MUĞLA JES’LERİN HEDEFİNDE

***CHP Jeotermal Enerji Araştırma Komisyonu’nun “Jeotermal Enerji Santralinin Çevresel Etkileri” başlıklı raporu yayınlandı. Raporda, temiz enerji olarak adlandırılan JES’lerin, Türkiye’de usulsüz ve denetimsiz çalıştırıldığı tespiti yer aldı.

***Muğla’nın JES’lerin hedefi konumunda olduğunu ifade eden CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban, “Muğla’nın cennet turizm bölgeleri rant aracı haline getirilmek istenmektedir” dedi.

BERİTAN YÜCEL

CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban ve Parti Meclisi üyesi Gizem Özcan’ında aralarında bulunduğu komisyonun yaklaşık üç ay boyunca gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda “Jeotermal Enerji Santralinin Çevresel Etkileri” başlıklı rapor yayınlandı.

Çalışma sonucu ortaya çıkan raporda, temiz enerji olarak adlandırılan JES’lerin, Türkiye’de usulsüz ve denetimsiz çalıştırıldığı tespiti yer aldı. Raporda “Temiz enerji olarak lanse edilen JES’lerin çevreye zarar veren bir enerji türüne dönüştüğü gözlemlenmektedir” denildi.

“RANT ARACI HALİNE GETİRİLMEK İSTENMEKTEDİR”

Turizm bölgesi olan Muğla’nın rant aracı haline getirilmek istendiğini ifade eden CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban, jeotermal enerji santrali projelerinden vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı. Milletvekili Alban, “AK Parti iktidarı tarafından, Muğlamız büyük bir yağma ve talanın hedefi konumuna gelmiştir. ‘Enerji kaynağı arıyoruz, Jeotermal kaynaklarını değerlendireceğiz’ bahanesiyle, Muğla’nın cennet turizm bölgeleri rant aracı haline getirilmek istenmektedir. Biz CHP olarak, siyasi iktidarın enerji politikalarında izlediği yağmacı politikaları belirlemek ve enerji kaynaklarının kullanılmasında ve tüketilmesi sırasında doğaya verdiği zararı anlayabilmek ve tespit etmek adına CHP Doğa Hakları bünyesinde, söz konusu gelişmeleri yakından izlemek için Jeotermal Enerji Araştırma Komisyonu kurduk. Amacımız JES’lere ön yargıyla değil, objektif bir gözle bakıp, gerçeği aramaktır” dedi.

“YAĞMALATMAYACAĞIZ”

Türkiye’deki JES’lerin büyük çoğunluğunun Aydın, Manisa ve Denizli’de bulunduğunu söyleyen Milletvekili Alban, Muğla’nın ise hedefte olduğunu ifade etti. Milletvekili Alban, “Biz bir tarım ve turizm kenti olan Muğlamızda tarım arazilerinde jeotermal enerji santrali projelerinden vazgeçilmelidir diyoruz. Bu kapsamda uygulanan kamu politikalarında bölgenin kamu yararı esas alınarak hareket edilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Doğal, tarihi ve arkeolojik koruma alanlarında jeotermal kaynak araması ya da işletmesine izin verilmemeli, bu alanların turizm gerekçesiyle dahi olsa yapılaşmasına hiçbir koşulda yer verilmemelidir. Muğlamızın toprağını, suyunu, denizini, ormanını yağmalatmayacağız. Gözünü ranta dikmiş olanlara karşı mücadele edeceğiz, halkın haklı davasının yanında olacağız” şeklinde konuştu.

VATANDAŞLAR ŞİKAYETÇİ

Mürsel Alban, JES’ler ile ilgili olarak vatandaşlarla görüşüldüğünü ve JES’leri kullanan şirketlerden birçok nedenden dolayı şikayetçi olduklarını dile getirdi.

Raporda, JES’lerin işletildiği bölgelerde yaşayan vatandaşların tarım ürünlerinin kalitesinin düştüğü, atıkların derelere bırakıldığı, çevrede pis kokuların oluştuğu yönündeki beyanları şöyle yer aldı:

“Firmaların atıklarını derelere ve sulak alanlara bıraktıklarından, su kaynaklarında kirlenme ve azalma yaşandı. Dere yataklarına bırakılan atıklar nedeniyle tarımsal sulama yoluyla tarımsal ürünler zarar gördü. JES’lerin kurulu olduğu bölgelerde tarım ürünlerinin verimliliğinin düştü. Önceki yıllarda 200 kg zeytin veren ağaçtan artık 20 kg zeytin alınabiliyor. Yaşam alanlarında hidrojen sülfür gazı nedeniyle ‘çürük yumurta kokusu’na benzer bir koku oluştuğu ve buna halen bir çözüm bulunamadı.

JES’lerden kaynaklı hava kirliliği nedeniyle özellikle solunum yollarıyla ilgili sağlık sorunları yaşanıyor. Kimyasalların sebep olduğu hastalıklar, kanser vakaları arttı. Anayasal haklar kullandığında idari para cezası, cezai soruşturma gibi yaptırım ve süreçlerle karşılaşılıyor.”

TOPLUMSAL TEPKİLER SONRASI VAZGEÇİLDİ

Yayımlanan raporda jeotermal enerjinin son zamanlarda Türkiye’de doğa hakkı ihlalleri çerçevesinde yoğun olarak tartışıldığı, devlet kurumları ve şirketler ile bölge halkının karşı karşıya geldiği ifade edildi. Raporda, 2020 yılı Ekim ayında Muğla’da 32 adet JES sahasıyla ilgili ihalelerden, toplumsal tepkiler sonrasında vazgeçildiğine değinildi.

Komisyon çalışmaları kapsamında sivil toplum örgütleri ve bir kısım meslek kuruluşlar ile yapılan görüşmelerde, Jeotermal kaynaklar üzerinden gerekçe yaratılarak turizm şirketleri tarafından doğal ve tarihi alanların işgal edilmeye çalışıldığından söz edildi.

TARAFLAR SORUMLULUK KABUL ETMİYOR

Raporda, JES’lerin Büyük Menderes Havzasına Çevresel Etkileri TMMOB Raporunun ön değerlendirmesi bulunuyor. Büyük Menderes Havzası’nda incirin, zeytin ağaçlarının, pamuk tarlalarının JES’ler nedeniyle zarar gördüğü beyan edildi. Büyük Menderes havzalarında su, toprak ve hava kirliliklerinin olduğu bilimsel olarak ispatlandığı, bu durum aynı zamanda görüşülen tüm taraflarca da teyit edildiği yer aldı.

Raporda, söz konusu kirlilikte hangi kirletici unsurun ne kadar paya sahip olduğu ispatlanamadığı için tarafların sorumluluk kabul etmemesine, yaşanılan kirliliğin diğer sektörlerden kaynaklandığını iddia etmelerine zemin sağladığı ifade edildi. Ancak, mevcut kirlilik içerisindeki payın ispatlanamaması daha fazla kirletme hakkı sağlamadığı gibi, bu konuda bir savunma argümanı olarak kullanılması da sorunun çözümünü kısır döngü haline getirmektedir denildi.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.