Muğla kuraklık tehdidi altında

Muğla kuraklık tehdidi altında
Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesi olan Muğla’da 2023 Ocak ayının son günlerine kadar ciddi bir yağış gözlemlenemedi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, 1 Ekim 2022 tarihinden itibaren üç ay içerisinde toplam yağışlarda Ege Bölgesinde yüzde 47 civarında bir azalma söz konusu olduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Özçelik, “Yeraltı suyunu besleyecek nicelikte yağışların gerçekleşmemesi durumunda veya uygun içme suyu altyapısı tesis edilememesi durumunda yerleşimlerde zor günlerin yaşanacağı görülmektedir. 2023 Su Yılı’nda kuraklığın nasıl seyredeceğini bahar yağışları belirleyecektir” dedi.

BERİTAN YÜCEL

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Kümülatif Yağış Raporu'na göre; Ege Bölgesi'nde 1 Ekim-31 Aralık 2022 döneminde yağışlar bir önceki senenin aynı dönemine göre yüzde 47 azaldı.

Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, sıcaklıklardaki süregelen artış ve yağışlardaki ciddi azalmanın meteorolojik kuraklığın yaşandığını gösterdiğini söyledi.

“EN SICAK ARALIK AYI OLARAK KAYITLARA GEÇTİ”

2023 Su Yılı’nda kuraklığın nasıl seyredeceğini bahar yağışlarının belirleyeceğini kaydeden Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, “2022 Haziran ayından beri aylık ortalama sıcaklıklarda bir artış görmekteyiz. Aralık ayında son 52 yılın en sıcak aralık ayı olarak kayıtlara geçti. Toplam yağışlarda ise 2023 Su Yılı’nın başından itibaren yani 1 Ekim 2022 tarihinden itibaren üç ay içerisinde toplam yağışlarda Ege Bölgesinde yüzde 47, Akdeniz Bölgesinde de yüzde 42 civarında bir azalma söz konusu oldu. Resmi istatistikler açıklanmamış olsa da, ocak ayının son günlerine kadar önemli bir yağış gözlenmediğini söylebilirim. Sıcaklıklardaki süregelen artış ve yağışlardaki ciddi azalma bize meteorolojik kuraklığın yaşandığını göstermektedir. Yağışlardaki azalmanın dengeleyici unsuru olarak şiddetli sağanaklarla karşılaşacağımızı ifade etmiştik ve nitekim Marmaris taşkınını yaşadık. Şu ana kadar 2021 de yaşadığımız kuraklıklık karakteristiklerine benzer bir durum sözkonusudur. 2021 Su Yılının ilk üç ayında ülke genelinde yüzde 48 lik bir yağış eksikliği söz konusuydu ve yılsonunda toplam yüzde 19’luk bir yağış eksikliğiyle kuraklığı hisstemiştik. 2023 Su Yılı’nda kuraklığın nasıl seyredeceğini bahar yağışları belirleyecektir” dedi.

“BODRUM’DA RİSK DAHA FAZLA”

Kuraklığın şiddetlenmesi durumunda, Muğla’da merkez dahil birçok yerleşim yerinde içme suyu temini açısından zorlukların ortaya çıkmasının muhtemel olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, “Kuraklığın bizleri başlıca, içme suyu temininde, sulama suyu ve enerji suyu teminde zorluklar olarak etkileme potansiyeli bulunmaktadır. Marmaris Söğüt, Bozburun, Taşlıca ve Selimiye gibi kırsal ama Turizim potansiyeli olan yerleşimlerde içme suyu temininde zorluklar yaşanmaya başlamıştır. Bu bölgelerde içme suyu ihtiyacı tankerlerle ve yağmur suyu hasadıyla karşılanmaya çalışılmaktadır. Yeraltı suyunu besleyecek nicelikte yağışların gerçekleşmemesi durumunda veya uygun içme suyu altyapısı tesis edilememesi durumunda bu nevi yerleşimlerde zor günlerin yaşanacağı görülmektedir. Kuraklığın şiddetlenmesi durumunda, Muğla’da merkez dahil birçok yerleşim yerinde içme suyu temini açısandan zorlukların ortaya çıkması muhtemeldir. Bodrum da ise nufüs ve turizim potansyeli gözönüne alındığında risk daha fazladır. Şu an için Mumcular Barajında %40 Geyik Barajında ise % 49 civarında su bulunmaktadır. Bu rakamlar geçen yıla göre yaklaşık % 30 daha azdır. Mumcular Barajından Barajında Sulama amaçlı kullanılmak üzere 8.5 milyon m3 lük su bulunmaktadır ve an itibariyle Bodruma içme suyu temini yapılmadığı bilinmektedir. Geyik Barajında ise yaklaşık 20 milyon m3 su bulunmaktadadır. Bu su Yeniköy Termik Santralinin soğutma suyu amaçlı hizmet vermektedir, Bodruma da gerekli tahsisat ölçeğince (yıllık 5-10 milyon m3) içme suyu temin etmektedir. Mevcut durumda toplam suyun tamamı dahi Bodruma verilse, %50 kayıp kaçakları düşünce, ancak 1 milyon kişiye 3 ay yetecek durumdadır. Bölge için bahar yağışları oldukça önemlidir” dedi.

