Euromoslu Zeus’un kenti herkesi büyülüyor
Muğla Milas’ta, kente özgü bir “Zeus” tanrı inanışı bulunan Euromos Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında bulunan tarihi eserler, titizlikle incelenerek korumaya alınıyor. Son dönemde çıkarılan Helenistik Döneme ait yazıt üzerindeki çalışmalar devem ederken, antik kentteki Zeus Lepsynos Tapınağı, tiyatro, agora ve tonozlu mezarlar antik kentte gelen ziyaretçilerden ilgi görüyor.
Haber&Fotoğraf: Volkan yıldız
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Selimiye Mahallesi'ndeki Euromos Antik Kenti’ndeki arkeolojik çalışmalar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abuzer Kızıl başkanlığında devam ediyor. Antik kentte arkeologlar tarafından gerçekleştirilen kazı çalışmalarında elde edilen tarihi eserler ve parçalar, kazı evine getirilerek laboratuarda temizlenerek, restore ediliyor.
Euromos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Abuzer Kızıl, nekropol alanında çıkarılan kiremit mezar parçaları üzerinde çalıştıklarını belirterek, parçaları birleştirilerek tümlenen mezarların yeni versiyonlar ortaya koyabildiğini anlattı.
EUROMOS’UN KİREMİT MEZARLARI İNCELENİYOR
Buluntuların Arkaik ve Bizans dönemi aralığında geniş bir zaman dilimine tarihlendiğini söyleyen Kızıl, “Mesela daha önceden hiç tahmin etmediğimiz değişik kap formları ve mezar tipleri ortaya çıkıyor. Onun için arkeolojik çalışmaların önemli bir ayağını laboratuar çalışmaları oluşturuyor. Buradaki eserler aslında arkaik dönemden Bizans dönemine kadar değişik dönemlere yayılıyor. Örneğin şuan üzerinde çalıştığımız eserler Roma ve Bizans dönemine ait kiremit mezarlar. Yine bu sene bölge için ilginç olarak nitelendirebileceğimiz keramoplastik pişmiş toprak mimari süsleme unsurları son derece önemli. Onları değerlendirmeye çalışıyoruz. Aslında kentin tarihsel süreciyle doğru orantılı her türlü eserler, restore edilerek değerlendirilmeye arkeoloji bilimine kazandırılmaya çalışılıyor.” diye konuştu.
SPONSORLUK İNŞASI OLAN ZEUS TAPINAĞI AYAĞA KALDIRILACAK
M.Ö. 2'nci yüzyılda dönemin hayırseverleri tarafından sponsorluk usulü ile inşa edilen Zeus Lepsynos Tapınağı’nın da içinde bulunduğu antik kentteki arkeoloji çalışmaları tapınak, agora, nekropol alanı ve tiyatroda devam ediyor.
Mimari öğelerinin yüzde 90’ı mevcut olan Zeus Lepsynos Tapınağı’nı, proje dahilinde ayağa kaldırmak için çalıştıklarını ifade eden Kızıl; arkeolojik, bilimsel hem de kültür turizmi anlamında önemli bir başarı elde etmeyi amaçladıklarını söyledi.
Tapınak hakkında ilginç bilgiler paylayan Kızıl, açıklamasında şunları kaydetti:
“Ekonomik sıkıntılar sebebiyle tapınağın yapımında sponsorluk devreye giriyor. 7 sütunu, kaidesinden başlığına kadar zengin bir aile, diğer bölümlerini de başka aileler yaptırıyor. Ama tapınağa baktığımızda ince işçiliklerin eksik kaldığı görüyoruz. Başka antik kentlerdeki büyük yapıların hiçbir zaman bitirilemediği gibi Euromos’ta da durum böyle oluyor. Tapınağın restorasyon projesi hazırlandı. Şuan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzde incelemede. Tapınağın yüzde 80-90 oranında elamanı mevcut. Biz o elemanları ait oldukları yerlere koymak suretiyle, çok da fazla dışarıdan taş bile olsa müdahale ettirmeden tapınağı ayağa kaldırarak, Anadolu’da belki de antik dönemde en iyi Roma dönemi tapınakları arasına sokmaya çalışacağız.”
Karayolu kenarında yer alan ve ulaşımı en kolay antik kentler arasında gösterilen Euromos Antik Kenti, arkeolojik çalışmaların yanı sıra tarihi zenginlikleriyle de ziyaretçilerini büyülüyor.
Anadolu’nun en iyi korunmuş tapınaklarından olan Zeus Lepsynos Tapınağı, tiyatro, agora ve tonozlu mezarlar antik kentte gelen ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor.
EUROMOSLU ZEUS
2011 yılında kazı çalışmalarının başladığı Euromos Antik Kenti’nin, bölgenin Mylasa’dan sonra önemli ikinci antik kenti olduğunu söyleyen Kızıl, Euromos’un kendine özgü bir “Zeus” tanrısı figürü olduğunu anlattı.
Zeus’taki farklılığın kazılarda ele geçen sikkelere de yansıdığını belirten Kızıl, “Aslında yerel bir tanrı Zeus Lepsynos, sadece buraya ait bir tanrı. Bizim Zeus’umuz ilçemizdeki antik kentlerden biri olan Labranda’daki Zeus’tan farklı olarak Karia Bölgesi’nin simgesi olan çift yüzlü baltayı (labris) omzuna dayamıyor, elinde tutuyor. Bir elinde de mızrak tutuyor. Bu farklılık elimize geçen sikkelerde de görebiliyoruz.” diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.