Bu Toprakların Yetiştirdiği Bir Devlet Aklı: Vali Dr. İdris Akbıyık
Malatya… Sadece medeniyetlerin izlerini taşıyan bir şehir değil; insanı ölçüyle büyüten, aklı vakar ile terbiye eden, gücü sükûnetle dengeleyen bir irfan coğrafyası. Aslantepe’nin taşlarından Arguvan’ın düzlerine, Derme Suyu’nun bereketinden Tohma Çayı’nın serinliğine uzanan bu topraklar, devleti bir makamdan ibaret görmez. Burada devlet, bir emanet; bir sorumluluk; omuzlarda taşınan ağır ama onurlu bir yüktür.
İşte Dr. İdris Akbıyık’ın idarecilik anlayışı da tam olarak bu iklimin ürünüdür.
Prof. Dr. Kenan Koç’un ifadesiyle; Akbıyık’ın yöneticilik tarzı, anlık başarılarla, popüler söylemlerle ya da dönemsel alkışlarla açıklanabilecek bir çizgi değildir. Bu duruş; yüzyıllara yayılan devlet terbiyesinden süzülmüş, binlerce yılın bilgelik mirasıyla yoğrulmuş bir aklın sahadaki karşılığıdır.

Hakkâri’de Sert Coğrafyada Kurulan Sükûnet Dili
Dr. İdris Akbıyık’ın yöneticilik pratiğinin en belirgin örneklerinden biri, Hakkâri gibi zor, sert ve dirençli bir coğrafyada ortaya koyduğu idarecilik anlayışı oldu.
Yıllarca güvenlik başlığıyla anılan bu coğrafyada devlet çoğu zaman reflekslerle, sertlik diliyle ve mesafeyle tarif edildi. Oysa Akbıyık döneminde ortaya konan yönetim anlayışı, bu dili sessizce dönüştürdü. Krizden beslenen değil, krizi sakinlikle yöneten bir devlet refleksi inşa edildi.
Üs bölgelerine yapılan ziyaretlerle güvenlik kararlılığı korunurken; iftar sofralarında, taziye evlerinde, öğrenci yurtlarında kurulan gönül bağlarıyla devlet, sahada hissedilen bir güvenceye dönüştü.
Belediye başkanlığı vekilliği sorumluluğunu da üstlendiği dönemde; yerel hizmetten sosyal hayata uzanan geniş bir alanda tutarlı, dengeli ve insani bir idare pratiği ortaya konuldu.
Hakkâri’de devlet;
sertleşmeden diri kaldı,
mesafesini korurken gönül bağını güçlendirdi,
otoritesini bağırarak değil, güvenle kurdu.

Muğla’da Ege Zarafetiyle Devlet Vakarının Buluşması
Bugün aynı duruş, aynı denge, aynı sorumluluk bilinci Muğla’da hüküm sürüyor.
Ege’nin zarafetiyle Doğu’nun kararlılığını aynı potada eriten bir yönetim dili…
Turizmin, tarımın, çevrenin ve sosyal hayatın iç içe geçtiği çok katmanlı bir şehirde; sertlik değil denge, hız değil sürdürülebilirlik esas alınıyor.
Muğla, tek boyutlu bir şehir değil.
Bir yanda zeytin ağaçları, narenciye bahçeleri, emekle yaşayan köyler…
Bir yanda dünyanın dört bir yanından gelen turistler, mevsimlik hareketlilik, ekonomik canlılık…
Bir yanda korunması gereken ormanlar, kıyılar, su havzaları…
Bir yanda yerliyle misafirin, eskiyle yeninin, sakinlikle kalabalığın yan yana yaşadığı sosyal denge…
Böylesi bir şehir, sloganla yönetilemez.
Burada idarecilik, bağırarak değil; dinleyerek derinleşir.
Dr. İdris Akbıyık’ın Muğla’daki yönetim anlayışı tam olarak bu noktada şekilleniyor. Kalkınmayı savunurken şehrin ruhunu zedelemeyen, gelişmeyi isterken doğayı feda etmeyen, yatırımı desteklerken kültürü göz ardı etmeyen bir denge aklı…
“Muğla bize emanet. Hem bugünü hem yarını düşünmek zorundayız.”
Bu cümle, onun idarecilik felsefesinin en yalın özetidir.

İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın
Dr. Akbıyık’ın yöneticilik anlayışının merkezinde insan vardır.
Malatyalı olmak, onun için yalnızca bir nüfus kaydı değil; insanı önceleyen bir hayat anlayışının kaynağıdır. Hemşehriliği sever ama bu sevgi dar bir memleketçiliğe dönüşmez. Hakkâri’de de, Muğla’da da aynı vicdan hattında hissedilir.
Deprem günlerinde Malatya’ya koordinatörlük beklemeksizin uzanan yardımlar, depremzedeler için açılan evler, misafir edilen gönüller; bu anlayışın sahadaki karşılığıdır.
Onun yardımseverliği bir protokol görevi değil; köklü bir merhamet geleneğinin doğal sonucudur.
Devlet, onun idareciliğinde yalnızca kriz anlarının sert yüzü değil; gündelik hayatın içinde hissedilen bir güven duygusudur.
Bir okul bahçesinde çocuklarla kurulan göz temasında,
bir köy kahvesinde dinlenen yaşlı bir vatandaşın sözünde,
bir hastane koridorunda uzatılan elde,
bir mahalle ziyaretinde not edilen bir talepte görünür olur.

Sessiz Gücün İdaresi
Dr. İdris Akbıyık’ın idarecilik çizgisi; bağırmadan karar alan, kriz anında öfkeye kapılmayan, gücünü yüksek sesten değil denge kurma becerisinden alan bir devlet aklıdır.
Makamdan değil mizaçtan,
yetkiden değil karakterden doğan bir idare vaziyeti…
Bu anlayış; ne sadece gelenekçidir ne de kuru bir modernliktir. Değerle çağı aynı cümlede buluşturan ender bir çizgidir.
Onun yöneticiliğinde:
Sessizlik zaaf değil, dengedir
Mesafe soğukluk değil, nezakettir
Yetki, insana yaklaşmanın aracıdır
“Vatandaşımızın devlete ulaşamadığı yerde, devlet görevini eksik yapmış demektir.”
Bu cümle, onun idare anlayışının özeti niteliğindedir.

Akademiyle Beslenen Devlet Aklı
Dr. Akbıyık’ı benzer idarecilik çizgilerinden ayıran en önemli özelliklerden biri de akademik birikimini sahaya taşıyan nadir mülki idarecilerden biri olmasıdır.
Yüksek lisans ve doktora çalışmalarını mülki idare alanında yapmış; sahada karşılaşılan sorunlara teorik karşılıklar üretmiş, bu çalışmaları kitaplara, makalelere ve bilimsel kaynaklara dönüştürmüştür.
Ancak bu birikim raflarda kalan bir akademik başarı değil; sahada karşılığı olan bir akıldır.
Bilgi, onun yöneticiliğinde bir üstünlük aracı değil; karar kalitesini yükselten asli bir unsurdur.
Akademi, onun için görevden sonra hatırlanan bir geçmiş değil; görev esnasında kullanılan bir rehberdir.
Alkışın Değil, İşin Peşinde
Muğla Valisi olarak yürüttüğü çalışmalar, yalnızca sahada değil ulusal ve uluslararası platformlarda da takdir görmüştür.
2025 yılında GAP Gazeteciler Birliği tarafından “Yılın Valisi” seçilen Dr. Akbıyık, ödülünü Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen törende almıştır. Ayrıca Ege Gazeteciler Federasyonu tarafından da Ege’nin en başarılı valilerinden biri seçilmiş, “Yılın Pozitif Valisi” unvanıyla onurlandırılmıştır.
Ancak bu ödüller onun için bir vitrin değil; sahada kurulan ciddiyetin doğal sonucudur.
Çünkü onun idarecilik anlayışı; popülerlik kazandıran bir görünürlük değil, kalıcı güven üreten bir devlet aklının ürünüdür.
Bir Dönemin Değil, Bir Ölçünün Temsilcisi
Dr. İdris Akbıyık’ın ortaya koyduğu idarecilik; bir dönem anlatısı değil, bir yönetim ölçüsüdür.
Devletin vakarını korurken vatandaşa dokunan,
eleştiriden kaçmadan şeffaf olabilen,
dengeyi bir yöntem değil bir ahlâk olarak benimseyen bir çizgi…
Hakkâri’nin dağlarında kurulan bu denge, bugün Muğla’nın kıyılarında aynı sükûnetle karşılık bulmaktadır.
Coğrafya değişir, şartlar değişir;
ama devlet aklı değişmez.
Ve bu toprakların yetiştirdiği bu devlet adamı, bugün Muğla’da yalnızca bir vali olarak değil; bir geleneğin yaşayan temsilcisi olarak durmaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.