AK Parti seçim beyannamesi açıklanıyor

AK Parti seçim beyannamesi açıklanıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Seçim Beyannamesi ve Milletvekili Aday Tanıtım Toplantısı'nda konuşuyor.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bugün bu salonda, Sultan Alparslan'ın Malazgirt'teki vakur duruşundan, Osman Gazi'nin Söğüt'te diktiği çınarın üç kıta yedi iklime yayılan cesametinden, Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u alarak çağ açıp çağ kapatan fethinden, Gazi Mustafa Kemal'in 600 asırlık bir cihan devletinden geride kalanlar üzerinde kurduğu Cumhuriyetimizin heyecanından, rahmetli Menderes'in tam 73 yıl önce, 14 Mayıs 1950'de zafere ulaştırdığı 'Yeter söz milletindir' haykırışından, rahmetli Özal'ın Türkiye'ye çağ atlatma azminden, rahmetli Erbakan'ın, 'önce ahlak ve maneviyat' ilkesi üzerine kurduğu sanayi ve teknoloji hamlesi hayalinden, rahmetli Türkeş'in, Türk dünyasının birliği ve Türk Devletinin ebed müddet ayakta kalması uğrunda verdiği mücadeleden, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun ömrü boyunca vatanını sevmenin çilesini çekerken sergilediği asil duruşundan, AK Parti'nin 21 yıldır azim ve kararlılıkla hayata geçirdiği demokrasi ve kalkınma atılımlarından, velhasıl ilhamını, bu topraklara, bu millete dair hayırlı olan ne varsa ondan alan siz dava ve yol arkadaşlarımla birlikte olmaktan şeref duyuyorum.

Allah'ın izniyle, yine bir 14 Mayıs arifesinde, 1950'deki inanç ve iradeyle, bir kez daha 'Yeter söz milletindir' demek, 'Yeter söz de karar da gelecek de milletindir' demek için biz bir aradayız. Bizim 'yeter' dememiz Bay Bay Kemal'in 'yeter' demesine benzemez. Hayatlarını mücadeleye adamış milletin adamlarının kiminin sonu darağacında bitmiş olsa da yüreklerde yaktıkları hak, hukuk, özgürlük, kalkınma ateşi hiç sönmedi. Darbeciler, süngüleriyle bu ateşi söndürmeyi başaramadı. Vesayetçilerin millete tepeden bakan kibirleri, bu ateşi söndürmeyi başaramadı. Küresel emperyalistlerin içerideki ve dışarıdaki tetikçilerinin hoyratlıkları, bu ateşi söndürmeyi başaramadı. Siyasi ve sosyal mühendislik hesaplarıyla girişilen sayısız teşebbüs, bu ateşi söndürmeyi başaramadı."

Türk milletinin, her seferinde iradesine, istiklaline ve istikbaline sahip çıktığını ve yönünü aydınlık geleceğine çevirdiğini kaydeden Erdoğan, AK Parti'nin, bu kutlu mirasın son 21 yıldaki temsilcisi olarak milletle gönül gönüle, omuz omuza tarihi bir demokrasi ve kalkınma mücadelesi yürüttüğünü vurguladı.

AK Parti'nin kurulduğu günden beri girdiği her seçimi, bu çetin mücadelenin yeni adımı, yeni bir safhası olarak yaşadığını söyleyen Erdoğan, 2002 seçimlerine "Tek başına iş başına" diyerek gittiklerini, milletin kendilerini tek başına iktidara getirdiğini, 2007 seçimlerine "Durmak yok yola devam" diyerek gittiklerini ve milletin yolu açtığını anlattı.

Erdoğan, 2011 seçimlerine "İstikrar sürsün Türkiye büyüsün" diyerek gittiklerini, milletin tercihini istikrardan yana kullandığını, "Sen-ben yok Türkiye var" diyerek gittikleri 2015 seçimlerinde de Türkiye'yi yanlarında bulduklarını aktardı.

"Vakit Türkiye vakti" diyerek girilen 2018 seçimlerinde milletten yeni yönetim sisteminin onayını aldıklarına işaret eden Erdoğan, bugün de "Türkiye Yüzyılı için doğru adımlar" diyerek bir kez daha milletin huzurunda olduklarını dile getirdi.

