Ana Sayfa Köşe Yazarları, Son Dakika 29.03.2020 232 Görüntüleme

VATANDAŞ ODAKLI ZAFİYET VAR

Evde kalma yönündeki uyarılara tam anlamıyla uyduğumuz yönünde endişelerimiz ve eksiklerimiz var bu tamam da, herkesin yorumsal felaket içeren yaklaşımlarına tamam dememiz mümkün görünmüyor.

Gerek yorumsal, gerekse de sosyal medyada paylaşımsal.

Kriz yönetimimizde zaaf var.

Devlet yönetebilse, biz vatandaşlarda var.

Toplumun ciddi anlamda bozulan psikolojisini, iyimser bir hale dönüştürmeye yönelik girişimler yerine, olumsuzluk içeren paylaşımlarla tamir edilemez bir noktaya gittiğimiz kesin.

Sanki bu tür paylaşımları yapan kişiler risk altında değilmiş gibi tutumlardan bıktık, usandık.

İyi ki varmış sosyal medya.

Uyarıcı ve yarar içeren paylaşımlara tabiî ki sözümüz yok. Farkındalığa ihtiyacımız var. Hele bizim toplumun fazla fazla ihtiyacı var.

İnsan sağlığı üzerinde tehdit oluşturan bir virüsün uzmanların bilimsel veri, tanı ve yorumlarından yola çıkıp, uygulamamızın dışında yapılan yorumların nereye gittiği ya da gideceği hiç düşünülmeden bir yol tutturmuş gidiyoruz.

Sonra da vaka sayısı bu, ölü sayısı bu şeklinde duyarlı vatandaş rolüyle yapılan ifade ve paylaşımlar ya da tekrarlar.

Maşallah ağzı olanın konuştuğu bir toplum olduğumuz aşikar.

Ee tabi lafın sermayesi de yok.

Hele ki felaket tellallığında zaten üstümüze yok.

Uzmanlardan çok uzmanız.

Uygulanması elzem olan gereklilikler ortadayken, hala daha toplumu paniğe sürükleyici umutsuz yorum ve paylaşımlar ruh sağlığımızı, Coronavirüs’ten daha çok etkiledi.

Herkes her şeyi biliyorsa, hele ki olumsuz olan her şeyi biliyorsa, daha da bildirmenin ya da tekrar edip, ısıtıp ısıtıp önümüze getirmenin ne alemi var.

Sağduyu hakim olmalı.

Paylaşımlar evde kalmaya özendirici olmalı.

Zaten bir halka devamlı “evde kalırsanız yaşarsınız” denmeye getirilen uyarılar, bu iş de bir yanlışlık olduğunu gözler önüne seriyor.

Bunu anlamamak da direniyoruz. Bunu anlamış değilim ama bir tuhaflık var.

Sonrasında yetkililerin kendi karantinamızı oluşturmamız yönündeki ifadelerine tepki gösteriyoruz.

“Evde kal” diyorlar kalmıyoruz, kişi mesafelerini koruduğumuz söylenemez, evde sıkıldım diyerek ortalıkta ulu orta turladığımız da aşikar.

Sonrasında da devlet açıklamalarını beğenmiyoruz.

Eeee bu durumda kendi karantinanı kendinin oluşturmak kadar doğal ne olabilir?

Hem ayranım dökülmesin, hem ayranım ekşimesin misali.

Peki, biz bu sürece ne kadar katkı veriyoruz. Genelleme yapmak istemiyorum ama önlemini alan duyarlı bu kadar vatandaşa rağmen, vakalar neden artış gösteriyor?

Demek ki ciddi anlamda zafiyet var.

Vatandaş odaklı zafiyet var.

Duyarsızlık korkuya rağmen baş göstermiş durumda.  

Halk devlet çalışmalarına katkı sunmalı, zorluk çıkarmamalı. Korkarım sokağa çıkma yasağı gelirse de deleceğiz biz bu yasağı.

Biraz daha duyarlı olalım. Paylaşımlarımıza dikkat edelim. Bilgi kirlilikleriyle birbirimizin psikolojisi çökertmeyelim.

Öyleymiş, böyleymiş, olmuşmuş, varmışmış, yokmuşmuş, mış, miş, muş, müş….

Hem korkuyoruz hem de cengaveriz.

Ama bildiğim bir şey var o da; Corona’dan önce panik ve korkunun hakim olduğu psikoloji bizi yok edecek olduğu.

Korkuyu, paniği yaşarken, yapılacak olanlara özenli davranmamaya da devam ediyoruz.

Hal böyleyken, hadi devam edelim birbirimizi çökertmeye.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.