Radyo Tamircisi Bektaş; “Radyonun Carıltısı, Plağın Cırıltısı”
SİNEM KARAKAYA- Muğla Menteşe’nin Tarihi Arasta Çarşısı’nda 14 yaşından bu yana radyo tamirciliği yapan Mustafa Bektaş, gelişen teknolojiye ve görsel medyaya rağmen ayakta kalmaya çalışıyor. Muğla’da ve Ege Bölgesi’nde tek olan radyo tamircisi Bektaş, 51 yıldır mesleğini severek sürdürüyor. Ortaokulu terk ederek radyo tamirciliğine başlayan Bektaş, 20 yıl sonra kaset ve plakların tekrar çıkacağını söylüyor.

Muğla’nın son radyo tamircisi Mustafa Bektaş ile Röportajımız şu şekilde;
-Sizi Tanıyabilir Miyiz?
İsmim Mustafa Bektaş. Muğlalıyım. Radyo tamircisiyim.
-Bu Mesleğe Ne Zaman ve Nasıl Başladınız?
1968 yılında bu mesleğe girdim. Ortaokulu terk edip bu mesleğe başladım. Önce 1 hafta berber çıraklığı yaptım. O zamanlar bir komşumuz vardı. Beni gördü berberde. Sen ne yapacaksın berber çıraklığını dedi. Gel sen radyocu ol bana yardım et dedi. İlk başta tereddüt ettim ama olur olur dedi. Berber dükkânın anahtarını aldı elimden ustaya götürdü verdi. Mustafa benim çırağım olacak bundan sonra dedi. Bu mesleğe öylece başlamış oldum. O zamanlar ortaokulu okurken iki tane zayıfım vardı. Onları versem okuyacaktım. Benim yaşıtlarımın hepsi de öğretmen oldu. Herkes öğretmen olursa radyocu olmaz. Terzi, saatçi gibi meslek sahibi olmaz. Okusaydım öğretmen olurdum belki de. Her şey nasip. Bu meslek hayırlıymış benim için. Böylece bu mesleğe girmiş oldum. Benim zamanımda radyo bir lükstü. Herkes alamazdı. Köylerde radyo dinlemek için köy kahvelerinde toplanırlardı. Komşulara gidilirdi akşam ajansı dinlemek için. Sonraları herkes tütün sata sata radyo almaya başladı. 3 dalga radyo vardı. Uzun dalgada Ankara dinlenirdi. Orta dalga da İzmir, Antalya ve Mersin vardı. Kısa dalgada meteoroloji, polis, Mamak radyosu vardı. Bunlar dinlenirdi.
-Kaç Yıldır Bu Mesleği Sürdürüyorsunuz?
1968 yılından bu yana 51 yıllık radyo tamircisiyim.
-Muğla’nın En Eski Ve Oldukça Tanınan Zanaatkârlarından Birisiniz. Bunun Sırrı Nedir?
Bunun sırrı dürüstlük. Meslekte 3 şeye dikkat ederim. Önce aile terbiyesi, daha sonra sosyal terbiye nünün içinde usta terbiyesi de vardır ve mesleki terbiye. Bunların hepsi bir bütündür. Bu üç şey olmadan hiç kimse hiçbir yere varamaz. Bunlardan biri dahi eksikse benim gözümde düşüktür. 51 yıldır bu mesleği yapıyorum bir tek velespit yani bisikletim dahi olmadı benim. 4 çocuk okuttum. Hepsini böyle yetiştirdim. Her şey karşılıklı sevgi ve saygıdan ibaret. Herkesle muhatap oluyoruz biz. Bizde sınıflandırma olmaz. Zanaatkârlık aslında göz hırsızlığıdır. Ustanı izleyerek öğrenirsin her şeyi. Sonra sen yapmaya çalışırsın. Benim bir sözüm vardır; radyonun carıltısı, plağın cırıltısı.
