Mimarın Fırın Hayali
Muğla Yağcılar Hanı’nda mimarlık ofisi bulunan Ebru Soydaş Çakır hobi olarak ekşi maya kullanarak çeşitli ekmekler yapıyor. Gazetede okuduğu bir haber sayesinde ekşi mayalı ekmek yapmaya başlayan Çakır’ın, ekmek serüveni 5 sene öncesine dayanıyor. Ekşi mayalı ekmek ile ilgili okuduğu haberden sonra evde ekmek yapmaya başlayan Ebru Soydaş Çakır ekmek konusunda kendini daha çok geliştirip bir çok farklı ekmek, kraker, atıştırmalık yapmaya başladığını ifade etti. Yaptığı ekmekleri sosyal medya hesabında paylaşan Çakır, yakın çevresinden büyük ilgi gördü. Bu hobisi, gelen talepler üzerine daha çok tanındı ve ilgi görmeye başladı. Yoğun ilgiden ötürü evinde ve ofisinde ekmek yapan Çakır’ın mimarlık ofisinde ekmek yapmak için kuzine sobası bulunuyor.
En büyük hayalinin bir fırın açmak olduğunu ifade eden Mimar Ebru Soydaş Çakır; “4-5 sene önce ekşi mayalı ekmekten bahseden bir gazete haberi gördüm. Esas olarak mimarım. Bu büyüme şöyle gelişti, kendime yaparken arkadaşlarım da istemeye başladı. Ticarete dökmüş değilim arkadaş çevreme onlardan görüp isteyenlere yapıyorum. Seven, talep eden bir kitle var. Fırın açmak gibi bir hayalim her zaman var. Ekşi mayadaki en büyük özellik son derece sağlıklı olması. Benim şu anda kullandığım ekşi maya seksen yıllık, bir arkadaşımdan geldi bana. Kendi mayam Nisan ayında 3 yaşını doldurdu. Saf çavdar mayası bu mayalar çok güçlü mayalar, probiyotik özellikli birçok sağlık problemi için önerilen şeyler” dedi.
‘Genetiği Oynanmamış Unlar Daha Sağlıklı’
Unları marketten almadığını belirten Mimar Ebru Soydaş Çakır; “ Hepsi özel buğdaylardan hiç genetik olarak değiştirilmemiş, müdahale görmemiş buğdaylar. Dolayısıyla dışardan tost yediğinde miden rahatsız olurken ekşi mayalı yapılan ekmeklerle mide rahatsız olmuyor. Çünkü onlar hiçbir şekilde müdahale edilmemiş unlar. Kan şekerini düzenliyor, bir sürü sağlık açısından faydaları var. Ekmeği yaparken uzun süreli bir fermantasyon süreci geçiriyor. Bu çok daha sağlıklı olmasına sebep oluyor. En az 24 saat sürüyor bir ekmeğin yapılması. Ununa bağlı olarak da daha da uzatabilirsiniz. Bu uzun süreli fermantasyonda içindeki glütenin son derece azalmasına sebep oluyor. Yani glüten alerjisi hassasiyeti olanlar içinde aynı zamanda son derece sağlıklı bir şey. Unları da özel olarak getirtiyoruz. Türkiye’nin değişik yerlerinden sağlıklı unlara ulaşabiliyoruz. Ben daha çok aldığım unları karıştırarak ekmek yapmayı seviyorum. Belli bir çeşit un kullanmıyorum. Siyaz ekmeği yapabiliyorum. Sarı buğday unu var, tam buğday unu, çavdar ve arpa unlarını mutlaka kullanıyorum. İçlerine mutlaka yulaf kepeği koyuyorum. Yulaf kepeğinin de tok tutma özelliği var. Hacminin 25 katı sıvı tutabildiği için o ayrı bir artı getiriyor bence. Çeşitli tohumlar, haşhaşlar, susamlar, keten tohumlar eklenebiliyor, kurutulmuş domatesler, cevizler, zeytinler aklınıza ne gelebiliyorsa isteğe göre kullanıyorum. Ofisimde şahane bir kuzine var. Kış aylarında ofisimde diğer günlerde evimdeki fırında yapıyorum ekmekleri. Fakat tadanlar kuzine de pişmiş ekmeğin daha lezzetli olduğunu söylüyorlar. Mayamı isteyenlerle ücret talep etmeden paylaşıyorum. Bu kültürün bu şekilde yerleşmesini istiyoruz. İsteyene ekmeği nasıl yaptığımı anlatıyorum. Ekmek üzerine atölye talepleri var zaten. Önemli olan satmak değil yeme alışkanlıklarını değiştirmek” Dedi.
Sinem Karakaya
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.