Çember

Çember

Sevgili Muğla gazetesi takipçileri,Bugünden itibaren haftada bir yayınlanacak olan “Ters köşe” adlı köşemde sizlerle beraber olup, önceliğim yerel...

A+A-

Sevgili Muğla gazetesi takipçileri,

Bugünden itibaren haftada bir yayınlanacak olan “Ters köşe” adlı köşemde sizlerle beraber olup, önceliğim yerel gündem, ulusal ve dünya gündemi hakkında düşüncelerimi paylaşacağım.

Bu köşenin amacı Muğla’nın genç beyinlere olan ihtiyacını karşılayabilmek ve diğer genç arkadaşları da tetikleyerek fikirlerini paylaşmalarına vesile olmaktır. Çünkü bulunduğumuz ortamı daha iyi yaşanır hale getirmek için gençlerin görüşlerinin önemli olduğunu ve kaideye alınmasının gerektiğini düşünüyorum.

İlk köşeme sert bir giriş yaparak başlama niyetinde olmadığım için Türkiye’de, dolayısıyla Muğla’da yanlış işleyen trafik sistemine değinmek istedim. Halk diliyle “trafik çemberi” diye bilinen asıl terim adı “dönsel kavşak” olan trafik sisteminden bahsedeceğim.

Dünyada ilk trafik çemberi İngilizler tarafından 1903 yılında İngiltere’nin güneydoğu bölgesindeki Letchworth kentinde inşa edilmiştir.

Fransızlar ilk trafik çemberini 1907 yılında Paris’in “Place de l'Étoile” diye bilinen yoğun trafik kapasiteli olan yolunu doğudan batıya bağlamak amacıyla meşhur Arc de Triomphe anıtını çevreleyerek inşa etmiştir.

1904 yılında New York’ta inşa edilen Columbus çemberi de dünyanın ilkleri arasında ve sayılı kavşaklarındandır.

Çember kavşakların çıkış amacı yoğun trafik yaşanan ve trafiğin aksadığı bölgelerde, trafik ışıklarına ihtiyaç duyulmadan pratik biçimde trafiğin çözülmesidir. Tarih boyunca dünyanın hemen her yerinde sağlıklı bir biçimde işleyen bu kavşaklar, 20. Yüzyıl Türkiye’sinde halen daha yanlış işlemekte ve daha da önemlisi bu yanlış işleyişi çember kavşaklarına kurduğu elektrik ışıklarıyla çözme girişimleridir. Yani dönsel kavşağın amacına uygun kullanılmadığı hatta tam tersi olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Mesela Marmaris - Datça yolunda bulunan trafik çemberini göz önüne getirin. Ya da Muğla’nın Denizli kavşağını veya komşu ilimiz Aydın’ın ortasında bulunan çemberi. Saymakla bitmez açıkçası.

Neyse ki Muğla’nın kalbi diye nitelendirebileceğimiz vali konağının bulunduğu, Atatürk heykelini çevreleyen kavşakta veya otogar ve adliyenin bulunduğu kavşakta henüz trafik ışıkları yok. Ancak bu durum sizi yanıltıp kuralına uygun bir şekilde bu kavşakları kullandığımızı söyleyemeyiz. Hatta kuralı olup olmadığını bile bildiğimizden emin değilim. Trafikte sıkça önümüze çıkan bu tür kavşakların kurallarının iyice öğretilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Mesela bir zamanlar İngiliz kolonisi altında bulunan Kıbrıs’ın (güneyinde de kuzeyinde de) ehliyet öncesi eğitimlerinde, çember kurallarının önemle üzerinde durulduğunu bilenlerden birisiyim. Sürücü kurslarımızın, trafik polisimizin ve daha da önemlisi Milli Eğitim Bakanlığının bu konu hakkında hassas olmalarını isterim.

Modern dönel kavşakların en önemli özelliği girişte yol verme ve trafik akışında defleksiyon olmasıdır. Her yaklaşım yolundan kavşağa giren araçların, kavşak içinde dönüş yapan araçlara yol vermesi gerekir. Böylece trafik ışıklarına ihtiyaç gerek kalmaksızın çok daha akıcı bir trafiğe sahip olunabilir. Bu sistemin tabanında yatan unsur saygıdır, sürücülerin birbirine olan saygı ve sabırlarıyla doğru işler. Ülkemizde yaya geçitlerine bile saygı göstermeyen sürücüler varken, bu kavşakların doğru işleyebileceğini düşünmek hayalperestlik midir acaba?  Bana kalırsa Muğla daha iyisini yapabilecek ve Türkiye’ye bu konuda örnek olabilecek kapasitededir. Yoksa vurdumduymaz Moğlalı bodoslama girmeye devam edecek midir çemberlere?

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.