"Ahdimizi yenilemek için bir aradayız"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, "Darbecilere, vesayetçilere, küresel emperyalistlere, siyasi ve sosyal mühendislik projelerine karşı milletimizle birlikte Türkiye Yüzyılı'nın kapısını aralamak için buradayız. Var mıyız bu yürüyüşe? Durmak yok, yola devam. 14 Mayıs'ta sandıkları hep birlikte patlatıyor muyuz? Ben ana kademede bu cesareti, kadın kollarında, gençlerde bu cesareti görüyorum. AK Parti'nin 14 Mayıs'ta milletimizin huzuruna çıkacak kadrosu olarak, ahdimizi yenilemek için bir aradayız." diye konuştu.

Türkiye Yüzyılı şarkısının, "Doğ ey güneş/Üstümüze dök ışıklarını/Dağılsın bulutlar/Mazlumlar söylesin şarkılarını/Başlasın Türkiye Yüzyılı yarın değil hemen şimdi." bölümünü okuyan Erdoğan, Türkiye Yüzyılı'nın yürüyüşünü yarın değil hemen şimdi başlatmak için bir araya gelindiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu yürüyüşün gücünü, Milli Mücadele'yi başarıya ulaştırıp son devletimizi kuran ve yaşatan şehitlerimizin, gazilerimizin, ebediyete irtihal etmiş büyüklerimizin manevi mirasından alıyoruz. Bu yürüyüşün gücünü, son 21 yılda ülkemize kazandırdığımız eserler ve hizmetlerden alıyoruz. Bu yürüyüşün gücünü, geçmişte yaşadıkları zulümlerin, haksızlıkların, baskıların yol açtığı hak ve özgürlük hasretlerini dindirdiğimiz herkesten alıyoruz. Bu yürüyüşün gücünü, Türk'üyle, Kürt'üyle, Sünni'siyle Alevi'siyle, Roman'ıyla, gayrimüslimiyle, istisnasız bu ülkenin tüm vatandaşlarını, analarının ak sütü gibi helal olan hak ve özgürlükleriyle buluşturmaktan alıyoruz. Türkiye Yüzyılı, sadece bizim değil, İslam aleminden Türk dünyasına, Balkanlar'dan Kafkaslar'a, Asya'dan Afrika'ya tüm dostlarımızın, tüm insanlığın ortak vizyonudur. Ben size buradan bir mesaj veriyorum, şu anda 14 Mayıs'ı siz zannediyor musunuz sadece Türkiye takip ediyor, hayır. Tüm İslam dünyası 14 Mayıs'ı takip ediyor ve 14 Mayıs seçimlerinde ne olacak, bunu takip ediyorlar. İslam dünyasının bu heyecanını ben inanıyorum ki bu kadro aynen paylaşacak."

Çünkü Türkiye'nin sadece 780 bin kilometrekareden ibaret bir ülkenin, Türk milletinin sadece 85 milyon nüfustan ibaret bir toplumun adı olmadığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kalbi bizimle atan her kardeşimiz, bu ülkenin ve bu milletin bir parçasıdır. Rabb'im gazamızı mübarek eylesin. Rabb'im yolumuzu açık eylesin. Rabb'im zaferimizi kutlu eylesin. Şu ramazanda bakıyorsunuz, İslam dünyasından bir ülke 200 ton hurma gönderiyor, nereye? Deprem bölgesine. Niçin? 'Oradaki depremzede kardeşlerimiz iftarlarını hurmayla açsın.' diye. Bakıyorsunuz, bir diğeri 100 ton, bir diğeri 100 ton gönderiyor. Niye? İstiyorlar ki depremzede kardeşlerimiz iftarlarını hurmalarımızla açsın. Bu, bir anlayışın ifadesidir. Bu, bir yaklaşımın ifadesidir. Bu ne demek? Biz depremzede kardeşlerimizi bu ramazanda yalnız bırakamayız demek, hem ayni hem nakdi, her şeyleriyle yanımızda yer aldılar. Abu Dabi, Katar, Libya, Cezayir böyle. Bu bir anlayış. İşte Türkiye de bu kardeşleriyle beraber bu yolda yürüdü. Hep söylüyoruz. Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor."

