“25 yıllık bir hekim olarak son derece endişeliyim”
Son günlerde artan vaka sayıları insanları endişeye sürükledi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca geçtiğimiz günlerde vaka sayılarında artış olan illeri açıkladı ve Muğla’da açıklanan iller arasında yer aldı. Kent Konseyi Başkanlığının yanı sıra hekim kimliği ile insanları bilgilendirmeye, uyarmaya, yöneticilere de bir takım önerilerde bulunmaya çalışan Uzm. Dr. Vehip Keskin, “25 yıllık bir hekim olarak son derece endişeliyim” dedi. Öte yandan Keskin, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekiminin “Muğla Kontrollü Gidiyor” açıklaması üzerine “Hekim gruplarında da bu açıklama çok tartışıldı ve hekimlerin çoğu tarafından şaşkınlıkla karşılandı” şeklinde konuştu.
Sinem Korkmaz
Bakanı Fahrettin Koca geçtiğimiz günlerde vaka sayılarında artış olan illeri açıkladı. Açıklanan sonuçlarda Muğla’da vaka sayılarının yüzde 50 oranında artmış olması vatandaşı endişeye sürükledi. Yaşanan salgın sürecinin başlangıcından bu yana Kent Konseyi Başkanlığının yanı sıra hekim kimliği ile insanları bilgilendirmeye, uyarmaya, yöneticilere de bir takım önerilerde bulunmaya çalışan Uzm. Dr. Vehip Keskin, son derece endişeli olduğunu dile getirirken, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekiminin “Muğla Kontrollü Gidiyor” açıklaması üzerine “Hekim gruplarında da bu açıklama çok tartışıldı ve hekimlerin çoğu tarafından şaşkınlıkla karşılandı” dedi.
Salgın sürecinde yalancı bir rahatlamaya girildiğini ifade eden Uzm. Dr. Vehip Keskin, “Bugün yaşadıklarımızı maalesef alınmayan önlemlerin doğal bir sonucu olarak görüyorum. Ülkemiz tüm dünyayı etkisi altına alan bir salgınla mücadele ederken, yazın başından itibaren yalancı bir rahatlamaya girildi ve Muğla Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği’nin, bilim insanlarının, sağlıkçıların uyarıları dikkate alınmadı. Bunun sonucunda maalesef öngörüler gerçekleşti ve Mayıs sonu-Haziran başı ilimizde uzun süre sıfır olan yeni vaka yani hasta sayısı en azından bildiğimiz kadarıyla, her gün yüzlerce olarak ifade edilir oldu” dedi.
Gidişattan endişeli olduğunu söyleyen Keskin ,“Doğrusunu söylemek gerekirse 25 yıllık bir hekim olarak son derece endişeliyim. Her gün Muğla’nın değişik yerlerinden onlarca hastam ya da tanıdığım Corona tanısı alması nedeniyle beni arayıp danışıyor, onlarca hekim, sağlıkçı arkadaşımız enfekte oluyor, pandemi hastanelerinde doluluk giderek artıyor, her geçen gün yeni COVID servisleri açılıyor ve de kısa sürede doluyor. Dolayısıyla gerek sağlık hizmetine ulaşmada gerekse sağlık hizmetinin sunumunda; hem hizmeti sunan sağlık çalışanları hem de hizmeti alan yurttaşlar açısından şu anda yaşanan sıkıntıların katlanarak artması ve sürdürülemez noktaya gelmesi endişesini, tüm hekimler ve sağlık çalışanları gibi ben de ciddi olarak taşıyorum” ifadelerini kullandı.
