SEVDASINA KURBAN OLDUĞUM GÖKOVA “Memleket Yazıları”
Kış geldi kös kös oturur olduk.
Sığınıp bi kenara.
Kedi gibi tüylerimizi ısıtana kadar.
İki lafın belini kıracağız diye,
Didin dur.
Ortalık bi sürü senaryo.
Film platosu sanki memleket.
Bize ne.!
Olmaz ki kardeşim böyle.
Hayata dönmek gerek.
Keşfetmek gerek ıssızlığımızı.
**
Hadi kalkalım..
Ver elini Ula..
Oradan yavaş yavaş Akyaka.
Oyyy sevdasına kurban olduğum Gökova.
Yeryüzü cenneti sanki.
Cazibe ise cazibe..
Güzellikse güzellik sen de var.
Bi viraj..
Bi viraj daha.
Hele çek şöyle bi kenara.
Seyret alemi.
Derin bi nefes çek içine içine.
Çam kokusu topraktan kimyalı.
Misler gibi.
Ciğerin bayram etsin, düğün yeri sanki.
**
Sabah güneşi doğmalı sahilde..
Karşı kıyıdan melekler gelir gibi.
Kömürde bi demli çay yok mu..
Mmmmm ılık rüzgara inat,
Buğusunda sıcak sıcak.
Gözlüklerin buğulanırsa sabret.
Şimdi geçer sakin ol.
Kayıkçı motorları bi telaş bi telaş.
Bazıları küsmüş gibi yapayalnız.
Bi dokun onlara..
Merhaba dostlar misali.
Sonra güzelce bi eyvallah.
**
Sinsi rüzgar soğuğuna inat.
Bi balıkçıl yaka kazak.
Yavaş yavaş Çınar’a doğru yol alarak.
Ormanda kozalak kalıntıları var mı bilemem.
Rastlarsan şanslısın.
Al eline incele.
Düşün yaz ayları hatrına.
Sakın rehavete kapılma.
İzmarit yok asla.
Yerlere bi şey atma.
**
Hırçın dalgalar döverken kayaları.
Seyreylemek destansı kervanı.
Bi o kayaya ..
Bir bu kayaya..
Kaybolurken köpükler dehlizlerde.
Senfoni mübarek büyük resital.
Gökova’nın doğal bestesi.
Belki de bilene çok kutsal.
***
Hey gidi koca çam.
Ne eğdin başını denize.
Çocuk gibi mi gözlüyorsun Ege’yi.
Sanki sahibisin, sanki efendi.
Ulu bir bekçi.
Kollarını uzatsan yakalar mısın ki…
Sen burada kal dostum.
Ben yolcuyum Turnalı’ya doğru.
Orada bekleyenim var.
Dikenli otlar, çiçekli çıltılar..
Belki kısmet olur semaverde çay.
Dönüşte selamlaşırız yine sevdalı sevdalı.
Sen kadim ol.
Ben misafirin.
Han ve hancı gibiyiz ikimiz.
Olur ya bi gün hepimiz göçüp gideriz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.