Muğla Turizminde Uçuş İptalleri Turizmcileri Alarma Geçirdi
16
Ege turizmi için alarm zillerini çaldı. Wizz Air'in 84 seferi durdurmasının ardından Jet2'nin de 2027 planında kesintiye gitmeye hazırlanması, İngiltere pazarında daralma riskini büyütüyor.
BOYD Başkanı Sabahattin Duman:
"Sorun 84 Uçuşun İptali Değil, Sorun 2019'da 50 Euro'ya sunulan hizmetin bugün 120 Euro Bandına Çıkması" Dalaman Havalimanı ve Bodrum hattında art arda gelen uçuş iptalleri ve kapasite azaltma sinyalleri, Ege turizmi için alarm zillerini çaldı. Wizz Air'in 84 seferi durdurmasının ardından Jet2'nin de 2027 planında kesintiye gitmeye hazırlanması, İngiltere pazarında daralma riskini büyütüyor.
Dalaman Havalimanı’nda art arda gelen uçuş iptalleri, bölge turizmi açısından ciddi bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Avrupa merkezli düşük maliyetli hava yolu şirketi Wizz Air, İngiltere’nin Luton kentinden Dalaman’a düzenlediği sezonluk seferleri tamamen durdurma kararı aldı. Yedi ay boyunca haftada üç frekansla gerçekleştirilen uçuşların iptali, toplamda 84 seferin programdan çıkarılması anlamına geliyor.
Bu gelişme yalnızca havacılık sektörüyle sınırlı kalmıyor. Dalaman’a gelen her turistin konaklama, yeme-içme, transfer ve alışveriş harcamaları üzerinden yarattığı ekonomik değer düşünüldüğünde; özellikle Köyceğiz, Ortaca ve Fethiye hattında zincirleme bir gelir kaybı riski oluşuyor.
26
2027 Planlarında Kesinti Sinyali
Kriz sinyalleri bununla da sınırlı değil. İngiliz turizm pazarının önemli oyuncularından Jet2, 2027 planlamasında Dalaman ve Bodrum hatlarında kapasite düşürmeye hazırlanıyor. Birmingham, Edinburgh ve Glasgow gibi yüksek potansiyelli şehirlerden yapılan uçuş frekanslarının azaltılması, Ege Bölgesi’nin İngiltere pazarındaki erişimini zayıflatabilir.
Sektör temsilcileri, ulaşım kapasitesindeki her düşüşün doğrudan talebe yansıdığına dikkat çekerek, “Uçuş azalması turist sayısını, turist sayısı da bölgesel geliri düşürür” değerlendirmesinde bulunuyor.
36
Fiyat Politikaları ve İmaj Tartışması Uzmanlara göre geri çekilmenin arkasında yalnızca operasyonel planlama yok. Türkiye’de son dönemde artan fiyatlar ve destinasyon algısındaki zedelenme, özellikle İngiliz turistin tercihlerini etkiliyor.
Aynı ürün ve hizmetlerin Avrupa’da daha uygun fiyatla sunulabildiği bir dönemde, Türkiye’de yüksek fiyat algısının güçlenmesi rekabet avantajını zayıflatıyor. Turizm profesyonelleri, sürdürülebilir talep için “adil fiyat, güven ve kaliteli hizmet” üçlüsünün yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguluyor.
46
2028’e Doğru Daralma Riski
Sektör analizleri, İngiltere pazarından Türkiye’ye gelen turist sayısının 2028’e kadar 3,5 milyon seviyelerine gerileyebileceğine işaret ediyor. Bu tablo, Ege turizmi açısından geçici bir dalgalanmanın ötesinde, yapısal bir daralma ihtimalini gündeme taşıyor.
Sorun 84 Uçuşun İptali Değil, Sorun 2019'da 50 Euro'ya sunulan hizmetin bugün 120 Euro Bandına Çıkması Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (BOYD) Başkanı Sabahattin Duman, son günlerde kamuoyunda tartışma yaratan “84 uçuş iptal edildi” başlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, konunun doğru zeminde ele alınması gerektiğini söyledi.