"Devlet geleneğimizin gereği olan duruş da budur"

Yaşanılan her saldırının, felaketin, acının, 6 Şubat depremlerinin birliği daha çok sıkılaştırmanın, beraberliğe daha çok sahip çıkmanın, kardeşliği daha da güçlendirmenin gerektirdiğini gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz Türkiye olarak önce, altyapımızla, üretimimizle, güvenliğimizle, diplomasimizle, her şeyimizle kendi ayaklarımızın üzerinde duracağız. Ancak bunu sağladıktan sonra bize uzanan elleri tutabilir, bize el uzatanların yardımlarını kabul edebiliriz. Çünkü kanımızla, canımızla, alın terimizle kendimize vatan yaptığımız bu kadim coğrafya, binlerce yıldır olduğu gibi bugün de tüm dünyanın gözünü diktiği yerdir. Bu coğrafyada huzurla yaşamanın, devlet kurmanın, gelecek inşa etmenin bedeli, güçlü olmak ve güçlü kalmaktır. Binlerce yıldır üzerine nice başarılar inşa ettiğimiz milli hasletlerimizin ve devlet geleneğimizin gereği olan duruş da budur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin her bir ferdinin, bu ülkenin refahından ve demokrasisinden aynı düzeyde yararlanma hakkı olan birinci sınıf vatandaşları olduğunu söylerken, bu öz güvene dayanıyoruz. Yaşadığımız her sınama gibi deprem afetleri karşısında da aynı yaklaşımla hareket ediyoruz. Ülkemizin bir köşesindeki insanların evleri başlarına yıkılmışken, diğer hiçbir yerdeki insanımız hayatını hiçbir şey olmamış gibi sürdüremez."

"Asıl devrimi zihinlerde yaptık, zihniyetlerde yaptık"

Erdoğan, 6 Şubat'taki Kahramanmaraş merkezli depremlerin haberlerinin alındığı andan itibaren istisnasız her şehrin, her ilçenin, her hanenin, her insanın, mağdurların imdadına koşmak için seferber olduğunu vurguladı.

Milletin gösterdiği bu samimi gayretin, binlerce yıldır "diri tutan hasletlerin dimdik ayakta olduğunun" işareti olduğunu söyleyen Erdoğan, devletin de şartların zorluğunu kısa sürede aşarak, tüm gücü, kurumları, personeli ve imkanlarıyla deprem bölgesinde yer aldığını ifade etti. Erdoğan, bu tablonun, devletin milleti için var olduğu gerçeğini her bir insanın yüreğine tekrar işlediğini belirtti.

Dünyada etkileri tamamen ortadan kalkmamış olan Kovid-19 salgınının, insanlığın hiç umulmadık şekilde ortaya çıkabilecek büyük tehditlerle karşı karşıya kalabileceğini hatırlattığını aktaran Erdoğan, bu küresel sağlık ve yönetim krizinin yıkıcı sonuçlara yol açabilecek tehditlerinin üstesinden, sergilenen dayanışmayla gelindiğine dikkati çekti.

Deprem, yangın, sel gibi afetlerin yaralarını milletle birlikte hızla sardıklarını dile getiren Erdoğan, "Allah'ın izniyle, 6 Şubat depremlerinin izlerini de 'kerim devlet' anlayışıyla yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde kısa sürede sileceğiz." dedi.