“BU AÇIKLAMAYA NEDEN GEREK DUYULDUĞUNU BİLMİYORUM”
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekiminin “Muğla Kontrollü Gidiyor” açıklamasını nasıl değerlendirdiği sorulduğunda ise Uzm. Dr. Vehip Keski şu şekilde yanıt verdi: “Açıklamadan bütününü okudum. Tabii Sayın Başhekimin bu açıklama ile tam olarak neyi kast ettiğini ve bu açıklamaya neden gerek duyulduğunu bilmiyorum. Hekim gruplarında da bu açıklama çok tartışıldı ve hekimlerin çoğu tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Bildiğiniz gibi kısa süre önce Sağlık Bakanı yaptığı açıklamada Muğla’yı vaka sayısı % 50 ile %100 arasında artan ve en riskli iller arasında göstermişti. O günden bugüne hasta sayısı azaldıysa bile, kamuoyuna bu konuda herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı için, bilmiyoruz. Benim ailemin yaşadığı Hatay dahil birçok ilde kamu-özel tüm pandemi hastaneleri dolup taşmış durumda, insanlar sağlık hizmetine ulaşmada ciddi sıkıntılar yaşıyor; test yaptırmakta, test sonucuna ulaşmakta, test pozitif çıktıktan sonra filyasyon ekiplerince hastaya ilacın ulaştırılmasında, hastaneye yatış gerektiğinde yatak bulmada büyük zorluklar ve zaman kayıpları var. Sanırım Muğla’nın henüz o noktada olmadığı kast edilmiş olabilir. Ancak, siz de fark etmişsinizdir, her geçen gün çevremizden yeni hasta ve ölüm haberleri duyuyoruz. Sadece son birkaç günde Muğla’da iz bırakmış bir çok büyüğümüzü ardı sıra COVID-19 hastalığından kaybettik. Demin de dediğim gibi hasta olan sağlık çalışanlarının sayısı da her geçen gün artıyor, bu nedenle branşına bakılmaksızın tüm hekimlerin COVID servislerinde ve acillerinde görevlendirildiklerini, yoğun bakım ihtiyacı olan hasta sayısının da arttığını biliyoruz”
“SALGININ YÜKÜ DE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ÜZERİNE YIKILMIŞ DURUMDA”
“Modern tıbbın en büyük buluşu ve insanlığa en büyük katkısı aşılardır” diyen Keskin sözlerine şu şekilde devam etti: “Maalesef uzun süredir salgında esas sorumluluk vatandaşa, salgının yükü de sağlık çalışanlarının üzerine yıkılmış durumda. Oysa salgında esas olan, tüm hastalıklarda olduğu gibi, insanların hastalanmasını önlemektir. Bu nedenle aylardır dediğimiz gibi mümkün olduğu kadar çok insana test yapılmalı, insanların teste rahat ulaşmasının yolları sağlanmalı, test pozitifliği saptanan insanların izolasyonu için devlet sorumluluk almalı, salgının yayılımını yavaşlatmak için, bilim insanlarının önerileri doğrultusunda toplumsal hareketliliği azaltacak önlemler alınmalı, bu önlemler alınırken, anayasamızda yer alan sosyal devlet ilkesi gereği yurttaşların hayatını sürdürmeleri için gerekli destekler sağlanmalıdır. Yaşadığımız bu olağanüstü salgının toplumun tüm katmanlarının işbirliği olmadan üstesinden gelmek olası değildir. Bu nedenle, İl Pandemi Kurullarında mutlaka başta Halk Sağlığı, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanları, Tabip Odası temsilcileri, sağlık emekçilerinin sendikaları yer almalıdır. Bunun yanında, salgının en başından beri söylediğimiz gibi, yurttaşların tedbirlere uyumunu sağlamak için tüm verilerin şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşılması hayati öneme sahiptir. Bu amaçla, ilimize ait; yeni ve toplam hasta sayısı, hastanede yatarak veya yoğun bakımda olan hasta sayısı, yoğun bakım doluluk oranları, ölüm sayıları, il dışına sevk sayısı gibi tüm veriler günlük olarak kamuoyu, meslek odaları ve bilim insanları ile paylaşılmalıdır. Bunun yanında, sorumluluk mevkisindeki insanların ağızlarından çıkan her kelimeye, her vurguya özellikle dikkat etmesi, durumun ciddiyetini gölgeleyebilecek ve insanları rehavete sürükleyecek açıklamalardan kaçınması gerektiğine inanıyorum. Son olarak aşı konusuna değinmek istiyorum. Modern tıbbın en büyük buluşu ve insanlığa en büyük katkısı aşılardır. Yaşadığımız salgınla başa çıkmanın tek yolu toplumsal bağışıklığın sağlanmasıdır. Bunu sağlayacak olan da yaygın aşılama olacaktır. Tüm hemşehrilerimden aşı karşıtı söylemlere prim vermemesini ve aşı karşıtı şarlatanların sosyal medyada dolaşan videolarını yaygınlaştırmaktan kaçınmalarını rica ediyorum. Ayrıca halkımız, salgının devam ettiğini unutmamalı, bir gün sabah uyandığında salgının biteceği gibi bir beklentiye girmemeli, aşılama olsa bile salgınla daha uzun bir süre birlikte yaşayacağımızı ve maskenin yaşam tarzımızın bir parçası olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Şu anda salgın önemli oranda ev içi ve kapalı işyerlerinde yakın ve maskesiz temas sonucu yayılıyor. Bu nedenle, anne-babamız, kardeşimiz, akrabamız, en yakın komşumuz, en yakın arkadaşımız kısacası karşımıza çıkan herkesin potansiyel olarak koronavirüs taşıyıcısı ve bulaştırıcısı olabileceğini düşünmeli; toplumsal bağışıklama ile bulaş riski ortadan kalkana kadar ev içi, ofis içi bir araya gelmemeli, birlikte maskesiz çay, kahve içme, yemek yeme gibi aktiviteleri yapmamalıyız. Akrabalık, arkadaşlık ilişkilerimizi telefonla veya içeri girmeden en az 2 metre mesafeden maske ile birkaç dakikayı geçmeyecek şekilde sürdürmeliyiz. Bu vesileyle tüm hemşehrilerime sağlıklı günler diliyorum.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.