“Bugün İstismara Uğrayan Yarın İstismarcı Oluyor”

“Bugün İstismara Uğrayan Yarın İstismarcı Oluyor”
Muğla Meslek Yüksekokulu’nda, üniversite öğrencilerine yönelik, ülkemizin önemli sorunlarından çocuk ihmali ve istismarı hakkında panel düzenlendi. Panelde konuşan öğretim elemanı Dr. Ayça Büyükcebeci, çocuk ihmal ve istismarının...

Muğla Meslek Yüksekokulu’nda, üniversite öğrencilerine yönelik, ülkemizin önemli sorunlarından çocuk ihmali ve istismarı hakkında panel düzenlendi. Panelde konuşan öğretim elemanı Dr. Ayça Büyükcebeci, çocuk ihmal ve istismarının bir salgın gibi yayıldığını belirterek, çocukluğunda istismara uğrayan insanların yetişkinliklerinde de istismarcı olduklarını kaydetti.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ev sahipliğinde ve Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen panelde, Muğla Meslek Yüksekokulu ve diğer fakültelerde okuyan öğrencilere çocuk ihmali ve istismarı hakkında bilgi verildi. Üniversite öğrencilerinin çocuk ihmali ve istismarı konusunda duyarlı ve bilinçli olmalarını sağlamak amacıyla, MSKÜ Çocuk Bakım ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Öğretim Elemanı Dr. Ayça Büyükcebeci , Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Vekili Seda Cesur, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü psikologları; çocuk ihmal ve istismarının tanımı, etkileri, hangi çocukların risk altında olduğu, istismarcının kim olduğu, önleme çalışmaları, müdahale çalışmaları, aileye ve topluma düşen görevler hakkında sunum yaptılar.

“Yargıya İntikal Etmeyen İstismar Oranı Yüzde 20”

Panelde konuşan Muğla Meslek Yüksek Okulu Çocuk Bakım ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Çocuk Gelişimi Programı Öğretim Elemanı Ayça Büyükcebeci, “Burada gençlerimizi, çocukluk dönemi ihmal ve istismarı hakkında bilinçlendirmeye yönelik olarak bir panel düzenliyoruz. Çünkü çocuk ihmal ve istismarı tüm dünyanın olduğu gibi ülkemizin de kanayan bir yarasıdır. Toplumsal bir halk sağlığı sorunudur. Duygusal istismar yüzde 78 oranında. Yargıya intikal eden cinsel istismar yüzde 3 iken bizim Muğla ilinde ve yargıya intikal etmeyen cinsel istismar olgularının biz yüzde 10 ile 20 arasında olduğunu tahmin ediyoruz. Yapılan araştırmalarda bu şekilde. Kesinlikle çocuktur unutur diye bir şey yok. Çocukluk döneminde yaşadığımız örseleyici yaşantılar maalesef yetişkinlikte dünyaya bakış açımızı insanlarla kurduğumuz ikili ilişkileri, ruhsal rahatsızlıklarımızı, başarımızı, zekâmızı, yaratıcılığımızı her şeyi etkileyen bir durumdur. Burada benim amacım üniversite gençliğine farkındalık kazandırmak. Çünkü gençler yarının anne babaları olacak. Çocukluk döneminde ihmal ve istismara uğramış çocuklar, yetişkinliklerinde istismarcı oluyorlar.” ifadelerini kullandı.

“Annenin Vurduğu Yerde Gül Bitmez”

Çocukların dayakla terbiye edilmesinin mümkün olmadığını ve toplumda yaygın olan bu anlayışın yanlış olduğunu ifade eden Dr. Büyükcebeci; “İki gün önceki olayı biliyorsunuz, maalesef bizim ülkemizde çocuk dövmek sosyal bir disiplin aracı olarak kabul ediliyor. Bir norm olarak kabul ediliyor. Gördüğünüz on evden altısında çocuğa şiddet uygulanıyor. Çocuğa attığınız tek bir tokat yüzünde sadece kızarıklık yaratmaz içeride derin izler bırakır. Ayrıca terbiye aracı olarak yaptığımız bir şey çocuğu intihara kadar sürükleyebilir. Aynı zamanda onun da ileride öfkesini kontrol edemeyen, duygularını şiddetle, dayakla ifade eden bir suçluya dönüşmesine sebep olur. Son derece yanlıştır. Dayak cennetten çıkma değildir, annenin vurduğu yerde gül bitmez. Çocuğa ihmal ve istismarı çok uzaklarda aramayalım, yüzde 82 oranında aile içinde yaşanıyor. İstismarcı annedir, babadır, akrabadır daha fazla. Daha sonra dışarıdaki insanlar geliyor. Kesinlikle dayağın çocuk yetiştirmede yeri yoktur.” diye konuştu.

“Önce Halk Bilinçlenmeli”

Toplumdaki dayakla terbiye anlayışının halkı bilinçlendirmekle önüne geçilebileceğini ve yapılması gerekenleri anlatan Dr. Ayça Büyükcebeci; “Panel gibi çalışmalarla, faaliyetlerle halk bilinçlendirilebilir. Kamu spotları oluşturulabilir. Tabi ki yasalarda da olumlu, daha caydırıcı bir takım kanunlar çıkartılırsa, cezai müeyyide uygulanırsa bu durumla baş edebiliriz. Biz gençlerimizi bilinçlendirebilirsek toplumsal farkındalık kazandırmış oluruz bu konuda. En azından çevrelerine karşı daha duyarlı olabilirler.  Böyle bir durumla karşılaştıklarında bu durumu intikal ettirebilirler. En önemlisi de kendileri anne baba olduklarında sağlıklı çocuklar yetiştirebilirler. Böylece bizde sağlıklı toplumlara ulaşabiliriz.” diye kaydetti.

Sevil Oluç-Neval Çolak

Bu haber toplam 544 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.