AK Parti olarak karşılaşılan her meseleyi "önce insan" bakışıyla değerlendirdiklerini ve hareket tarzını da ona göre belirlediklerini aktaran Erdoğan, insana hizmet etmeyen hiçbir kurumun, hiçbir kuralın, hiçbir programın, hiçbir uygulamanın kendi dünyalarında yerlerinin olmadığını, AK Parti'yi farklı kılanın da bu vasıflar olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Partimiz, kuruluşu, teşkilatlanması, üye sayısı, iktidar süresi, icraatı, uluslararası saygınlığı gibi bu tür unsurlarla, dünyanın en büyük sivil teşekkülleri arasında yer alıyor. Küresel dengelerin yeniden oluştuğu şu kritik dönemde, ülkenin direksiyonunda AK Parti'nin birikimine ve etki gücüne sahip bir kadronun olması çok kıymetlidir. Dünya sürekli yeni meydan okumalarla kendine yön ararken Türkiye, AK Parti'nin kurumsal tecrübesi ve bizim siyasi liderliğimiz sayesinde herkesten bir adım öne geçme şansını yakalamıştır. Geçmişimizle geleceğimiz arasında kurduğumuz sağlam köprüler vasıtasıyla, ülkemizi insanlığın bu muhataralı sürecinden en güçlü şekilde çıkarmanın gayreti içindeyiz. AK Parti'nin ilk günden beri verdiği mücadelenin ve kazandığı başarıların sırrını çözmek için önce partimizin bazı özelliklerini anlamak gerekir. Her şeyden önce AK Parti, klasik manada bir siyasi parti olmanın ötesinde, dava sahibi, hayal sahibi, vizyon sahibi, vicdan sahibi bir harekettir. Türkiye Yüzyılı için hemen şimdi. Buna hazır mıyız? Öyleyse yola devam, doğru zaman. Partimiz, bu vasfıyla milletimizin son iki asırdır süren arayışında en önemli toplanma yeri, en önemli adresi olmuştur. Şu anda üyesi itibarıyla yaklaşık 12 milyon üyeye sahip bir başka parti Türkiye'de yok, dünyada da yok. Türkiye'nin demokrasisi ve kalkınması konusundaki çözüm tekliflerimizin, dünyada yaşanan siyasi ve sosyal çarpıklıklara karşı yükselttiğimiz itirazlarımızın, insanlığın ortak dertlerinin ve taleplerinin sözcülüğünü yapabilmemizin, kısacası bizi diğerlerinden ayıran özelliklerimizin gerisinde, temsilcisi olduğumuz davanın kadim kodları vardır. Biz Türkiye'de sadece okul, hastane, yol, baraj gibi eserlerle sembolleşen bir kalkınma devrimi yapmakla kalmadık.

Geçen akşam bir televizyon kanalında, bir profesör, ne derse beğenirsiniz, profesör, 'köprü, baraj, havalimanları yapmakla bu iş çözülmez. Soğan, patates kaç para onu söyle?' Bu adam profesör. Düşünün, barajın yok, yolun yok, havalimanın yok, bütün bunlarla beraber Togg'un yok, uçak gemin yok. 'Domates, patates, kaç para onu söyle?' Bu adam profesör, müsvedde bu. Öncelikle senin profesörlüğünden bu millete ne gelir? Hiç. Önce bir ülkenin kalkınması için nelere ihtiyaç var bunu söyle? Eğitimde yoksun, sağlıkta yoksun, ulaşımda yoksun, adalette yoksun, emniyette yoksun. Neymiş, 'domates, patates.' Vah zavallı vah. Bunlar olmadıktan sonra senin domatesin de olmaz, patatesin de olmaz. Biz asıl devrimi zihinlerde yaptık, zihinlerde ama demek ki bu profesörün zihinlerinde bir değişim olmamış."

"Dünya 5'ten büyüktür itirazımıza daha fazla destek bulabiliyoruz"

Türkiye'nin geçmişte "karışamazsın" denilen ne varsa hepsinde de değiştirici rol oynayabileceğini gösterdiğini ifade eden Erdoğan, güney sınırlardan Doğu Akdeniz'e, Karadeniz'den Kafkasya'ya her yerde bunun örnekleri olduğunu söyledi.

Geçmişte milletine "yapamazsın" denilen ne varsa hepsinin de olabileceğini gösterdiklerini belirten Erdoğan, savunma sanayisinden ulaşım ve enerji altyapısına, yerli otomobile, uçağa kadar her alanda bunun sayısız örneklerinin bulunduğunu aktardı. Erdoğan, üzerinde konuşlanacak Kızılelma'sı ve Bayraktar TB-3'üyle, kendi sınıfındaki dünyanın ilk insansız hava araçlarıyla donatılmış savaş gemisinin dün hizmete alındığını hatırlattı.

Geçmişte bu coğrafyada "teşebbüs edilemez" denilen ne varsa hepsinin de gerçekleşebileceğini gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, darbecilerin hüsrana uğratılmasından Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasına ve sınır ötesi harekatlara kadar her konuda bunun örnekleri olduğunu kaydetti.

