Arasta’nın Son Çizmecisi: “Babamdan Gördüğümü Yaşatıyorum”
1984 yılından bu yana Arasta’da esnaflık yapan Karaca, “Çizmeci Kemal” isminin asıl sahibinin babası olduğunu vurguluyor. Babasının, Karaca ilkokul birinci sınıftayken çizme imalatını bıraktığını anlatan usta isim, o dönem değişen ekonomik şartlar nedeniyle çanta, kemer ve valiz gibi ürünlerin satışına yöneldiklerini ifade etti.

Askerlik dönüşü 1984 yılında babasıyla birlikte dükkânda çalışmaya başladığını söyleyen Karaca, “Uzun yıllar ticaret hayatımıza devam ettik. Ancak babam 1987 yılında vefat edince onun ismi benim üzerimde kaldı. Gurur duyarım, onur duyarım. Şimdi bana Çizmeci Kemal diyorlar. Ticaret hayatımızın asıl başlangıcı babamdır. Babamızdan gördüğümüzü bu dükkânın içinde uyguladık” dedi.
Baba-Oğul Geleneği
Arasta’da hâlâ baba-oğul çalışan esnafların bulunduğunu belirten Karaca, kendisinin de küçük yaşlardan itibaren bu kültürün içinde yetiştiğini söyledi. “Biz de evin bir oğluyuz diye yanından ayırmamak için ve bu işlere hevesimiz olduğu için severek yürüttük bu işi” ifadelerini kullandı.

Babasının çizmeciliğe askerlik yaptığı Çanakkale’de başladığını anlatan Karaca, o dönemde üretilen çizmelerin geniş bir pazara sahip olduğunu belirtti. “Çanakkale’den Toroslar’a kadar yörük kültürü adı altında bölgeye mahsus bir çizme vardı. Babam o zaman bu mesleğin pazarı olduğunu söylerdi. Ürettiğin ürünü satabiliyordun. Yıllar sonra bu iş özel zevk statüsüne girdi” diye konuştu.
“Eskiden Bu İşlerde Ahilik Kültürü Vardı”
Mesleğin geçmişte ahilik kültürüyle yürütüldüğünü hatırlatan Karaca, o yıllarda okuma yazma oranının düşük olması nedeniyle ailelerin çocuklarını erken yaşta çırak olarak verdiklerini söyledi. “Babam bana da ayakkabıcı çırağı ol dedi. Ben hem babamın yanında hem de mesleğin içinde çıraklığımı yaptım” dedi.

Doğruluk, dürüstlük ve güven anlayışını meslek hayatının temeline koyduğunu vurgulayan Karaca, “Önce işini seveceksin, ondan sonra para gelecek. Şimdi maalesef tam tersi oluyor. Eğer ikinci kuşak Çizmeci Kemal olarak anılıyorsam bu, itibar ve güvenden kaynaklıdır. Müşterimize meslek ya da kişilik satmadık; düzgünlük, doğruluk ve güven sunduk. Torunuma bile ‘Çizmeci Kemal’in torunu’ diyorlar” ifadelerini kullandı.
Babasıyla birlikte ticareti adım adım öğrendiğini belirten Karaca, İzmir’e yaptıkları alışveriş yolculuklarını da unutamadığını dile getirdi. “Ne alacaksın, ne satacaksın, deriyi alırken nelere dikkat edeceksin hepsini babamdan öğrendim. Aldığım ürünü kime satabilirim mantığıyla hareket ederim” dedi.

“Benden Sonra Bu İşi Yapacak Kimse Yok”
“En iyi iş bildiğin iştir” anlayışıyla hareket ettiğini belirten Karaca, gençlere de önemli tavsiyelerde bulundu. “Bilmediğin işin çıraklığını yapmayacaksın. Bir mesleği yapmak istiyorsan o işte pişeceksin. İşin iyiyken başka iş aramak bana göre doğru değil” dedi.
Ancak mevcut ekonomik şartların geleneksel meslekleri zorladığını da sözlerine ekleyen Karaca, çocuklarının ve torunlarının bu işi sürdürmesini istemediğini ifade etti. “Bu durum devletin para politikalarından kaynaklanıyor. Bu meslek bazen karın doyurmuyor. Her şey parayla oluyor. Benden sonra da bu işi yapacak kimse yok ailemde. Kendi adıma konuşursam gençlere bu işe başlamalarını tavsiye etmem” diye konuştu.
Günümüzde pek çok mesleğin fabrikalaşmaya döndüğünü belirten Karaca, çizmeciliğin de eski çıraklık düzeninden uzaklaştığını söyledi. Tarihi Arasta Çarşısı’nda bir dönemin simgesi olan el emeği çizmeler, bugün ustasının sabrı ve hatıralarıyla yaşamaya devam ediyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.