ALAVARA KOYU’NA YÖNELİK İPTAL KARARI KESİNLEŞTİ

ALAVARA KOYU’NA YÖNELİK İPTAL KARARI KESİNLEŞTİ

BERİTAN YÜCEL--Muğla’nın Datça ilçesinin eşsiz güzelliklerinden biri olan Alavara Koyu’nun 1. derece niteliğindeki doğal Sit Alanının koruma derecesinin düşürülerek bir kısmının 2. derece ve bir kısmının da 3. Derece...

A+A-

BERİTAN YÜCEL--Muğla’nın Datça ilçesinin eşsiz güzelliklerinden biri olan Alavara Koyu’nun 1. derece niteliğindeki doğal Sit Alanının koruma derecesinin düşürülerek bir kısmının 2. derece ve bir kısmının da 3. Derece olarak değiştirilmesine yönelik iptal kararının ardından Bakanlığın kararın kaldırılması için istinaf mahkemesine gidilmesi yönündeki başvuruları reddedildi ve karar kesinleşti.

Datça’nın Emecik Mahallesi Alavara mevkiindeki 1. derece niteliğindeki Doğal Sit Alanının koruma derecesinin düşürülerek bir kısmının 2. derece ve bir kısmının da 3. Derece olarak değiştirilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 10.02.2020 tarihli olurunun iptali için Datça Belediyesi Muğla 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştı.

Muğla 2. İdare Mahkemesinde görüşülen dava sonuca bağlanmıştı ve Bakanlığın Alavara Koyu ile ilgili kararının oy birliğiyle iptaline karar verilmişti.

Bakanlığın kararın kaldırılması için istinaf mahkemesine gidilmesi yönündeki başvuruları İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi tarafından reddedildi ve iptal kararı kesinleşti.

TATİL KÖYÜ YAPILMASININ ÖNÜ KAPATILMIŞ OLDU

İptal kararını gazetemize değerlendiren Ali Kurt, “Bu iptal kararı ile Alavara Koyunda yazlık tatil köyü yapılmasının önü kapatılmış oldu. Ayrıca, bu davayı açanların ve bu alanları korumak isteyenlerin, bölgede yaşayan yerli halka karşı olduğu yolundaki yalanların da asılsız olduğu kanıtlanmış oldu” ifadelerini kullanmıştı.

Tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına karar veren Muğla 2. İdare Mahkemesi iptal kararında şu ifadeler yer aldı:

“Muğla ili, Datça ilçesi, Emecik Mahallesi, Alavara mevkiindeki “Doğal Sit Alanlarının” "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" ve "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak tescil edilen poligonların doğal sit statülerinin alanın ekolojik bütünlüğünün korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından uygun olmadığı, dava konusu alanda “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak belirlenen doğal sit poligonunun mevcut yapısı, jeomorfolojik durumu, flora-fauna yapısı, ekolojik bütünlük, doğal bitki örtüsünün örtme yüzdesi, peyzaj özellikleri, ayırıcı doğal veya yapay eşikler ile arazi örtüsü dikkate alındığında güneyindeki “Kesin Korunacak Hassas Alanlar” ile birleştirilmesi, bu bağlamdada doğal sit statüsünün “Kesin Korunacak Hassas Alanlar” şeklinde olması gerektiği, “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları” olarak belirlenen alanların ekolojik bütünlüğün korunması açısından “Nitelikli Doğal Koruma Alanları” olarak belirlenmesinin ilgili mevzuat hükümleri ve bilimsel açıdan daha uygun olacağı görüldüğünden, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

“TURİZM VE TOPLU YERLEŞİMLERE İZİN VERİLMESİNE ORTAM HAZIRLAYACAĞI TARTIŞMASIZDIR”

Ayrıca dava konusu işlemin; netice olarak bölgede doğal ve kültürel bakımdan uyumu düşük yoğunlukta faaliyetlere, turizm ve toplu yerleşimlere izin verilmesine ortam hazırlayacağı, bölge doğal yapısı itibariyle korunması gereken alan olduğundan, bu alanlardaki doğal çevrenin yaşanabilir ve sürdürülebilir biçimde korunabilmesi amacıyla doğal kaynak değerlerinin koruma-kullanma dengesi içerisinde ele alınması gerektiği, bölgenin kıyı alanları da dahil olmak üzere büyük bölümünün sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak tescil edilmesinin ileri ki süreçlerde bölgede yapılaşma baskısı yaratacağı ve ekolojik dengenin bu sebeple ciddi biçimde etkileneceği de tartışmasızdır.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.