Erdoğan, "Sultanahmet Meydanı'nda bir miting yapıyoruz üstat Necip Fazıl ile o mitingde üstat Necif Fazıl, eliyle gösteriyor ve şunu söylüyor, 'Ayasofya bir gün açılacak' diyor, ben de takdimi yapıyordum. Elhamdülillah açıldı, açmak da bize nasip oldu." diye konuştu.

İstanbul'daki programlarını hatırlatan Erdoğan, Bağcılar'daki programda 40 bin, Pendik'teki açılışta 60 bin kişi olduğunu belirterek, "Gümbür gümbür İstanbul sandığa gidiyor." dedi.

Erdoğan, büyük ve güçlü Türkiye'ye doğru giden her adımı zihinlerde örülmüş duvarları yıkarak, kalplere salınan korkuları yenerek, ayaklara vurulan prangaları kırarak attıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geldiğimiz noktada, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik esaret çukuruna yeniden yuvarlanmamak için güçlü olmaktan, güçlü kalmaktan, gücünü artırmaktan başka çaresi yoktur. Üstelik buna sadece bizim değil, güvenlik ve tabiat tehditleri sebebiyle giderek dengesizleşen dünyanın da ihtiyacı var. Bu sebeple 'Dünya 5'ten büyüktür' itirazımıza her geçen yıl destek daha fazla büyüyor. Bu sebeple Rusya-Ukrayna savaşında her iki tarafla da görüşebiliyor, tahıl koridoru ve esir değişimi gibi somut ilerlemeler sağlayabiliyor, barış ihtimalini masada tutabiliyoruz. Bu sebeple Libya'dan Karabağ'a pek çok yerde, tüm dünyanın seyrettiği haksızlıkların düzeltilmesi için fiilen sahaya inip netice alabiliyoruz. Bu sebeple Balkanlar'da barışın sürmesinin ve uzlaşma yollarının açık tutulmasının garantisi haline geliyoruz. Bu sebeple herkesin sırtını döndüğü mazlumlara kol kanat gerebiliyoruz, himaye edebiliyoruz. Bu sebeple Türk Devletleri Teşkilatı gibi stratejik adımlar atabiliyor, İslam alemiyle işbirliğimizi kimseden icazet almadan güçlendirebiliyoruz. Bu sebeple Batı dünyasıyla ilişkilerimizde teslimiyetçi değil, hakkımızı, hukukumuzu savunan dik bir duruş sergileyebiliyoruz."

"Vekalet savaşlarının da sonu yaklaşıyor"

Erdoğan, sömürge ve zulüm üzerinde kurduğu güvenlik ve refah düzenini korumak için diğer toplumları asırlardır etnik ve inanç fay hatları üzerinden kontrol eden Batı'nın, artık kendi derdine düşmüş durumda olduğunu dile getirerek, "Batı'nın durumu iyi değil, vay haline. Ekonomik olarak yükselen ama siyasi rotası olmayan güçlerin hiçbiri, Türkiye'nin üstlendiği adalet, hakkaniyet ve vicdan üzerine kurulu misyonunu ikame edemiyor, edemez." ifadesini kullandı.

Emperyalistlerin terör örgütleri üzerinden yürüttüğü vekalet savaşlarının da sonunun yaklaştığını belirten Erdoğan, "Eğer Türkiye'nin ve 21 yıldır onun yönetiminde olan AK Parti'nin bir davası, bir vizyonu olmasaydı, tüm bunları soruyorum, konuşabilir miydik? Birileri gibi, 'Ne işimiz var Karabağ'da, Libya'da, Suriye'de, Balkanlar'da, Akdeniz'de, Afrika'da' deseydik, birileri gibi 'Bu kadar yolu, barajı, elektriği, suyu, aracı, konutu ne yapacaksanız, toprağa mı gömeceksiniz?' deseydik, birileri gibi, herkese duymak istediğini söylesek ama vesayetin, darbecilerin, terör örgütlerinin koltuğunun altından kalkmasaydık, kısacası karşımızdakiler gibi olsaydık, burada milletimizin huzuruna alnımız ak, başımız dik bir şekilde çıkabilir miydik?" değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, gelecek dönemde ülkeyi ve milleti dünyada hak ettiği yere getireceklerini ifade ederek, "Böylece, coğrafyamızın ve medeniyetimizin iki asırlık hüznünü asırlar boyunca sürecek sevince dönüştürme şerefine de nail olacağız." dedi.

