GARİBANLARIN DÜNYASI
Allah insanı yeryüzünü imar etsin birbirlerine faydalı olsun diye yaratmıştır. Bunun içinde insanın dünyada da ahrette de ancak çalıştığının karşılığını alabileceğini bir ilke olarak beyan etmiş, bu çalışmanın ve kazanmanın şartlarını da koymuştur. Ancak ilahi adaleti hiçe sayan insanoğlu kendi hegomanyasını devam ettirmek için kendi düzenini kurmuş, bu düzende hep güçlülerden yana olmuş ve hep onlar galip gelmiştir. Garibanların ve samimi insanların sırtında yükselen, ne olursa olsun güçlülerin emrine verilmiş. Samimiyetle o işi yapanlar hep dışarı atılmıştır. Tarih boyunca sınıfsal sistem oluşturulmuş, alt tabaka üst tabaka çatışması yaşanmıştır. Ezenler başlangıçta ezilenler birlikte imiş gibi görünüp istediklerini elde ettikten sonra ezilenleri, garibanları hep saf dışı etmişlerdir. Yanlarında da sadece onları alkışlayan yalaka ve menfaatperest yardakçılar bulunmuştur. Bu ister şirket olsun, ister siyasi oluşumlar, ister sosyal etkinlik içeren kuruluşlar olsun.
Günümüzde de bu farklı değildir. İster para getirici işler olsun, ister bu günkü tabiri STK’lar olsun, ister yardım kuruluşları olsun, ister siyasi yapılanmalar olsun, en başta garibanlarında iştirak ettiği, samimi insanların hizmet etmek için yola çıktığı oluşumlardır. Ancak bir müddet sonra menfaat grupları bunlara sızmaya başlar, hele birde güç bu oluşumlarda ise, Zamanla yola çıkılan samimi garibanların hepsi elenir ve yola çıkılan bütün bu insanlar güçlülerce yok edilir. Rantın tadını alan bu ezici kitle artık idare ettiklerinin efendisi gibidirler.
Samimi, iyi niyetle halka hizmet amacıyla yola çıkmış fakir fukara, garip guruba insanlar için değişen bir şey olmamıştır. Kazanan yine güçlüler olmuştur. Ele geçirdikleri yerlerde yola çıktıklarını sorsanız onları hatırlamak bile istemezler. Bugün siyasi oluşumların ekserisi, sendikalar ve bir takım STK ve yardım kuruluşları hep bu menfaat gruplarının elindedir. Hiçbirinin VFASI yoktur. Kendi malları gibi sahiplermişler ve ellerinde tutmak için her türlü dalavereyi mübah görmektedirler. Piramitleri ve sarayları yapan canları pahasına burada çalıştırılanlar ne ise bir yerde ezilenler bir noktada o konum görülmektedir. Çalış, çabala, alın teri akıt, gerekirse öl, ama onlardan faydalanma. Çevresine bakınca herkes bunları görür. Ama gücü elinde bulunduranların maalesef o kadar şakşakçıları ve yalakaları vardır ki, hak ve hakikati ve bunları söyleyenleri susturmak beklemektedirler. Ve bunlar kişiliksiz ve kimliksiz bir topluma doğru gidişin adımlarıdır.
Ne alnımızda bir ayıp
Ve koltuk altında
Saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi
İşte bağışlanmaz
Korkunç suçumuz…(Ahmet Arif)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.