Ana Sayfa Muğla Haberleri, Son Dakika 21 Nisan 2021 13 Görüntüleme

İBADETLERDE İHLAS VE SAMİMİYET

Allah, kâinattaki bütün varlıkları bir nizam üzere yaratmıştır. Evrendeki bu eşsiz düzen insanoğlunun dikkatini çekmiş ve bunu bir yaratıcının varlığına delil saymıştır. Bu sebeple insan, kendisinin ve evrendekilerin yaratılış gayesini bilmek ve anlamak durumundadır.
İnsanın yaratılış gayesi Allah’ı bilmek ve Ona kulluk etmektir. Yüce Allah’ın “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” buyurması bunun apaçık delilidir. Kur’an-ı Kerim’in ilk süresinde “iyyâke ne’büdü ve iyyâke nesteîn” “(Allah’ım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz ” ayetiyle ihlâsa ve yapılan işlerin Allah rızasını kazanmak amacıyla yapılmasına dikkat çekilmiş ve bu husus Kur’an’ın pek çok ayetinde ısrarla vurgulanmıştır
İman ve amel dürüstlüğü olarak tanımlanabilecek ihlâsın nihâî anlamı Allah dışındaki her şeyden uzaklaşmaktır. İhlâs, şirk ve riyâdan, bâtıl inançlardan, kötü duygulardan, çıkar hesaplarından ve genel mânâda gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı faâliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın rızâsını gözetmeyi ifade eder. Peygamber Efendimiz bu konuda “Allah ancak kendi rızası gözetilerek samimi bir niyetle yapılan ibadetleri kabul eder” buyurmuştur.
İhlâs aynı zamanda şeytanın kişiye süslemeye çalıştığı fenâlıklara ve insanları azdırma gayretine engel olan bir tutumdur. Bu durum huzurdan kovulan şeytanın itiraflarından anlaşılmaktadır. “Yeryüzünde insanlara (fenâlıkları) süsleyeceğim, elbette onların hepsini azdıracağım. Ancak içlerinde ihlâsa sahip mü’minler bunun dışındadır”.
İman ve ibâdette ihlâs sadece tavsiye değil aynı zamanda bir emirdir. “De ki: ‘Bana dini Allah’a has kılarak O’na kulluk etmem emrolundu.” “De ki: ‘Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azâbından korkarım.” “Kim Rabbine kavuşmayı isterse sâlih amel işlesin ve Rabbine ibâdetinde (ihlaslı olsun) hiçbir şeyi ortak koşmasın.”
İstenilen bir tutum olan ihlâsın zıddı ise İslam ahlakıyla asla bağdaşmayan riyâdır. Riyâ; sırf Allah rızâsı için yapılması gereken amele gösteriş katmak, amelleri dünyevî maksatlarla, insanlar görsün diye yapmaktır. Kendisine cömert desinler diye yoksullara yardım edenler, âlim desinler diye ilim öğrenen ve öğretenlerin, güzel Kur’an okuyor desinler diye Kur’an öğrenenlerin Allah katında bir değeri yoktur.
İnsan ihlâsla ibadet ettiği zaman, dünya sıkıntılarından uzaklaşır, kendini Yüce Allah’a daha yakın hisseder ve ihsan derecesine ulaşır. Bu da, kulun, sanki Allâh’ı görüyormuş gibi ibâdet edip, davranışlarda bulunması ve kendisini her ân ilâhî müşâhede altında hissedebilmesidir.
O halde gerek ibadetlerimizde gerek diğer davranışlarımızda her hangi bir gösteriş ve çıkar beklentisi içinde olmadan sadece Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak amacıyla ona yönelmeliyiz. Yazımızı şu ayet-i kerime ile bitirelim: “De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”

İsa Topuz
Müftü Yardımcısı

 

1- Mülk, 67/2
2- Zâriyât, 51/56
3- Fatiha, 1/5
4- Zümer,39/ 2; En’am,6/162
5- Râgıb el-İsfahânî, Müfredât, s. 155; Lisânu’l-Arab, “huls” md; Gazzâlî, İhyâ, 4/379-380
6- Nesâî, Cihad 24
7- Hicr,15/ 40; Sâd, 38/82, 83.
8- Zümer, 39/1, 12, 14
9- Kehf, 18/ 110
10- En’am, 6/162

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.