"AK Parti'nin gelecek tasavvuru, geçmişindeki eser ve hizmetlerin üzerine kuruludur"

Tarihin seyrinin, AK Parti'nin sadece dünün ve bugünün değil, yarının da partisi olduğunu gösterdiğini dile getiren Erdoğan, "Hep söylediğimiz gibi kökü mazide olan ati AK Parti'nin gelecek tasavvuru, geçmişindeki eser ve hizmetlerin üzerine kuruludur." diye konuştu.

Erdoğan, AK Parti'yi kurarken "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" dediklerinde birilerinin kendilerine istihzayla baktığını anımsatarak, "Yine hatırlarsanız bundan 12 yıl önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda, birileri yine bize dudak bükmüştü. Bizim 2023 hedefleriyle 12 yıl sonrasına kadar uzanan program ve proje yapabilmemizi akılları almayanlar, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı duyunca tümden zıvanadan çıkmıştı. Ülkemizi doğrudan işgal hareketi olarak gördüğümüz 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, yönetim sistemimizi değiştirecek tarihi bir reformu hayata geçirdiğimizde de aynı tepkiyle karşılaştık." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni yerden yere vuranlar, bugün aynı sistemi, ruhuna uygun olmayan at pazarlıklarıyla tepe tepe kullanmanın hesaplarını yapıyor. Çünkü bunların ülkenin ve milletin hayrını gözetmek gibi bir dertleri yok. Tek gayeleri, tıpkı eski Türkiye devrinde olduğu gibi, milletin derdini ve beklentisini istismar ederek bir avuç muhterise ikbal devşirmektir. Bunların siyaset derinliği, bırakınız çeyrek asırlık, yarım asırlık vizyonu, ertesi günlerini bile göremeyecek kadar sığdır.

Biz 2023 hedeflerimizle milletimize ilan ettiğimiz projelerin çoğunu hayata geçirdiğimiz gibi şimdi daha geniş ufuklara, daha büyük vizyonlara doğru yelken açıyoruz. İşte bunun için 'AK Parti geleceğin partisidir' diyoruz. İşte bunun için 'Cumhur İttifakı bir ilkeler ve mefkureler ittifakıdır' diyoruz."

"Milletimizin her bir ferdinin bu aydınlık gelecekte yeri vardır"

Hiçbir ayrım olmaksızın, milletin her bir ferdinin bu aydınlık gelecekte yeri olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Çünkü AK Parti, herhangi bir sınıfın, hele hele yıllarca kendini seçkin bir yerde görerek milleti aşağılayan kerameti kendinden menkul zümrelerin değil, 85 milyonun tamamının hayallerinin ortak paydasıdır. Bugüne kadar hangi partiye oy verirse versin, her bir vatandaşımızı AK Parti'nin tabii bir mensubu sayıyoruz. Sadece bugüne kadar kendisini henüz partimizin ve ittifakımızın saflarına katamadığımız, kazanamadığımız için hayıflandıklarımız var. Etnik, dini, kültürel kimlik siyasetiyle ülkemizi eski günlerine döndürmenin, milletimizin bünyesindeki fay hatlarını tetiklemenin peşinde koşanlar, bu birlik, beraberlik, kardeşlik siyasetini asla anlamadı, anlayamayacak. Biz bu milleti, içindeki tüm renkleriyle birlikte kucaklamayı, farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görmeyi, temel hak ve özgürlükleri lütuf değil asli müktesep olarak kabul etmeyi sürdüreceğiz. Tarihi tecrübemize ve irfan geleneğimize uygun şekilde, 'insanları yaratılışta eş, dinde kardeş' görme yaklaşımıyla vatan topraklarının her karışına hizmet vermeye devam edeceğiz."

Erdoğan, siyasete başladıkları günden beri vesayet odaklarıyla çarpışa çarpışa yürüdükleri bu yoldan, milim sapmadan hep daha ileriye gitmenin mücadelesini vereceklerini söyledi.

