COVİD 19 İMANI BOZAR MI?
Bozuyor, vallahi bozuyor, billahi bozuyor, tallahi bozuyor.
Öncelikle bahsedeceğim olaydaki kenti, kentin tüm bireylerini, hatta bahse konu topluluğun tamamını kastetmiyorum.
Bi günah olanları tenzih ederim.
Yer Konya, hani 100 yıldır Kemalistlerin, Atatürkçü ve laiklerin yobaz, gerici, çağdışı insanların kenti dedikleri Konya.
Toplumumuzun bir kesimi için ise Anadolu’nun en güzide kenti, soframıza gelen her sekiz ekmekten birinin kaynağı, Dünyaca ünlü Mevlana hazretleri nin mekanı, Selçuklu’nun , Osmanlı’ nın önemli kentlerinin başında gelen tarihe tanıklık etmiş pek çok medeniyetin şahidi, hatta günümüzde sanayisi en gelişmiş, alt yapı sorunu, gecekondu sorunu olmayan nadir illerden biri.
İşte bu bahse konu mevzuu, bu kentte Konya ‘da geçiyor. Olay ne mi?
Ümre dönüşü iki kentte karantinaya alınmalar oldu. Biri Ankara diğeri Konya.
Bunlar sayıca fazla oldukları için devletimiz onları öğrenci yurtlarına yerleştirdi. Karantinaya aldığı vatandaşlarından , getirdiği için uçak ücreti, kaldığı yer için konaklama ücreti talep eden başta Almanya gibi “medeni!” ülkelerin yaptığını yapmadı. Yani turizmci dili ile “her şey dahil” hatta yeme içme dışında sağlıkta dahil bir sistemle bunları konuk etmeye başladı.
Şayet geldikleri yerden virüs getirmişlerse kendileri yakınları ve kent sakinleri hasta olmasın diye.
Neden? Çünki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devlet tanımının ta kendisi, vatandaşına sevgi, saygı ve muhabbetin tam karşılığıydı.
Fakat bazılarının ümre ziyaretini , o beldelerin manevi havasını solumak, ulvi kazançlarını elde etmek değil, özellikle Konya yöresinde saygınlık ifadesi olan “Hacım…” sıfatını elde etmek için yaptıkları ortaya çıktı.
Haberlerde izleyince hayret ettiğim, hayret etmekten kendimi alamadığım görüntülere şahit oldum.
Karantinadakilerden birileri yurt odalarını beğenmemiş, yatak, yastık, nevresimleri sağa sola fırlatmış ve yurttan ayrılmaya kalkışmışlar.
Neymiş efendim;
“Yurtta sunulan imkanlar bekledikleri gibi değilmiş, evlerine dönmek istiyorlarmış…” falan filan.
Resmen kazan kaldırmış, yurttan ayrılmaya kalkışıyor hatta engel olmaya çalışan polisimize karşı koymaya çalışıyorlardı.
Bunları görünce ister istemez aklıma,
Demek ki siz Sabır, sebat ve teslimiyet timsâli olan Hz. Eyüp peygamberin dinine iman etmemişsiniz, demek ki siz kavmi tarafından taşlanan buna rağmen “–Allah’ım halkımı bağışla çünkü onlar (gerçeği) bilmiyorlar.” diyen Hz. Muhammed SAV. e iman etmemişsiniz, demek ki siz “Rabbin için sabret.” Ayetin den ve
Yazıklar olsun size ki Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez. Herkesin kazandığı (hayır) lehine, yaptığı (günahlar da) aleyhinedir. “Rabbimiz! Unutur ya da hata edersek bizleri sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır bir yük taşıtma bize. Rabbimiz! Gücümüz yetmeyen şeyleri bize yükletme. Bizi affet. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Sen bizim Mevla mız /dostumuzsun. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (2/Bakara 286) ayetleri geldi.
Demek ki siz…
Etiket müslümanısınız,
Demek ki siz…
demekten kendimi alamadım.
Selam ve dua ile
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.