KUR’AN’DA MÜMİNLERİN ÖZELLİKLERİ

KUR’AN’DA MÜMİNLERİN ÖZELLİKLERİ

İlahi hitap insanoğluna doğrudan seslenmektedir. Bunun içindir ki muhatap üslubuyla insanı karşısına alarak uyarmaktadır. İlahi kelamın insandan istediği en öncelikli görev iman etmesidir. İnsanın yaratıcısını tanıması ve bilmesi onun yaratılışının amacıdır. Rabbine inanan insan, mümin vasfına bu şekilde bürünmektedir.
Mümin kendi içinde ve kendisiyle barışık insandır. Mümin iç huzur ve mutlulukla doludur. Onun kendisiyle barışık olması ve manevi tatmine sahip olması, çevresindeki insanlara sirayet eder ve ondaki iman nuru böylece insanlara etki eder. Yüce Allah mümini şu şekilde müjdeler: ”Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.”
İman sahibi olmak insanın hem kendisine karşı hem de bütün varlığa karşı güven ve huzur sahibi olmasının teminatıdır. İman amaçsızlığı insandan uzak tutar. Belirsizlik ve tedirginlik insanı içsel olarak yıpratır. İman bu belirsizliğe son verir. İnsanın nerden gelip nereye gittiğini insana içselleştirir. Böylece hakiki mümin hem kendi içinde hem de topluma karşı huzur ve mutluluk doludur. Etrafına güven verir. Kendinden emin olur. Kendini dünya telaşına kaptırıp, mutsuzluğa sebep olmaz. Küçük-büyük olaylara karşı telaş ve tedirginliğe kapılıp, maddi ve manevi olarak yıpranmaz. Başına gelen musibetlere karşı imanının verdiği güç ve metanetle sabır ehlidir. Bundan dolayıdır ki yüce Allah iman ehli olup, doğru yolda sebat edenleri: ”Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmiş olan cennetle sevinin!”” Şeklinde müjdelemektedir.
Kur’an müminleri bazı sıfatlarla ifade ederken; bazılarını da ona yakıştırmamaktadır. Mümine yakıştırılan en önemli sıfat takvadır ki insanın üstünlüğü ancak takva ile belirlenir. Yine önemli bir özellikte müminin boş boğaz insanlarla laf dalaşına ve tartışmaya girmemesidir. Müminin içinde yaşadığı toplumda, amaçsız insanlar çok olsa da onlarla olan ilişkisini kesmez, diyaloğunu devam eder, onlarla selamlaşır. Ancak onların yanına oturup, onların günahlarına ortak olmaz. Kötü söz ve davranışlarına karşı selam verir ve oradan uzaklaşır. Mümin bu şekli ile her daim güzel söz ve davranış ehlidir. Bu anlamda yüce Allah şöyle buyurur: ”Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.”
Mümin tamahkârlığa ve nefsinin bencilliğine karşı dik duran kişidir. Bu aynı zamanda onun erdemli şahsiyetinin işaretidir. ”Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Dünya insan için nefsini terbiye edeceği bir eğitim yuvasıdır. Nefsin arzu ve istekleri de dünyaya olan meylini kırmakla ancak kontrol altına alınır.
Mümin namaz ve zekât ehli olmakla, boş söz ve davranıştan uzak durmakla, ırzını korumakla, emaneti koruyup, sözünü tutmakla, yüce Allah’ın Müminun suresinde vadettiği kurtuluş müjdesine nail olur.
Kur’an’da mümin için zikredilen önemli bir özellikte onun samimi ve dürüst olmasıdır. Mümin kardeşine karşı dostane davranır. Doğru sözü söyler ve yanlıştan alıkoyar. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.
Müminin samimiyeti sadece bir konuda söz konusu değildir. Mümin öncelikle yüce Allah karşısında samimiyet testine tabi tutulur. Bu da yüce Allah’ın emirlerini hakkıyla yerine getirerek, Namazı kılarak, Orucu tutarak, Zekatı ve diğer diğer dini samimiyeti test eden vazifeleri yerine getirerek olur. Aynı şekilde mümin Kur’an, Hz. Peygamber, toplum, aile vb. konularda samimiyet testine tabidir. Özellikle Kur`an`a ve Hz. Peygambere karşı takındığı tavır önem arz eder.
Mümin kimseye eziyet etmez. Kimsenin hakkını yemez. Bundan sakınır. İmanının verdiği güçle gıybet ve laf taşımaktan kendini uzak tutar. Nefsin istek ve arzularına karşı sabırla hareket ederek Kur’an’ın şu müjdesiyle sevinir: Melekler “Selâm olsun size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler.
İman toplumu birleştiren bir yapı oluşturur. İman etrafında birleşen toplum takva bilinciyle hareket eder. Nitekim dinin çoğu ritüeli toplumu birlik ve beraberlik çerçevesinde bir araya getirme amacındadır. İbadetlerin çoğu toplu yapılarak anlam kazanmaktadır. Böylece Allah’ın rızasına yönelik yapılan ibadetler, insanlar arasındaki bağı da güçlendirmiş olur. İbadet için toplanan insanlar dertleşmeyi, hal hatır sormayı, sıkıntısı olan kişilerin derdine ortak olmayı öğrenmektedir. Böylece kaynaşma ve birlik olma ruhu daha rahat gelişir.

MEHMET MURAT TÜRK
CEZAEVİ VAİZİ

 

1- Tevbe, 9/111.

2- Fussilet, 41/30.

3- Araf, 7/199.

4- Teğabün, 64/16.

5- Müminun, 29/1-9.

6- Tevbe, 9/71.
7- Nahl, 16/32.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.