“DERE YATAKLARI ÜZERİNDEKİ YAPILAŞMANIN ZAMANLA KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR”

Ocak ayının son günlerine yağışın etkisiyle Marmaris’te yaşanan taşkınların yüksek yağış şiddetinin bir sonucu olduğunu ifade eden Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, “Bodrum, Marmaris ve Fethiye başta olmak üzere altyapısı yetersiz yerleşimlerde taşkınlar oluşması muhtemel gözükmektedir. Marmaris’te yaşanan üzücü taşkınlar bu bağlamda yüksek yağış şiddetinin bir sonucudur. Ormanlarımızın yanması nedeniyle yeterli ölçüde zemine sızamayan ve arazide tutulamayan yağış büyük oranda akışa geçerek taşkınlara yol açmaktadır. Düşük kotlu düşük eğimli alanlarda taşkın zararları oluşturmaktadır. Marmaris İçmeler özelinde kentsel yağmursuyu drenaj altyapısı yetersizdir. İçmelerin yerleştiği vadi boyunca yamaçlardan gelen suyu toplayan yan kolun tamamı plansız kentleşme sonucu kapatılmıştır. Bu nedenle, özellikle sol sahilden gelen yağmur sularının, doğa drenajı mümkün olmamaktadır. Çözüm olarak geliştirilen kuşaklama kanalı, kesit olarak yetersiz, geçki olarak kurp ve kesit düzensizlikleri barındırmaktadır. Yanan yamaçlardan gelen yağmur suları bolca rüsübat, askıda ve yüzen katı madde içerdiği için, sözkonusu bu kanal kesit değişimlerinde kolayca tıkanarak yıkılarak veya taşarak taşkınlara yol açmaktadır. Dere yatakları ve drenaj hatları üzerindeki yapılaşmanın zamanla kaldırılması yenilerine izin verilmemesi gerekmektedir. Diğer taraftan, yanan alanlardan yağış sularıyla taşınarak gelen sürüntü maddelerine karşı önlemler alınmalıdır. Hava fotoğraflar incelenerek açık bir biçimde görüleceği üzere, sel sularıyla taşınarak gelen sular, Körfezi, Mavi Marmarisi Kahverengiye boyamaktadır. Körfez boyunca oluşan bu etkinin özelikle marina çevresini dolma tehlikesiyle karşı karşıya bırakacağı düşünülmektedir” şeklinde konuştu.

“ORMAN YANGINLARI İÇİN ELVERİŞLİ BİR ORTAM OLUŞACAK”

Yaz aylarında sıcak havanın, düşük nemle birleşmesi durumunda orman yangınları için elverişli bir ortam oluşacağını söyleyen Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, “Bölgemiz geçtiğimiz yıllarda onlarca orman yanıngına maruz kalmıştır. Birbirini tetikleyen, tüm bu olumsuzlukların önüne geçilebilmesi için hepbirlikte bilinçli, bilgili bir aksiyon planı çerçevesinde kentlerimizi korunaklı hale getirmemiz elzemdir” dedi.

Bu haber toplam 790 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.