"Muhalefeti yerinden zerre miskal kıpırdatamadık"

AK Parti'nin Türkiye'de, milli iradenin üstünlüğü ilkesini gerçek manada hayata geçirmiş ve daha önemlisi azimle bunu sürdürmüş parti olduğunu kimsenin inkar edemeyeceğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Umudunu millet dışı her odağa, her güce, içeride ve dışarıda yaşanan her arızi gelişmeye bağlayanların da milli iradenin tercihlerine saygı duyacağı günleri göreceğimize inanıyorum. Türkiye'nin istiklaline ve istikbaline ancak siyaset kurumu bu dönüşümü tümüyle gerçekleştirdiğinde güvenle bakabiliriz. Aksi takdirde iktidarı vesayet güçlerinde arayan faşist zihniyet bitmez. Darbecilerin karşısına dikilmek yerine onlara alkış tutan demokrasi düşmanları bitmez. Terör örgütlerinin temsilcileriyle kapalı kapılar ardında pazarlık yapan muhterisler bitmez. Bay bay Kemal niçin HDP'nin genel merkezine değil de parlamentoda gidip bunlarla görüşme yaptı. Acaba o kapalı kapılar ardında ne görüştüler bunları açıklayabildi mi? Hayır. Devletin güvenlik güçlerinin canları pahasına yakalayıp, yargısının cezaevine tıktığı teröristleri serbest bırakma sözü veren alçaklar bitmez. Ülkesini yabancılara şikayet eden, yatırım yapmamaları, yaptırım uygulamaları çağrısında bulunan idrak yoksunları bitmez. Daha önce de defalarca ifade ettiğim gibi, biz 21 yılda Türkiye'yi her alanda ileriye götürdük ama muhalefeti yerinden zerre miskal kıpırdatamadık. Hatta, zihniyet ve kalibre bakımından daha da geriye giden bir muhalefetle karşı karşıyayız. İnşallah 14 Mayıs seçimlerinin en hayırlı neticelerinden biri de ülkemiz muhalefetini bu alacakaranlık kuşağından çıkarmak olacaktır."

"Gelmeyene gideceğiz, küskünü barıştıracağız, sevmeyeni sevdireceğiz"

Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak, seçimlere kadar gece gündüz çalışarak, milletin gönlünü kazanmadıkları hiçbir ferdini bırakmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Gelmeyene gideceğiz, küskünü barıştıracağız, sevmeyeni sevdireceğiz. Her eve, her iş yerine gireceğiz. Kalbini kazanmadık kimse bırakmayacağız. Kararsızları ikna edeceğiz. Zaten gönlünde olduklarımızı ihmal etmeyeceğiz. Hiç kimseyi atlamadan teker teker herkese dokunacağız. Siyasetin sokakta yapıldığını, seçimin sandıkta kazanıldığını asla unutmayacağız. Her seçimin önemli olduğunu ama 14 Mayıs'ın bu milletin tüm evlatlarının geleceğini şekillendireceğini aklımızdan çıkarmayacağız. Bunun için sizlerden, seçim gününe kadar geçecek her anı değerlendirmenizi, seçim günü sandığı da namusumuz olarak görmenizi istiyorum."

Daha sonra Erdoğan, "Hazır mıyız? 14 Mayıs'ta Türkiye Yüzyılı için doğru adımlarla yola devam diyor muyuz, Türkiye Yüzyılı'nın inşası için bismillah diyor muyuz, evlatlarımızın geleceğine sahip çıkıyor muyuz, bay bay Kemal'i ve ortaklarını sandığa gömüyor muyuz, PKK'sından FETÖ'süne tüm terör örgütlerinin başını sandıkta tekrar eziyor muyuz, ailemize, çocuğumuza, inancımıza, değerlerimize göz dikenlerin heveslerini kursaklarında bırakıyor muyuz?" sorularına salondakilerin hep bir ağızdan verdiği "evet" yanıtına "Rabb'im hepinizden razı olsun" karşılığını verdi.

"Afetin açtığı yaraları tamamen saracağız"

"Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, elbette 6 Şubat depremlerinin yıktığı şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmak olacaktır." diyen Erdoğan, şunları söyledi:

"319 bini bir yılda teslim edilecek şekilde, toplam 650 bin yeni konut yaparak afetin 11 ilimizde ve mücavirinde açtığı yaraları tamamen saracağız.

Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli'yle 81 ili afetlere dirençli şehirler haline dönüştüreceğiz. Vatandaşımızın can ve mal güvenliği her şeyin önünde gelir."

"Türkiye Yüzyılı'nın anahtarı sivil anayasa sözümüzü tutmak için çalışmayı sürdüreceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yeni dönemde ülkemizin ilaç ve tıbbi sektörlerindeki geliştirme ve üretim kapasitesini artırıp savunma sanayindekine benzer bir atılımı hayata geçireceğiz.

Dünyanın ve bölgemizin yaşadığı sınamaların ağırlaştığı bir dönemde Türkiye’nin huzur ve güven adası olarak istikrarla yoluna devam etmesini sağlayacağız.

Türkiye Yüzyılı'nın anahtarı olarak gördüğümüz yeni sivil anayasa sözümüzü tutmak için çalışmayı sürdüreceğiz.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da toplumumuzun hiçbir kesimine hayat biçimi ve kimlik dayatılmasına izin vermeyeceğiz.

Kürt kardeşlerimizi ne CHP faşizmi ne HDP sapkınlığı ne PKK zulmü ne de geçmişte acı örnekleri yaşanan baskı düzeninin karanlığına asla teslim etmeyeceğiz.

Hayata geçireceğimiz 'gelir tamamlayıcı aile destek sistemi' ile hiçbir hanenin gelirinin belirli bir seviyenin altına düşmemesini temin edeceğiz.

Aile Koruma Kalkanı Programı'yla ev hanımlarının emekliliğine destek vermekten her ailede en az bir çalışan olmasına kadar pek çok uygulamayı başlatacağız.

"Yükseköğrenimdeki gençlerimize cep telefonu ve bilgisayar ediniminde vergi muafiyeti sağlayacağız"

Kaynağı ülkemizin kendi ürettiği doğal gaz ve petrol gelirlerinden sağlanacak bir Aile ve Gençlik Bankası kuracağız.

Yükseköğrenimdeki gençlerimize bir defaya mahsus cep telefonu ve bilgisayar ediniminde vergi muafiyeti sağlayacak, aylık 10 GB ücretsiz internet vereceğiz.

Enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürerek ülkemizi bu sorundan mutlaka kurtaracağız.

Memurundan emeklisine ve işçisine kadar çalışanlarımızın ücretlerini daima enflasyonun üzerinde artırarak refah düzeylerini yükselteceğiz.

Turizmde 90 milyon turist ve 100 milyar dolar turizm geliri hedefiyle yatırımı ve tanıtımı hızlandıracağız.

Ülkemizi 1 trilyon dolar dış ticaret hacmine ulaştırmaya yönelik hedefimize ulaşana kadar yatırıma, üretime, ihracata yükleneceğiz.

Önümüzdeki dönemde yıllık 5,5 büyüme oranıyla milli gelirimizi bu dönemde 1,5 trilyon dolara, ardından asıl hedefimiz olan 2 trilyon dolara çıkartacağız.

Kişi başına düşen milli gelirimizi önümüzdeki dönemde önce 16 bin dolara, ardından daha yüksek seviyelere ulaştıracağız.

Büyüme sayesinde 5 yılda 6 milyon yeni istihdam oluşturarak işsizlik oranımızı yüzde 7 seviyesine gerileteceğiz.

Kamuya işe alımları, görevin getirdiği zorunluluklar dışında mülakatı kaldırarak gençlerimizin sınavlardaki başarı sıralamasına göre yapacağız.

Ankara-İstanbul arasında süper hızlı tren hattı kuracağız.

Tarımsal üretimin geliştirilmesini sadece ekonomik değil, milli bir mesele olarak görüyoruz.

Ülkemizin şartlarına uygun bir üretim planlamasıyla hem verimi hem çiftçilerimizin gelirini yükseltecek bir sistem kuracağız.

Değişen ihtiyaçlara göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni restore ederek Türkiye Yüzyılı hedeflerimize daha fazla katkı verecek şekilde geliştireceğiz.

Bu haber toplam 597 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.