Duman, söz konusu rakamın Londra Luton–Dalaman hattında haftada üç frekansın sezon geneline yayılmasıyla ortaya çıktığını belirterek, haftada üç uçuşun iptal edilmesini “Ege turizmi alarm veriyor” şeklinde yorumlamanın sağlıklı olmadığını ifade etti.
Havayolu şirketlerinin kararlarını duygusal değil ekonomik kriterlerle verdiğini vurgulayan Duman, zarar eden hatların kapatılmasının sektörün temel kuralı olduğunu dile getirdi. Jet2’nin 2027 planlamasının da bir iptalden çok kapasite artış hızını yavaşlatma olarak okunması gerektiğini belirtti.
56
“Asıl sorun maliyet makası”
Turizmde tartışmanın uçuş sayıları yerine ekonomik gerçeklere odaklanması gerektiğini söyleyen Duman, 2019–2026 dönemine ilişkin verilerin tabloyu açık biçimde ortaya koyduğunu kaydetti. Aynı dönemde dolar kurunun yaklaşık yüzde 570 arttığını, TÜİK verilerine göre kümülatif enflasyonun ise yüzde 1.100’e ulaştığını belirten Duman, iç maliyetlerin döviz artışından neredeyse iki kat hızlı yükseldiğine dikkat çekti.
2019’dan bu yana doların 6–7 kat arttığını, buna karşılık elektrik, gıda, personel, bakım ve sarf giderleri gibi maliyet kalemlerinin 11–12 kat yükseldiğini aktaran Duman, turizmcilerin dövizle gelir elde edip enflasyona bağlı TL maliyetlerle çalıştığını, bu nedenle kâr marjlarının daraldığını söyledi.
“Sorun uçuş değil fiyat yapısı”
Duman, tartışılması gereken konunun 84 uçuş iptali değil, 2019’da 50 Euro’ya sunulan bir hizmetin bugün neden 110–120 Euro bandına çıkmak zorunda kaldığı olduğunu belirtti. Bu artışın kalite sıçramasından değil maliyet yapısındaki bozulmadan kaynaklanması halinde sorunun havayollarında değil ekonomik zeminde aranması gerektiğini ifade etti. Çözümün “uçuşu geri getirelim” yaklaşımı olmadığını vurgulayan Duman, bir havayolunun ancak üç şart sağlandığında geri döneceğini söyledi: sürdürülebilir talep, öngörülebilir maliyet yapısı ve güçlü fiyat-performans algısı.
66
“Türkiye artık ucuz destinasyon değil”
Türkiye’nin artık ucuz bir destinasyon olmadığını belirten Duman, maliyet yapısının kalıcı biçimde yükselmesi durumunda sektörün segment yükseltmesi, daha yüksek harcama potansiyeline sahip pazarlara yönelmesi ve deneyim kalitesini artırması gerektiğini dile getirdi. Enerji verimliliği, ortak satın alma ve maliyet kontrolünün de zorunluluk haline geldiğini söyledi.
Havayolu şirketlerine çağrıda bulunmanın tek başına sonuç vermeyeceğini ifade eden Duman, asıl verilmesi gereken mesajın “bu hatta koltuk başı gelir sürdürülebilir” güveni olduğunu kaydetti.
Kısa vadede sezonun güçlü geçirilmesi için etkinlik takvimlerinin genişletilmesi, deneyim paketleri oluşturulması ve ortak tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini belirten Duman, uçak doluluğunun talep üretimi ve planlı organizasyonla sağlanabileceğini sözlerine ekledi.
“Kural değişmez”
Duman açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bir hat kârlıysa uçak gelir. Kârlı değilse gider. Bu sektörün değişmeyen kuralıdır. Tartışmayı başlıklar üzerinden değil, maliyet yapımız ve talep üretim kapasitemiz üzerinden yürütmeliyiz. Odaklanmamız gereken konu uçuş sayısı değil; hattın sürdürülebilir gelir üretip üretmediğidir. Eğer koltuk başı gelir maliyeti karşılıyorsa havayolu zaten kalır. Karşılamıyorsa kimse zararına uçmaz. Bu kadar net.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.