Şehit Ailelerimiz
Hazırlayan

11 ayın Sultanı Ramazan ayını karşılamamızla birlikte, bu anlamlı ayda vatanı uğruna şehit düşmüş Muğlalı şehitlerimizi hatırlamak ve her birini yad etmek amacıyla Şehit ailelerimizle yaptığımız söyleşileri sizler için kaleme alıyoruz. Bu sayımızdaki söyleşimizi Muğla Şehit Aileleri Derneği’nin kurucu başkanı ve aynı zamanda da 8 Nisan 2006 yılında Elazığ Arıcak’ta hain teröristlerin yola döşediği mayının patlaması sonucu 43 yaşında şehit düşen Jandarma Yarbay Alim Yılmaz’ın babası olan Mehmet Yılmaz ve zaman zaman da söyleşiye katılan Şehit annesi Ümmü Yılmaz.
Şehit olmadan önceki isteği doğrultusunda Ankara Cebeci Şehitliği’ndeki kabrinde yatan Şehit Alim Yılmaz’ın eşi ve 2 çocuğunun Çanakkale’de ikamet ettiğini belirten Şehit babası Alim Yılmaz ile söyleşimize kendisini tanıyarak başlayalım.
Sayın Yılmaz sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Uşak Merkez Alanyurt köyünden Mehmet Yılmaz. Eşim Ümmü Yılmaz. Emekli Astsubayım. 3 evladım vardı. Dilek, Hatice ve Alim. Oğlum Alim şehit oldu. Geriye 2 kızım kaldı.
-Oğlunuz nerede, ne zaman ve nasıl şehit oldu?
Oğlum Alim, Jandarma Asayiş Şube Müdürü idi Elazığ’da. O bölgenin asayişi ondan sorulurdu. Bir gün Elazığ’da köy kontrolüne gidiyorlar. Dönüşte yolda pusu kurmuşlar. Yolun ortasında kurmuşlar mayını. Uzaktan kumandayla patlaması sonucu şehit oluyor oğlum.
- Muğla Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ni siz kurmuşsunuz. Bu dernek nasıl kuruldu? O yaşadığınız dönemi biraz anlatır mısınız?
Evet, Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kurucusu benim. Oğlum şehit olduktan sonra baktım Muğla’da hiç böyle bir dernek kurulmamış. 2006’da yılında oğlum şehit olduktan sonra düşündüm ve bu derneği ‘ben kurayım’ istedim. O zamanlar ev ev dolaşarak liste yaptım. 52 köy dolaştım. 30 kişiye tamamladım isimleri bu derneği kurdum. Çok zor bir süreçti. Herkes ‘para verecek misiniz’, ‘karşılığında ne vereceksiniz’ diye soruyordu. Kendilerine ‘hayır’ cevabını verdim. ‘Sadece devlet tarafından verilen bir şey olursa hep birlikte harcarız’ dedim. O tanıdık, bu tanıdık derken 30 kişi ile çıktık yola. 7 sene ben başkanlık yaptım. Hiçbir yerden, hiç kimseden yardım almadan yürüttüm. Hep kendi cebimden verdim. Kiralar çok pahalıydı. Tam 3 yıl boyunca ayda 500 lira maaşımdan kira ödedim. Sonra daha fazla devam edemedim, başkanlığı Mehmet Akkuş’a devrettim. O da şu anki başkan Kazım Alsan’a devretti. Derneğin hiçbir geliri yok. Üyelerden de para almıyoruz. Kendi imkanlarımızla derneğimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz.
-Sizde bir şehit babasısınız. Biliyorum bu duygunun tarifi yok ama bir şehit ailesi olarak neler hissediyorsunuz?
Şehit Alim Yılmaz babası Mehmet Yılmaz: Acı. Sadece acı. Bazen oğlumun şehit olduğuna seviniyorum bazen üzülüyorum ama acısını hep içimde hissediyorum. Çok zor. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Nerde fakir ailelerin çocuğu varsa o şehit oluyor. Bu durum bizi daha da üzüyor.
