KİM KİM MİŞ?
Dünya topyekun salgın hastalıkla mücadele telaşında ve insanlar tıp tan yardım beklentilerine manevi yardım beklentilerini de eklemek zorundalar.
Aklı erenler ellerinden geleni yapmaya çabalarken, aklı evveller henüz işin ciddiyetinin farkında değil. Her şey yolunda iken nemelazımcılar ise şimdi can ve boğaz derdine düştü. Ne bulurlarsa alıp stokluyorlar.
65 yaş üstünün bir kısmı “Sokağa Çıkma”, “Evde Kal” uyarılarına rağmen o park senin, bu mağaza benim dolaşmaya , banka ve bankamatik önlerinde kucak kucağa sıra beklemeye, sıra beklerken sohbet etmeye devam ediyor, hem kendi sağlıklarını hem de toplumun sağlığını hiçe sayıyorlar. Mantık hep aynı “bana bir şey olmaz” veya “ yaşayacağımız kadar yaşadık, bu yaştan sonra bunca tedbire gerek yok, alnımıza yazılmışsa…” İyi de “sen tek gitsen neyse, giderken başkalarını da yanında götüreceksin… “
İller, ilçeler ve köylerde tüm devlet – kamu görevlisi, atanmışlar seçilmişler salgınla mücadelede, bir şey yapma bir çare bulma, sorunun çözümüne katkı sağlama telaşında iken, hala yüreği bu ülke ile birlikte çarpmamış çarpmamaya da devam eden bir grup, kendi menfaatlerine uygun söylemlerde çıkarımlarda bulunmaya , halkı paniğe korkuya ümitsizliğe ve sivil itaatsizliğe sürükleme çabasında. Bunlar bazı parti, kanal, gazete, kalem ve işletme –holding sahipleri.
Aralarında tv ye çıkıp “ O kadar şehir hastanesine ne gerek var, tamamı israf “ diyen “yerli kara” da var, “Corona yeni yapılan havaalanı nedeni ile bu ülkeye geldi” diyen “brahman” da var, gezi de otelini teröristlere açarken bugün karantinaya alınacak hastalar için otel kapılarını açmayı düşünmeyen “angus” ta var.
Kimi tv, tv dolaşıp beyanatları ile kimileri gazeteci kimliğini kullanarak mürekkebi lağım suyundan kalemleri ile köşelerinde halkın akıl sağlığına kast etmeye devam ediyor.
Bu arada dünya maddi tedbirlerin yanında halkını inançları doğrultusunda duaya davet ediyor. Zira umut edile bilinecek her ibadet, kabul olunacağına inanılan her duaya ihtiyaç var. Bir yanda Hristiyan dünyasının ruhani lideri ve din insanları diğer tarafta Yahudi din adamları kiliseler de, havralar da dua ediyor, halkı duaya yönlendiriyorlar. Fiziki, maddi tedbirler yetmiyor, manevi yöneliş şart.
Ülkemizde de bu şekilde bir uygulama yapılmaya başlandı.Yatsı namazından sonra camii hoparlörlerinden kısa , manevi bir mesaj, halkla ve halk için Mevla mıza merhamet, imdat çağrısı olarak yayınlanıyor.
Fakat bu uygulama (kendince) aydın, sanatçı, bazı gazeteler, köşe yazarları ve İzmir kentinin bazı bölgelerinde kimi kendini bilmezleri rahatsız etti. Bunlar 15 Temmuz 2016 ‘da da camilerden ezan ve sela okunması karşısında aynı rahatsızlığı hissedenler. Bildiğimiz güruh. Bunların düşüncesine göre “ya din olmasın yada din olacaksa Allah yaratmaya karışsın ama yönetmeye karışmasın.” Her gece tam hoparlörlerden dua yayınlanmaya başladığında ıslıkla, müzikle, enternasyonel marşlarla, araç kornaları ile veya ışıkları yakıp söndürerek diyanetin bu uygulamasını güya protesto ediyorlar.
Cumhuriyet gençliği adı altında yüz yılda yetiştirilenler ve onların tohumları maalesef bunlar.
