurlu olsun, aramıza hoş geldin, şeref verdin.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Emeklilere müjde

Emeklilere müjde

reklam