Şehit Alim Yılmaz annesi Ümmü Yılmaz: Oğlumu şehit olmadan önce ben rüyamda görmüştüm. Uyandıktan sonra aradık hemen. Dağdan yeni gelmiş görevden. Korktu babasına bir şey oldu sanmış. ‘Ben rüyamda seni gördüm Allah’a şükür sesini duymak için aradım’ dedim. Babası hastaydı o sıralar, babasıyla konuştu sonra telefonda. Rüyamda nasıl gördüğümü sordu. ‘Söylemeyeceğim oğlum, Allah hayır çıkarsın çok kötü gördüm’ dedim ve kapattım. Aradan 24 saat geçmeden şehit haberini aldık. Rüyamda bir çukura düşmüş lastik yakılmış siyah dumanlar gördüm. Cenazesini bize iki gün sonra gösterdiler. Sarıldım, okşadım. Yüzünde saçmalar varmış hâlbuki ben görmedim. Yüzü gülüyordu yavrumun. Ben kalkacak, canlanacak sandım o an. Çok acı. Allah düşmana yaşatmasın bu acıyı.
-Siz Uşaklısınız. Muğla’da yaşıyorsunuz. Oğlunuzun mezarı neden Ankara’da?
Ankara’da 6 sene görev yapmıştı. Eşi ile kabirlere ziyaretlere gitmişler. Eşine demiş ki, biz göreve doğuya gidiyoruz. Orada şehit olursam kabrimi Ankara’ya gömün demiş. Onun isteği üzerine Ankara Cebeci Mezarlığı’na defnettik. Yoksa Uşak’a memlekete götürürdük. Oğlumuzun isteğini yerine getirdik.
-Yaşadığınız ve bize anlatabileceğiniz bir anınız var mı?
Derneğe üye kaydı zor. Herkesin bir beklentisi oluyor. Ortaköy’de bir şehit ailesi vardı. Gittim ona üye kaydı için. Bana, ‘sen bu işten ne kadar para alacaksın’ dedi. Bende ‘almıyorum’ dedim. ‘Sen para almazsan buralara kadar gelmezsin’ dedi tersledi beni. Adamın eşi, ‘imzayı atta gitsinler, adam buraya kadar yorulmuş gelmiş’ dedi. Adam, ‘ben imzalamam’ dedi. Küçük tüpün üstünde yemek pişiyordu tası aldı da çarpıverdi. Atmadı imzayı. ‘Kömürümü, aylığımı verirsen öyle yaparım’ dedi. Ben ne olduğumu şaşırıp kalmıştım. Herkesin bir beklentisi var. Kimse karşılıksız iş yapmıyor.
-Şehit haberlerini izlediğiniz zaman neler hissediyorsunuz?
Acı, gözyaşı… Az mı şehit verdik? Dayanılacak gibi değil. Bazen sinirlenip televizyonu kapatıyoruz. Acımız tazeleniyor. Hepsi bizim oğlumuz. Her gün bir şehit veriyoruz haberleri izlediğimizde. Hepsi bizim oğlumuz. Bir evlat kolay yetişmiyor. Biz isteriz ki, hiçbir askerimiz polisimiz şehit olmasın.
-Vali ya da Kaymakam sizi sık sık ziyaret ediyor mu?
Sık sık gelirler. Sağ olsunlar. Vali hanımın burada yemek yediği bile oldu. Sürekli yanımızdalar. Devletin yanımızda olduğunu Vali Hanım ile hissediyoruz. Allah devletimize zeval vermesin. Vali Hanımın yeri ayrıdır. Çok değerlidir gözümüzde. Hep halimizi hatırımızı sorar. İhtiyaçlarımızı karşılar. Allah hepsinden razı olsun bin kere.
-Son olarak bir şehit ailesi olarak bir mesajınız var mı?
Acılarımızı paylaşsınlar. Birlik olalım beraber olalım. Derneğimize üye olsunlar. Hiçbir ihtiyacımız yok çok şükür. Allah devletimize zeval vermesin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.