HAYALPEREST bay KEMAL
Son birkaç gündür sosyal medyada Esad’ın ağzından çıktığı iddia edilen bir cümle dolaşıyor. Rivayet odur ki Esad “Türkiye’deki müttefikimiz bay Kemal ve partisi… ye müteşekkiriz.” demiş.
Bu sözün gerçekliği tartışılır mı… tabi ki tartışılabilir. Asıl soru Esad’ın böyle bir cümle kurması için kendisine cesaret veren bir Meclis çalışanı (Bay Kemal) gerçeğinin olup olmadığıdır.
Bay Kemal, 2011 den bu yana iflah olmaz bir Esad hayranıdır. Gittiği her yerde ve ağzına uzatılmış her mikrofon gördüğünde Esad’a methiyeler düzen, Türkiye Cumhuriyeti Devletini bu eşkıya başı ile görüşme masasına oturtmak için durmadan çaba sarf eden, olayların hiçbir noktasında ne Suriye’nin meşruiyetini yitirmiş sözde hükümetini ne de bu hükümetin başında zorbalıkla kalmaya devam eden Esad’ın kanlı diktasının sorumluluğunu görmeyen, görmek istemeyen bir siyasidir. Siyasi nezaket ve ahlakı boyu, siyasi usul erkan bilgisi kilosu ile müsavi olan Bay Kemal aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi içinden, bir türlü yürütemediği sözüm ona genel başkanlığı ile dağ olmasa da tepenin doğurduğu fare misali kah Sayın Bahçeli ye, kah Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sataşmaktan vazgeçmeyen bir çeyrek efe, bir sahte kabadayıdır. Allah’tan devlet büyüklerimiz büyüklüklerine yakışır bir vakar ile bu zatı nazarı dikkate almaz, onun siyasi yoksunluğunu yüzüne vurmazlar. Hatta ara sıra hafifçe kaşlarını çatıp “Bay Kemal” diyerek gönlünü almayı da ihmal etmezler. Bay Kemal Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 1000 yılı aşkın temeli olan devasa sarayının atsan atılmaz satsan satılmaz misali haylaz evlatlığıdır. Arada ve ayak altında dolaşmasına pek ses çıkarılmaz.
Adının Devlet büyüklerinin ağzından çıktığını duyduğunda Bay Kemal, yılda bir kez panayıra gidebilmiş sevimli bir çocuk olur, kısa süren bu panayır sevincini ise partili arkadaşlarına acemi avcı abartısı ile anlatma bayılır. Gizliden gizliye Beştepe’ye oradaki güce kudrete aşıktır. Yani kara sevdalıdır.
Hey hat!..
Son bir hafta da Bay Kemal, Beştepe’ye çıkma, başbakan veya en azından bakan olma umudunu tamamen kaybetmeye başlar. Ülkenin içinde henüz temizlenmesine sıra gelmemiş fetö artıklarının ve Kandil yalakası aydınların gazı ile yeniden alevlenen iktidar olma, muktedir olma hayali, Devlet Başkanımızın komutasında kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye ye girmesi, Başkomutanımızın ve kahraman ordumuzun Dünya çapında zirve yapan itibarı ile yeniden yerle yeksan olmuştur. Kendi içinde, bu güne kadar ciddiye alınmamış bir parti başı, muhatap kabul edilmemiş bir figür ve hiçbir zaman kale alınmamış olmanın ezikliği benliğini kaplar, içinde doyasıya dolaşmaya başlar.
Bu sırada sevdiği, saydığı, önemsediği o “muhteşem” devlet başkanından geldiği iddia edilen ve içini gıcıklayan cümle kulağına fısıldananı verir.
“Türkiye’de ki müttefikimiz Sayın…”
Aman Allah’ım bir devlet başkanı onu muhatap almış, onun adını anmıştır.
Bay Kemal o an kararını verir. Madem ki bu ülkede kıymeti bilinmemektedir, o da gider dostu, kankası, yıllardır avukatlığını yaptığı Esad’dan Suriye’nin Türkiye büyükelçisi olmayı ister. O zaman güven mektubunu sunmak için Beştepe’ye bile çıkabilir…
İşte hikayemizdeki Bay Kemal her gün aynı hayal kırıklığı ile uyanıp, her akşam yeniden aynı hayallerle uykuya dalan iflah olmaz böyle biridir.
(Yukarıda anlatılan olay Bay Kemal in ki kadar olmasa da hayal ürünüdür fakat gerçekleşme ihtimali Bay Kemalin hayallerinden çok daha mümkündür.)
Selam ve Dua ile…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.