AVŞAR-ÇERKEZ

AVŞAR-ÇERKEZ
Recepli Avşarları olarak bilinen Türkmenler Osmanlı döneminde 1699’dan itibaren iskân teşebbüsünde bulunulmuş, en son askeri komutanlığını Derviş...

Recepli Avşarları olarak bilinen Türkmenler Osmanlı döneminde 1699’dan itibaren iskân teşebbüsünde bulunulmuş, en son askeri komutanlığını Derviş Paşanın (bir dönem bakanlık yapan Kemal Derviş’in büyük dedesi), siyasi komutanlığını büyük devlet adamı Ahmet Cevdet Paşanın yaptığı “Fırka-i İslâhiye Ordusu” tarafından 1865 ve sonrasında iskâna mecbur edilmiştir.

Avşarlarla birlikte konup göçen Cerit, Tecirlü v.b gibi Türkmen Aşiretlerinin aksine Avşarlar yaylaklarda iskânı tercih etmiş ve kahir ekseriyeti bu günkü Kayseri’ye bağlı Pınarbaşı, Sarız ve Tomarza’ya bağlı köylere iskân olmuştur.

Ancak Avşarların yaylaklarına hemen hemen aynı tarihlerde Kuzey Kafkasya’dan göç eden Çerkezler de iskân olmuştur. Bunun sonucunda, birçok Avşar yurdu Devletin kararıyla Çerkezlere verilmiştir. Dedelerimin yaylak yeri Kabaktepe köyü bunlardan sadece küçük bir örnektir.

Aynı mıntıkaya aynı tarihlerde yapılan bu iskân teşebbüsü büyük yurt kavgalarına sebebiyet vermiş, asayişin henüz tesis edilememesi sebebiyle adeta eski yılların al vur devri bir süre daha yaşanmıştır.

Anlatacağımız hadise de bir Avşar Çerkez mücadelesine dairdir.

Prof. Dr. Faruk Sümer’e göre mahiyetinde 200 atlı ile 1690 yılında Avusturya Seferine katılan Avşar Beylerinden biri de Recep oğlu Halil Beydir. Halil beyin ahfadı bu gün Pınarbaşı’na bağlı Büyük-Küçük Karamanlı, Demircili, Akpınar, Çamlıca, Kızılören ve Hasırcı köylerinde yaşar. Obanın adı Halil Beye izafeten “Halloğlu”dur.

Rivayete göre, Halil Beyin torunlarından Mustafa Koca’nın altı oğlundan kimisine miras olarak çadır, kimine ağalık, kimine serveti kalmış; Halloğlu Kör İsmail Ağa ise yiğitliği miras olarak kendine istemiş ve almıştır. Nitekim, 1850’li yıllarda Kör İsmail Ağa’nın oğlu Yusuf öldüğünde yakılan ağıtta:

“Biz de elin başıyıdık

Boybeyine karşıyıdık

Gürleyince bel kırardık

Erzurum’un kışıyıdık” denilerek, yiğitlikleri ne güzel dile getirilir.

Kör İsmail Ağanın yaklaşık 700 koyunu Mezgitli köyü yakınlarında iki çoban tarafından güdülürken Kapıkaya Çerkezleri gelip, çobanları bağladıktan sonra sürüyü çeker götürürler.

Çobanlardan biri ellerinin bağını çözer ve Akpınar köyüne gelir durumu anlatır. Atlılar toplanır sürüyü geri almak için harekete geçerler. Kör İsmail Ağa da gö kır atına binmiştir. Üzerinde altın sırmalı meşleği vardır. Atına ise takımının tamamı gümüş olan koşumları vurur düşerler yola.

Takip başlar, rivayete göre Kör İsmail Ağanın gündüz gün ışığının vurmasıyla eğerinin şavkı sürüyü götürmekte olan Çerkezleri tedirgin etmiştir. Nihayet atlıların gitmesiyle koyun sürüsünün gidişi aynı hızda olmayacağı için bizimkiler yetişir. Müsademe başlar. Karşılıklı çakmaklı tüfekler patlamaktadır.

Bu sırada Kör İsmail Ağanın gümüş takımlı atı vurulur. Sırmalı meşleği de üzerinden çıkmıştır. Bir süre sonra Çerkezler sürüyü bırakmak zorunda kalır. Halloğlular sürüyü alır götürürler.

Halloğlular olay yerinden uzaklaştıktan sonra Çerkezler, Kör İsmail Ağanın vurulmuş atının başına gelirler. Bir yanda altın işlemeli sırmalı meşlek, bir yanda geminden diğer parçalarına kadar tüm koşumları gümüş olan ölmüş ata bakarlar. İçlerinden biri bu koşumları alıp gitme teklifinde bulunur.

O sırada Çerkez beylerinden birisi “Bu sırmalı meşleğin, bu gümüş takımların sahibi kimseye mal mülk yedirmez, biz buradan gidelim” der. Beylerinin sözünü dinleyen Çerkezler, ne ata ne yanındaki değerli eşyalara dokunmadan ayrılır giderler.

Avşarlarla Çerkezler 20. Yüzyıla kadar büyük çekişmeler yaşamışlarsa da, şimdi birlikte yaşamakta ve birbirlerine tatlı bir takılmanın içindedirler. Arada herhangi bir husumetin kalmadığı da söylenebilir.

Bu vesile tüm dostlara selam ve saygılarımı sunarım.

(Hadise ilgili hatırlatmalarından dolayı Kör İsmail Ağanın torunlarından Halil Keleş beye teşekkürler)

Bu haber toplam 3096 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.