SİZ KİM SOYLANMAK KİM - NAMERDİZ!
Televizyonlarda ani bir haber ve aynı anda bir alt yazı. “Süleyman SOYLU istifa etti.
Duyduklarımıza inanamadık. Şaka mı, ne istifası, nasıl, durduk yerde bu istifa nereden çıktı?
“Allah’ım sen duyduklarımızı hayra tebdil et.” Sağa sola birkaç telefon, duyan bilen haberi olan var mı telaşı.
Aynı haber hemen hemen tüm kanallarda, ya spikerin dilinde ya alt yazı olarak geçiyor. Gözlerimiz gördüklerine, kulaklarımız duyduklarına inanamıyor.
Sosyal medya almış başını gidiyor. Bir tarafta üzülenler diğer tarafta zil takıp oynayanlar.
Zil takıp oynayanlar arasında bizim Emre’de (Emre Uslu) göze çarpıyor.
“Demedim mi, yakında istifa edecek diye…” yazmış. Dedin dedin de, sen günün 24 saati havlayan yabanın itisin. Senin her dediğin çıkacak olsaydı çoktan bu ülkede Fetö Cumhuriyeti kurulmuş olacaktı. “Hoştt Emre hoştt.”
İçerden paylaşım yapan başka başka profiller, başka başka gruplar… Kimi müzik eşliğinde elinde kadeh “şerefe Ak Parti’li ve Mhp’liler.” kimileri kes yapıştır “her gün birinizi bir gün hepinizi …” yazmalar.
Fesuphanallah!
Bir an hızlıca dünle bugünü mukayese ettim.
Ömrünün 56 yılının yarısında, Doğu Anadolu’nun farklı illerinde görev yapmış, doğuyu bilen ve uzun sayılabilecek bir süredir batı da yaşamaya devam eden, farklı farklı isimleri olan partilerin idaresinde yaşamış biri olarak neler gördüm neler yaşadım diye, düşündüm.
Çocukluk ve gençlik yıllarımda (seksen öncesi) anarşi her gün can alıyor, her gün bir çok eve ateş düşüyordu. Liseler, üniversiteler, devlet daireleri, polis, asker, resmi özel farklı kurum ve kuruluşlar sağ ve sol olarak ikiye ayrılmış aynı ortamda iki ayrı hava solunuyor, ikili veya kurumsal ilişkiler samimiyetler düşüncelere göre belirleniyordu. Memleket felaket bir durumda bir an sonrasında ne olacağını bilemez durumdaydık.
12 Eylül 1980. İhtilal oldu.
Hayatı rayına oturtur, normal akışına döndürür dediğimiz faşist cunta yaptıkları ile ihtilal öncesi anarşiye ve anarşist gruplara rahmet okuttu. Sonradan ortaya çıktı ki ihtilalin tek kazananı kendileriydi. Trilyonlarca liralık yolsuzluk yapmış , ihtilalle sadece kendilerini ve çocuklarını mutlu etmeyi amaçlamış ve bunu başarmışlardı.
Onların ülkeyi sivil yönetime devretmesi ile birlikte pkk denen illet ortaya çıktı. Kundakta veya koltuk değnekli, kadın veya sivil demeden kan dökmeye başladı. Üstelik TSK içinden de her rütbeden kimi satılmışlarla işbirliği yapıyor, pkk milletimizin peygamber ocağı diyerek TSK’ ya emanet ettiği ana kuzularına kıyarken bu hainlerden istihbarat , mühimmat alıyor eylemden sonra kaçmalarına da bu hainlerce ya yardım ediliyor ya göz yumuluyordu.
İş insanı olduğunu düşündüğümüz kimi holding sahipleri boş durmuyor, devletten aylık faizi çok düşük olarak aldığı krediyi yine devlete gecelik olarak aldığı faizinin beş on katı yükseğine veriyor, veya batırıyor, üretmeden semirmeye daha da zenginleşmeye devam ediyordu.
Enflasyon % 100’lerde, işçi memur maaşları ödenemiyor, sürekli yüksek faizle dış borçlanma yolu seçiliyor, bize kredi vermeleri için ülkeyi idare ettiğini zannettiğimiz zavallılar dış dünyaya adeta yalvarıyor hatta deprem yardımı olarak gelen para bile memur maaşlarının bir kısmını ödemede kullanılıyordu. Hastanelerde doktor, eczanelerde ilaç, yağ, un, şeker, tüp, gaz vs. vs. ya karaborsa, ya yoktu.
