TADINDAN YENMEZ

Ve Muharrem İnce CHP’den istifasını ve Memleket Hareketi ismiyle atıldığı yeni siyasi yolculuğunu düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu.

Renkli bir siyasi dönem yaşayacağımızı düşünüyorum.

Özellikle yeni kurulan partilerle birlikte.

Ahmet Davutoğlu’nun liderliğindeki Gelecek Partisi, Ali Babacan’ın liderliğindeki Deva Partisi, Mustafa Sarıgül’ün başını çektiği Türkiye Değişim Hareketi, Rıfat Serdaroğlu’nun Doğru Partisi derken şimdi de, Muharrem İnce’nin liderliğindeki Memleket Hareketi.

Hayırlı uğurlu olsun.

Değişim ve yenilik iyidir.

Tabi bu tespit, bu gelişmeleri değişim olarak görenler için.

Bir de takılı kalanlar var.

Hem de baya baya var.

Örneğin; Davutoğlu ve Babacan’ın, AK Parti geleneğinden geldiği yönündeki düşünceye sahip olup, değişim yaratamayacağını savunan seçmen sayısı azımsanacak gibi değil mesela.

Mustafa Sarıgül ve Muharrem İnce gibi isimlerin CHP’nin oylarını böleceğinden ve bunun da AK Parti’nin işine yarayacağından dem vuranların sayısı da az değil.

İnce’nin böleceği kadar Davutoğlu ve Babacan’ın böleceği konuşulmuyor.

Oysaki böyle bir ihtimal de var.

Sonuçta geldikleri AK Parti içinde lobisiz isimler değillerdi.

Bana göre parti kuran isimlere bir kulp takmak yerine, mevcut siyasal düzende refleks ortaya koyabilme girişimlerini önemsemek gerekli.

Hele ki lider sultasının yaşandığı partilerinden ayrılarak koydukları refleks oldukça önemli.

Sözünü ettiğimiz isimler mevcut düzenin uzantısı olmaya devam edip ya da ‘artık yeni şeyler söylemek lazım’ düşüncesini benimsememiş olsalar, ne diye yeni bir parti kurmaya kalkışsınlar.

Dolayısıyla Muharrem İnce için kullanılan “bölecek” şeklindeki bir yaklaşımı çok saçma bulduğumu söylemeliyim.

Bu yaklaşımı savunanlar da, gelenekçi yapının içinden bir türlü kabuğunu kıramayanlar ve hatta küçük olsun bizim olsun mantığının ürünleri de diyebilirim.

Var olanın yettiği ama daha da aşağı düşmesin düşüncesinde olanlar.

Oysaki bu işin bölmesi, bölünmesi mi kalmış?

Bas baya ortaya çıkılmış, gönül verdikleri partilerindeki mevcut sistemi kabul etmeyip, daha iyisini yapmak için niyetlenilmiş ve hizmet etme isteklerini başka bir parti kurarak yerine getirmeye yönelik girişimler olarak değerlendirmek çok zor olmasa gerek.

Bu kurulumun için de ideal da var, hedef te var, bölünecekse bölmek de var.

Konu ne olursa olsun tek bir taraftan bakmak özellikle de siyaset ortamında bana göre sığ bir düşünce şekli.

Gelenekçi ve bir tık ileriye gidemeyen bu sığ düşünceler nedeniyle, bugünkü siyaset ortamından başka bir ortam görüp, yaşayamıyoruz.

Bu yüzden de gerek ülkemizde gerekse şehrimizde ne yeni isimler, ne yeni adaylar çıkabiliyor, ne yeni söylemler ortaya atılıyor ne de bilinçli bir seçmen refleksi ortaya konuyor.

Bana göre Türk siyasetinin özeti sadece bu. Hadi Türk siyaseti kıpırdansa bizim Muğla’da şekil şemal maalesef bu.

Hem de her mecrada.

İsimler bazında şöyle bir çevrenize bakınız.

Yerel yönetimler seçimlerine, bu seçimlerdeki adaylıklara, STK’lara…

Babadan oğula bile geçmeye başladı.

Bakınız siyasi partilerin kadrolarına, il başkanlıklarına, meclis üyeliklerine, bakınız yardım kuruluşlarına birini yönetirken, diğerini de yönetmeye başladılar.

Hep aynı, her şey aynı.

İsimler ve yöntemler hep aynı.

Hadi bu şehirde yeni isimler çıkmıyor ya da çıkamıyor. Mevcut isimler vatandaşa, seçmene dayatılıyor bari bırakın ülke, Muğla gibi olmasın.

Siyasette aynı liderler ve uzantılarının kapışmasını izlemekten sıkıldık.

Hazır demokrasi de yok olmuşken, tekrar ediyorum değişim ve yenilik iyidir.

Hele bu değişim ve yenilik Muğla’ya da yansırsa tadından yenmez.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Beyin göçü ve geleceğimiz

Beyin göçü ve geleceğimiz