Bugünün sahte aydınları, vergi hırsızı sanayicileri, namussuz hain siyasetçileri, hep aynı cumhuriyetin (on yılda on beş milyon genç yarattık en baştan) döneminin ya doğrudan ya dolaylı canlıları. Ülke yararına ne ürün veren ne ölen bağışıklık kazanmış iki ayaklı insan suretli virüsler. Üstelik İslam düşmanları. Bunlar, Kur’an yerine Nutuk’u kutsal kitap ilan edip yasa zoru ile “bundan sonra buna biat, buna iman edeceksiniz” dense , dört gün sonra ona da baş kaldıracak, kendi kendileri ile bile kavgalı bozguncular. Bunlar memleketin yüz yıldır korunan, kollanan, beslenen, sulanan ayrık otları.
Özel (üreme – ürememe) hayatlarının, geviş getirme alışkanlıklarının, alkol alma haklarının engellendiği iddiasında bulunan, bu haklarının devletin seçimle gelmiş mevcut meşru idarecilerince engelleneceği yaygarasını kopartan, ama bugün salgın ortamında devletin şoförü, devletin aracı, devletin memuru ile evine kadar alkol siparişi verip getirtenlerde bunlar.
Doğrudan muhalefet etmeyen, zamana zemine göre hareket edenlerde yok değil. Bunlar çoğu zaman müziğe ayak uydurmaları meşhur olanlar. İşine gelen uygulamalara evet, işine gelmeyen uygulamalara ise birilerini kullanıp “ben yapamıyorum, diyemiyorum, sen söyle sen yap arkandayım” demeyi becerebilenler.
Türk tabipler birliği örneğin, virüsle ilgili en çok konuşması halkı en çok aydınlatması çaba göstermesi gerekenler , neden sesleri çıkmıyor. Salgın hastalık hekimlik mesleğinin ilgi – bilgi alanı dışında bir olay mı?
Barolar birliği nerde, hastalık nedeni ile aksayacak hukuki iş ve işlemler için neden işbirliği yapmıyor?
TMMOB , mühendisler odası siz neredesiniz?
İşçi ve memur sendikaları, temsil ettiğiniz insanların sağlığı aileleri, çocukları, anne – babaları söz konusu iken neden “devlet bu konuda bizim yapabileceğimiz ne varsa çağrıda bulunsun, tüm üyelerimiz, teşkilatlarımızla elimizden geleni yaparız.” demiyor?
TOBB , MÜSİAD nerde? Neden “gelecek aşı, ölçüm kiti, eldiven, solunum cihazı için şu kadar para yardımında bulunalım, hazırız…” demiyor…
Hepsi haklı, haklılar tabii!
Zira bu memleketin eşeği biz, sürücüleri onlar…
Bu memleketin ezilenleri biz, sefa sürenleri onlar,
Bu memleket için şehit olması gerekenleri biz, lütfederlerse şehit cenazesine veya mevlüdüne gelmesi gerekenler onlar…
Yüz yıldır, bu memleketin güdülenleri biz, güdenleri onlar…
Ve öğretmenler, hani laik, çağdaş, Atatürkçü , yeni nesilin mimarı olacak öğretmenler.
Muğla Menteşede 65 yaş üstü gönüllü öğretmen isteğine “ben varım “diyen öğretmen sayısı maalesef 10 kişiyi bulmadı. Çalışmadan 30 Nisan’a kadar yatacak ( belki daha fazla) buna rağmen hiçbir iş yapmadan maaş almaya devam edecek öğretmenler…
Rahatlarını, konforlarını bozmadılar, biz de varız demediler, diyemediler.
Sözün özü;
İnançsız yetişen bu nesil bilimsel sıfat veya maddi her noktaya ulaşmış ama vatan sevgisinde sınıfta kalmıştır.
Aslında Covid 19 bize Allah’ın adaletini göstermiş “ Sen de kimsin, bu kibrin ne?” demiştir. Suriye ile savaşımız, bu küresel salgın içimizde bizden olanları ve bizdenmiş gibi görünenleri ayırabilmemiz için Allah’ın bir lütfudur.
Tabii bu lütfun farkına varabilir, dostu düşmanı tanıyabilirsek.
Selam ve dua ile …
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.