2002 yılına kadar memlekete millete yapılmadık zulüm edilmedik ihanet kalmadı.
Dünü hatırladığımda aklıma gelen iyi hiçbir şey ama hiçbir şey yok. Çocukluğumuz, gençliğimizi yoklukla terörle harcadılar.
Sonra içinde bulunduğumuz anı düşündüm
Çok şükür yirmi yıla yakın bir zamandır hepsi geride kaldı.
Bugün uğraşmak zorunda kaldığımız ciddi bir problem covid – 19 virüsü birde geçmişe özenti duyan basit parazitler var(.
Covid işi ciddi de, parazitlerden kimi “Paradan altı sıfır atılırsa eşek olur anırırım”, kimi “ Daha biz başkan aponun heykelini dikeceğiz.” diyen kimi ise sabah akşam aslı astarı olmayan yalan haberlerle ülkeyi geriye, eskiye döndürme türünden derdi, deliliği olanlar.
Süleyman Soylu’nun istifasına dönecek olursak…
Biz bugün devlet yönetenlerin ülkeyi bu güzel günlere getirebilmek için ne pislikler, ne çirkinlikler ve ne ihanetlerle uğraştığını iyi biliyoruz.
Sayın Soylu, kadirşinas milletimizin gönlünde, terörle mücadelenin başarıya ulaşması, depremde, yangında, selde başkaları gibi tatile gitmeyip, saha da bulunması, aktif olarak çalışması ve başarıya ulaşmış olması nedeni ile taht kurmuştur. Yani Sayın Devlet Başkanımız, Sayın Sağlık Bakanımız gibi İçişleri Bakanımız da bu milletin gönlünde yer etmiş, olmazsa olmazlardandır.
İstifasını duyduğum geceki üzüntü ve şaşkınlığım değerli dostlarım tarihçi Sn. Ahmet Anapalı ve Sn Pakize Kaynar ın özel mesajları ile yerini hamd etmeye, şükre bıraktı. Her iki dostum da mesajlarında “Reis Soylu Bakanı yanına çağırdı. İstifasını kabul edecek olsa yanına çağırmazdı. İstifa kabul edilmeyecek. Merak etme.” yazıyordu. Çok şükür dedikleri çıktı.
Devlet Başkanımız Sn. Süleyman Soylu’ ya “ Ne istifası Süleyman, daha yapılacak çok işimiz var.” demişti.
İstifa haberi üzerine o gece sevinç çığlıkları atanlara ithafen bir paylaşımda ben yaptım. “Bu gece yarısına kadar siz sevinin, sonrasında 1000 yıl inşallah biz sevineceğiz.”
Şimdi, kursağınızda bıraktığımız sevinç için özür diliyoruz. Olmadı. Bir kere daha duvara tosladınız.
Devlet Başkanımızın da sık sık ifade ettiği gibi bu memleket, bu millet hayrına ve doğal olarak ta sizin kirli emellerinize ulaşmanıza mani olacak , daha çok işimiz var.
Küçük parçacıkları idare edebilmeye alışın, zira sahip olabileceğiniz en zirve nokta o parçacıklar olarak kalacak. Siz o çiftliğe çevirdiğiniz beldelerde, şehirlerde, yönetme adı altında belediye mülklerini satmaya, heykel yapmaya, konserler düzenlemeye, kendi tabanınızı, tebanızı aldatmaya uyutmaya devam edin.
Bizde ki Soylu’ların gitmesini hayal ederek, soylanmaya çalışmayın.
Asalet kandan gelir, soydan gelir. Sonradan edinilemez.
UNUTMADAN!
Seçim arefesi birkaç iftar sofrası, birkaç Cuma namazı pozu paylaşan belediye başkanlarınızla Allah’ına inanmadığınız dinin mensuplarından fitre, zekat dilenmeyin.
Dün eleştirip dalga geçtiğiniz “Biz bize yeteriz Türkiye’m” kampanyasına, katılmayacağınızı ifade için kurduğunuz o cümleniz ile size cevap vereceğiz.
“Tek kuruş koklatırsak namerdiz.”
Selam ve dua ile
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.