NEYİN AŞISI BULUNMALI?
* Yolda durdurduğu dedesi yaşındaki insana hesap soruyor, “neden sokaktasın, corona var, sokağa çıkmak yasak , bilmiyor musun?”. Yaşlı adam mahcup, suçluluk duyarak yanıt veriyor.” Hastaneye gelmiştim, otobüz almadı, sonakine binip gidecem.” Yaşlı adamın mahcubiyeti hoşuna gidiyor, kendinden yaşça çok büyük bir insanın onuru, gururu, kalbi umurunda değil. Doğru dürüst konuşmayı bile beceremiyor ama alay etmeyi sürdürüyor. ”Şimdi sana ceza yazmamız lazım, bu seferlik yazmayacağız. Doğruca evine git, işte falan filan.” Yaşlı adam başı eğik uzaklaşıyor…
* Kaldırımda durdurduğu babası yaşındaki adama zorla maske takmaya ve başına kolonya dökmeye çalışıyor. ”Sen corona olmuşsun, dur, dezenfekte edeyim. ” Biraz safça olduğu anlaşılan vatandaşın başına döktüğü kolonyayı eliyle her tarafına yayıyor. Sonra “Şimdi dezenfekte oldun, kimseye bulaştırma, doğruca evine git.” demeyi ihmal etmiyor. Adam sessizce uzaklaşıyor…
* Özel uçakla getirilen, hem kendisinin hem başkasının sağlığı zarar görmesin diye karantinaya alındığı kız yurdunda, kaldığı odanın asıl sahibi kız öğrencinin mahremiyetine saygı göstermiyor, özel eşyalarını karıştırıyor sonra da “ Biz o…ç.. Türkiye’nin okulunda okumadık …” şükran duyması gereken Türkiye Cumhuriyeti devletine küfrediyor….
* Annesi doğal yolla ölen ama bunu bildiği halde kazılarak hazır bekletilen mezar yerlerini corona virüs nedeni ile ölenler için açılmış mezar yerleri olarak niteleyip yetkilileri ağır bir dille itham ediyor…
Halkın sağlığını korumak amaçlı sokağa çıkma yasağını fırsat olarak görüp “Sokaklar bomboş. Tam ihtilal yapılacak zaman. Tankın önüne çıkacak aptallarda yok.” diye yorumluyor…
* Sıfatı belediye başkanı, sanatçı bozuntularına verdikleri, verecekleri konserler için milyonlar ödeyebilirken, yeni yapılan hastane yolu için “ paramız yok, yapamayız.” diyor…
* “Biz susarsak Türkiye susar” sloganı ile basılan sözde gazete (Sözcü) “82 YIL SONRA BİLE FAYDASI DOKUNDU. Çin, Atatürk döneminde sizde bize ücretsiz aşı vermiştiniz, bizde 50 bin corona tanı kiti için sizden para almayacağız.” dedi, manşeti ile okuyucularına asılsız bir haberi, yalanı gerçek gibi verip hala aynı yerden nemalanmaya ve devleti kötülemeye devam ediyor…
* Fox tv adındaki melanet kutusu, Kanal İstanbul’un etki alanındaki tarihi Dursun Köy ve Odabaşı köprüleri için yapılan ihaleyi, Kanal İstanbul’un ihalesi gibi haber yaparak, konu hakkında bilgisi olmayan halka “ Bunca derdin arasında bu kadar büyük maliyetli bir ihaleyi nasıl yapıyorlar, bizim derdimiz ne, onların yaptığı iş ne?” dedirtmeye gayret ediyor…
* “Sokağa çıkmayalım ama o zamanda mecburen işçilerimi ücretsiz izne çıkartmak zorunda kalacağım.” diyen işveren, aba altından sopa göstermeye, “bak işçiyi aleyhine döndürürüm” diye devlete mesaj vermeye çalışıyor…
* Elindeki dezenfektan ve koruyucu maskeyi stoklayarak etkisinin giderek artacağı belli olan bu salgını ve hatta ölümleri fırsat gibi gören, ürettiği dezenfektan ve koruyucu maskenin fiyatına fahiş zam yapan ve yeni üreteceklerini normal fiyatının 5 hatta 10 katı fiyatına satmayı düşünen firma sahibinin vicdanı sızlamıyor, ülkeye hizmet ettiğini düşünmeye devam ediyor…
* Hdp den milletvekili. Diyarbakır sokaklarında eline megafon verdiği serserilerle, hükümet, devlet sizin ölmenizi istiyor diye halkı galeyana getirmeye çalışıyor...
Vs., Vs
İrili ufaklı bütün bu virüsler ya gizliden gizliye ya sosyal medyada veya “tv ve gazetelerde” aynı ihanete, hepsi farklı farklı yönlerden irili ufaklı, çapları miktarınca malzeme, hastalık taşıyor.
Bizde, aslında nüfusunun neredeyse yarısı çoktan bitkisel hayata girmiş bir toplum olduğumuzun farkında olmadan “Evde Kal, Hayat Eve Sığar” gibi sloganlarla covid 19 dan ölümleri azaltmaya, aramızdaki masumların yanı sıra corona dan daha tehlikeli olan bu virüslerinde hayatını kurtarmaya gayret ediyoruz.
Sağ kalırlarsa ekmek uzattığımız eli yeniden ısırmaya, yemek yedikleri kaba yeniden pislemeye çalışacaklarını bile bile.
Yeni yeni farkına varıyor muyuz, bilmem?
Çok ama çok uzun zamandır kaybolan gençliği geri getirme adına hiçbir çaba sarf etmemiş, ölen ölür kalan sağlar bizimdir, demişiz. Bütün bu olumsuzlukları her gördüğümüzde “Bu yanlışta benim payım, sorumluluğum ne?” sorusunu kendimize sormayı akıl edememişiz.
On yıllarca kimliği, benliği, inancı, vatan millet sevgisi, bayrak sadakati tırpanlanıp, yanlış budanıp tutmayacak aşılarla hilkat garibesi haline getirilmiş bir nesil için aşı bulmayı becerememişiz.
Çocuklarımızı, gençlerimizi izm’lerin yetiştirmesine izin vermişiz. Kendi benliğini tarihini, inançlarını, büyüklerini tanımadan tanıtmadan…
Şimdi bir aşı bulma , bir hayatı normale döndürme telaşıdır almış başını gidiyor.
Aşıyı bulmak şart mı?
Daha önemlisi hangisi için, ne için aşı arıyoruz,?
Kaybolan gençlik için mi, covid 19 için mi?
Peki aşı bulununca,
Onu ilk önce kimlere yapacağız?
Ruhu çoktan ölmüş bedenlere ve o ruh ölürken hiçbir şey yapmadan öylece seyredenlere mi, bir gün ihtiyaç olursa aşı ile yeniden tutunduğu hayatını vatanı için tekrar seve seve feda edebileceklere mi?
Selam ve dua ile.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.