Ana Sayfa Menteşe Haberleri, Muğla Haberleri, ŞEHİTLERİMİZ, Son Dakika 19 Mayıs 2020

Şehit Ailelerimiz

11 ayın sultanı Ramazan ayı boyunca, vatanı uğruna şehit düşmüş Muğlalı şehitlerimizi hatırlamak ve her birini yad etmek amacıyla Şehit ailelerimizle yaptığımız söyleşileri sizler için kaleme alıyoruz. Bu sayımızdaki söyleşimizi 10 Mart 2004 yılında Manisa Kırkağaç’ta görev esnasında şehit olan Serhat Demirtaş’ın babası Adil Demirtaş ile gerçekleştirdik.

Jandarma Er Serhat Demirtaş: 10 Mart 2004 yılında Manisa Kırkağaç’ta görev esnasında koşu yaparken ciğerlerinin patlaması sonucu 19 yaşında şehit düşmüştür. Demirtaş’ın ailesi Menteşe’de ikamet ediyor. Mezarı, Menteşe eski mezarlık şehitliğindedir.

Dilerseniz şehit babası Adil Demirtaş ile röportajımıza kendisini tanıyarak başlayalım.

– Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Adil Demirtaş. Eşim Nazlı Demirtaş. Muğla 1958 doğumluyum. Aslen Datçalıyız ama büyüklerimiz eşeklerle Muğla’ya gelmiş, buraya yerleşmişler. Emekli olamadım. Mesleğim aşçılık. Oğlum şehit olduğunda üniversitede çalışıyordum. 2 çocuk babasıyım. Bir kızım bir oğlum vardı. Oğlumu şehit verdik.

Oğlunuz Serhat Demirtaş nerede, ne zaman ve nasıl şehit oldu?

Oğlum Manisa Kırkağaç’ta şehit oldu. Görev şehidi. Eğitim sırasında özel time ayırıyorlar. Komando jandarmaydı. Özel time ayrıldıklarında ilk bin beş yüz metreye koşturuyorlar sonra üç bine. Özel time ayrıldıktan sonra yüzer yüzer metre koşmaları gerekirken birden beş bin metreye çıkarıyorlar. Koşuda çavuşuyla yarışmaya giriyor. Dönüşte dokuz bin yedi yüz metreye birinci geliyor ama üç yüz metre kala yere düşüyor. Aşırı zorlamadan akciğerleri patlama yapıyor. 3 gün ayağında bir ödem oluşmuş. Söylememiş subaylarına. 3 gün koşmamış sonra tekrar bir koşu olmuş. Özel tim komutanı Serhat sen bugün koşma ayağın ağrıyor demiş. Oğlum da bir şeyim yok komutanım demiş. Hatta o gün bana telefon etmişti baba sen bana torpil mi yaptırdın beni koşturmuyorlar diye. Bende hayır demiştim. Meğer ayağından dolayı komutanı koşturmamış ama benim bir şeyim yok demiş. Komutanı sen bugün koşma eşyaların başında bekle demiş. Öyle deyince de zoruna gitmiş beni neden koşturmuyorsunuz komutanım diye. O gün koşmuş işte. Aşırı zorlamadan ciğerleri patlamış. 19 yaşındaydı şehit olduğunda. 22 Nisan’da 20 yaşına girecekti. Mart’ın 10’unda şehit oldu. 11’inde Muğla’ya defnettik.

Ateş düştüğü yeri yakıyor. Biliyorum acınızın tarifi yok ama bir şehit ailesi olarak neler hissediyorsunuz?

Ben çalışırken subaylar geldi yanıma. Ben orada anladım zaten. Çocuğuma bir şey oldu dedim. Sonra ben bayılmışım zaten. Gözlerimi açtığımda ambulanstaydım. Evimize insanlar doluşmuş. Sonra işte aradılar oğlunuza tören yapacağız görev şehidi oldu gelin alın cenazesini diye. O zamanlar seçim vardı. O kargaşada aldık geldik. Ama ben hala inanamıyorum şehit olduğuna. Hala görevdeymiş gibi geliyor. Buradan iki kişi götürdük biz. Teyze oğluyla beraber ikisini de teslim ettik. Güle oynaya gitmişlerdi. Oğlunun şehit olması her anne babaya nasip olmuyor bu işler. Çocuğumun yazısı böyleymiş. O zaten hep söylerdi baba ben şehit olup geleceğim diyordu. İçine doğmuş oğlumun. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Askere gitmeden önce berberlik yapıyordu, harçlığını çıkarıyordu. Kızım da eşini trafik kazasında kaybetti. Torunum doğdu sonra. Yanımıza yerleştiler. O bizi hayata bağladı.

-Şehit ailesi olarak yaşadığınız sıkıntılar var mı?

Sağ olsun Mehmetçik vakfı, kendi şehit aileleri derneğimiz, sosyal yardımlaşma yardım ediyorlar sağ olsunlar. Kendimize göre sıkıntılarımız var ama bir şekilde geçinip gidiyoruz. Bende dernek kurucularından biriyim. Mehmet amcanın muhasebecisi bendim. Dernek başkanlığını bana teklif ettiler ama ben istemedim kaldıramam diye. Çünkü bir yerde elini cebine atman gerekiyor biz bir senedir anca toparlanıyoruz. Diğer şehit aileleriyle de görüşüyoruz. Birbirimizin dertlerine ortak oluyoruz. Eskiden belediyeden kömür gelirdi. Bu sene gelmedi. Kredi çekip motor almıştım üstümde motor çıktı diye belediye bana kömür vermedi. Dışarıdan yargılaması kolay ama bir sorsunlar bakalım bana ben o motoru ne sıkıntıyla aldım diye. Kolları bilezik dolu insanlara yardım götürdüklerini biliyorum. Ben bir şekilde geçinirim ama önemli olan düşünmek. Bir şey olduğu zaman ilk önce bizi çağırıyorlar ama yardıma gelince yok. Yine de Allah razı olsun. Hepsi yerinde sağolsun. Buna şükür.

– Devletimizin şehit ailelerine olan hassasiyetini biliyoruz. Devletimizi yanınızda gördükçe neler hissediyorsunuz?

Evet devletimiz sağ olsun hep arayıp sorarlar. Özel günlerde hiç yalnız bırakmazlar. Telefonla sık sık görüşürüz. Yemekler olurdu önceden bu sene virüsten dolayı bir araya gelemedik. Bir şehit aileleri değil garibanlarımız çok. Herkese yardım etsinler. Hepsi yerinde sağ olsun, Allah devletimize zeval vermesin.

– Şehit haberlerini izlediğiniz zaman neler hissediyorsunuz?

Biz şehit haberlerini izlemiyoruz. Bizde yaşadığımız için o durumu biliyoruz onların nasıl bir durumda olduğunu. Tekrar o anı yaşatıyor bize şehit haberleri. Belgesel izleriz biz daha çok. Dünyadaki en büyük acıymış evlat acısı.

Röportajımızı sonlandırırken, söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın.

Bizleri evinizde konuk ettiğiniz için teşekkür ediyor, acınızı yürekten paylaşıyoruz.

Vatanı için canını feda eden şehitlerimize mübarek Ramazan ayında bir Fatiha’yı esirgemeyelim.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.