CORONA – İYİ DÜŞÜN
Aslında bugün ki yazımın konusu farklıydı ve aşağıdaki satırları kaleme almaya hiç de niyetim yoktu.
Fakat memleketin ne iti bitiyor, ne uğursuzu, ne densizi ne de mevzusu.
Bu memlekette belki de en kolay şey yazmak, zira hiçbir gün “bugün ne yazsam?” endişesi taşımıyorsun.
Hamd olsun, mal da çok malın müşterisi de…
Sadede gelecek olursak;
Dün akşam, kim ne yazmış haberdar olayım, okuyup aydınlanayım, kim ne yumurtlamış bakayım türü dolaştığım sosyal medyada birden birinin, bildik tanıdık birinin paylaşımı dikkatimi çekti. “Yuh , bu kadar da olmaz …” demeden kendimi alamadım.
Paylaşımın sahibi bazı çevrelerce laik, aydın, çağdaş, Atatürkçü, düşünce - kalem insanı, “müstesna” gazeteci – yazar, Bence fikri aydınlığı loşluktan , yazıları lafügüzafdan ibaret, Yılmaz Özdil’den başkası değildi.
Sağlık Bakanlığımızı, Bakanlığımızın corona virüs uygulamalarını ve Bakanımızı hedef alan paylaşımında, Oda tv adlı internet paçavrasına, Mit personeli vatan evladını deşifre ederek hayatına mal oldukları için haklarında yasal işlem başlatılan paçavra çalışanlarına, destek verdiğini de ima ederek aynen şunu diyordu.
“Virüsün hangi şehirde çıktığını yazmak da Mit kanununa aykırı mı acaba, Hangi şehirde olduğunu yazarsak tutuklayacak mısınız mesela? Yoksa bütün şehre yayılmasını mı bekleyeceğiz?”
Okuduktan sonra bir süre düşündüm. Bunların, akçeli işlere gelince zehir gibi çalışan beyinleri söz konusu vatan, millet olunca neden daima istirahata çekiliyordu? Neden bir kez olsun şu milletin hayrına bir cümle yazmıyor, kalem oynatmıyorlardı?
Evet, Yılmaz Özdil’de zeki, kafası çalışan biri, hatta daha bir yıl kadar önce 23 Ocak 2019 saat 09.05 ‘de adı “Mustafa Kemal” olan 1881 adet sözde kitabı, (Nutuk’un tanesi 30 TL iken) tanesi 2500 TL’ den Atatürkçü olduğunu sananlara yediren de oydu? Farklı biri değildi? (Gerçi daha sıkı, daha iyi bir Atatürkçü olsa kitap adedini 1881 değil 1938 yapar, malı daha iyi götürürdü. Orası da ayrı bir konu tabi…)
Ülke için yaklaşan veya yaşanan her sıkıntıyı derdi sevinçle karşılayan kucaklayan zümrenin sadık kalemşörlerinden Y. Özdil’in en azından bu konuda Bakanımız Sayın Fahrettin KOCA’yı takdir etmesi, yok yok pardon en azından tenkit etmemesi gerekmez miydi?
Mesela “ Evet bakan bu hükümetin bakanı, ama bu adam milletvekili değil, kasıtlı olarak bilgi saklamasına gerek yok. Zira önümüzdeki seçimlerde oy kaygısı yok. Asli görevi de hekimlik. Böyle bir uygulama yapılmasını istemişse bunda hekimlik bilgisi, ülkesinin sağlığı ve mutluluğunu ön planda tutma isteği etken olmuştur…” şeklinde düşünmesi, empati yapması çok mu güçtü?
Bakanın virüslü hastanın olduğu kenti, hastaneyi açıklaması halinde bunun bir kargaşaya kaosa dönüşebileceğini, insanların panik içinde toplu göçe kalkışacağını, tedbir amaçlı kullanılan araç gereçlerle bazı ihtiyaç maddelerine hücum edebileceklerini, bunun da kentte ve ülke genelinde hayatın olağan akışını olumsuz etkileyeceğini düşünmesi gerekmez miydi?
Toplumun fiziki ve psikolojik sağlığı herkesin ve her kesimin önceliği değil miydi? Toplumda tedirginlik, kuşku yaratmanın kime nasıl bir yararı olabilir ve buna kim alet olmak isterdi?
Bu ülkenin ekmeğini yemiş suyunu içmiş hiç kimsenin aklına böyle bir ihanetin gelmesi mümkün olamazdı, olmamalıydı.
………………………….
Zaten asıl niyetleri de bu muydu?
Öyle mi diyorsunuz?
Asıl niyet bu olabilir mi? Corona virüsünü bahane ederek yeni bir kargaşa yeni bir kalkışma ortamı oluşturmak mı?
Allah korusun.
Tabi ki, bizi de. Ama asıl onları, bu niyette olanları Allah korusun.
Sakın haa!
Değil pratiğe dökmeye çalışmak, aklınızdan geçirmeyin.
BU MİLLETE DOKUNAMAZ CORONA
ŞAYET, DOKUNMAYA KALKIŞAN DA OLURSA
ASIL MİLLET COR - ONA
Selam ve dua ile….
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.