-Teknolojinin İlerlemesiyle Birlikte Günümüzde Görsellik Artmış Durumda. Hal Böyle Olunca Bu Meslek İçinde Unutulmaya Yüz Tutmuş Mesleklerden Birisi Diyebiliriz. Bu Durumu Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Önce lambalı radyolar vardı. Sonra transistörlü radyolar çıktı. Daha sonra entegreli radyolar çıktı. Ondan sonra cipli radyolar çıktı. Günümüzde ise radyo dinleyenlerin sayısı çok azaldı. Eskiden tamir ederdik. Bir şeyler için uğraşırdık. Şimdi artık öyle değil atılıp hemen yenisi alınıyor. Zanaatkâr insan tamir eder. Eskiden aynı zamanda ekonomiye katkı da olurdu. Muğla’da bile 3 radyo vardı. Şah, Hamle ve Örnek radyo. Sonra onlarda kapandı. Kasetler vardı eskiden. Şimdi yok. 20 sene sonra o kasetler tekrar çıkacak. Plaklar öldü ama herkes plak dinlemek için arıyor. Eski şeyler hep moda olmaya başladı. O yüzden kaseti ve plağı olanlar atmasın saklasın.
-Eleman Yetiştiriyor Musunuz? Bu Mesleğin Geleceğini Nasıl Görüyorsunuz?
Ben bu meslekte son nesilim. Bitti artık. Alttan gelen yok. Muğla’da zaten yok Ege bölgesinde bile tek radyo tamircisi benim. En yaşlı ben varım. Yeni nesil radyonun ipini takmasını bile bilmez. Çırak yok ki yetiştirelim. Ben 14 yaşında girmişim bu mesleğe. Şimdi 18 yaşında gelen bir çocuğa biz ne öğretelim ki. Biz eskinden okullar tatili oldu mu ustamızın yanına giderdik. Şimdiki çocuklar hadi bakalım deniz, kum, güneş. Biz okurken hem camiye giderdik hem meslek öğrenirdik hem de ders çalışırdık. O zamanlar iki buçuk liralık haftalıkla mutlu olurduk. Bu devirde bir çırak kolay yetişmiyor. Ben hasta olsam mesela radyocu nerde diye arayan çok olur.
-İşinizi Severek Yapıyor Musunuz?
Bir usta yaptığı mesleği sevmiyorsa bıraksın o işi. Bir iş sevmeden yapılmaz. İşin püf noktası zaten sevgini katarak yapmaktır o işi. Bu aletlerin dili yok ki. Oram buram ağrıyor diyemez. Sen ustalığını konuşturur neredeyse bozukluk bulur yaparsın.
-Tamir Yaparken Radyo Dinler Misiniz?
Dinlerim tabi ki. Radyo dinlemeden asla tamir yapamam. Rahatlatıyor beni. Görmüyorsun ama hissediyorsun. Bütünleşiyorsun onunla. Televizyon çıktı çıkalı kimse evde iş yapmaz oldu. Radyo bambaşkadır. Ben prensibimde şu vardır. Ben yaptığım tamirin 30 sene garantisini veririm. Bozulursa eğer para almadan bir daha yaparım. Bu meslekten emekli olmayı nasip oldu. Çok şükür.
-Neden Arasta?
42 yıldır arastadayım ben. Zanaatkârların bulunduğu yerdir arasta. Ayakkabı tamircisi, saatçisi, elektrik tamircisi, sobacısı gibi meslekler bu bölgededir. Arasta kültürü hiçbir yerde yok. Aşağı bölgelerde yoktur bu ortam. Sıcak ve samimi yerin merkezidir burası. Burada menfaat için değil dostluk için merhaba vardır. Güven vardır. Biri dükkânı bırakıp bir yere gidecek olsa dükkânın önüne sandalye koyar gider kimse bir şey yapmaz.
-Röportajımıza Eklemek İstediğiniz Bir Şey Var Mı?
Günümüzde birçok meslek yok oldu. Bu tarz meslekler için yetkililer bir el atmalı. Bu mesleklerin bilincine varılmalı. Değerimizin bilinmesini istiyoruz. Çayımızı kahvemizi içmeye gelsinler. Kapımız herkese açık. Meslekleri tanıtsınlar. Sizlerde olmasanız bizi hatırlayan olmayacak. Güzel bir sohbet oldu. Teşekkür ederim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.