Üniversite Sıralarının En Genç Öğrencisi 90 Yaşındaki Zeliha Öğretmen

Üniversite Sıralarının En Genç Öğrencisi 90 Yaşındaki Zeliha Öğretmen
Tazelenme Üniversitesi; dünyada başka bir örneği var mıdır bilmiyorum ama Türkiye’de yaşayan yaşlı bireyler için bir nimet. Türkiye’de henüz 5...

Tazelenme Üniversitesi; dünyada başka bir örneği var mıdır bilmiyorum ama Türkiye’de yaşayan yaşlı bireyler için bir nimet. Türkiye’de henüz 5 ilde var, bunlardan biri de Muğla. 60 yaş üstü bireylerin yeniden üniversite sıralarında, hem bedenen hem de akılsal olarak aktif olmalarını sağlayacak lisans düzeyinde eğitim aldıkları Tazelenme Üniversitesi’nin Muğla’daki kurucusu Prof. Dr. Muammer Tuna’ya göre, en genç öğrencisi 90 yaşındaki Zeliha öğretmen. Emekli öğretmen Zeliha Korkmaz’la yaptığımız röportajda, 90 yıllık hayatında çok şey yaşamış olmanın verdiği bilgelik ve tecrübeyle anlatacak çok şeyi olduğunu, yalnızca bir sayfalık bir röportajın yeterli olamayacağını, ciltlerce kitabın sayfalarına ihtiyaç olduğunu anladım. Zeliha öğretmen, Marmaris’in Söğütlü Köyü’nden 10 çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu. 90 yaşında ve amiyane bir tabirle söylemek gerekirse, kafa halâ zehir gibi. Evinin bir odasını kendine dikiş atölyesi yapmış, neler dikmiş neler. Yetmemiş; yerinde durmayı sevmediğinden 90 yaşında üniversite sıralarında yeniden eğitim alıyor. Tazelenme Üniversitesi’ne başladıktan sonra ruhunun 10 yaş gençleştiğini anlatan Zeliha öğretmenin örnek alınacak yaşam öyküsü…

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Marmaris’in Söğüt Köyü’nden 10 çocuklu bir ailenin ferdiyim. Fazla bir zenginliğimiz yok ama babam manevi yönden çok zengindi. Her türlü sanat elindeydi. Varlığı yoktu ama bizi çok iyi yaşattı. Keçilerimiz, çobanlarımız vardı. Çobanlar yavaş yavaş uzaklaştıkça çobanlık bize düştü. İlkokul 3’üncü sınıf vardı bizim köyde, 5’inci sınıf o dönemde nahiyelerde vardı. Öğretmenim anneannemin kardeşiydi. Dayımdı ama çok kültürlü birisiydi, eski hocalardandı. Ben de 3’üncü sınıfı bitirdim, sonra keçinin arkasında çobanlığa başladım. Ben ortanca çocuktum, en mariz bendim. Hizmet edemezdim, ağlardım, yapamazdım. Bir gün Allah’a dua ettim, bana öyle bir kapı aç ki, ben buradan kurtulayım dedim. Allah duamı kabul etti. Sonra devletten bir emir çıkmış,bütün köy okulları 5 sınıflı oldu. Ben de devam ettim. 5’inci sınıfı bitirdim, ardından köy enstitüleri açılmış. Dayım da beni aldı köy enstitülerine kaydettirdi. Benimle beraber 3 kişi daha gidecektik. Her şey çok ama para yok. Bize asker uğurlar gibi birer küçük çanta diktiler. Bir de kese diktiler, içine para koydular.Oradan Antalya Aksu Köy Enstitüsü’ne götürüldük. Okula geldik, müdürün yanına götürdüler bizi. Müdür bize sarıldı. Sonra görevlilere söyledi, hemen çocuklar için yemek, yatak hazırlayın dedi. Okula başladık, okulun atölyeleri, dokuma tezgahları var. Köy enstitüsü demek her işi kendi yapan demek. Öncelikle dikiş dikmeyi öğrendik. Diktiklerimizi ihtiyaca göre okulda kullanıyorduk. Yalnızca dikiş dikmekle kalmadık, yapıcılık, kerestecilik gibi pek çok şey öğrendik. 5 senem orda geçti. Tiyatro oynadık, müzik yaptık, milli oyunlar oynadık, müsamereler hazırladık. İsmet İnönü bizim okula geldi, ben kahve verdim ona. Doğru düzgün giyecek elbisemiz, ayakkabımız bile yoktu. Ben  3 sene asker postalı giydim. Yataklarımız ottu. Ama ne huzurluyduk. Daha sonra mezun oldum ve Muğla Orhaniye’de öğretmenlik görevime başladım. 3 sene sonra evlendim. Daha sonra Köyceğiz Zeytinalanı’na tayinim çıktı, 6 sene de orada kaldım. Hiç durmadan dikiş diktim.

Öğretmenlik hayatınız boyunca unutamadığınız neler yaşadınız?

Sonra 3 sene Selimiye’de çalıştım. Beni teftiş etmeye Milli Eğitim Müfettişi geldi. Ben hiçkimseye bir şey demeden küçük harfle okuma yazma öğrettim. Ama Milli Eğitim’den izin almak lazımmış. Müfettiş bana kimden izin aldın dedi. Ben de kimseden izin almadım, kendim yaptım dedim. Gayet de başarılı oldum. Çocuklar büyük harften küçük harfe geçerken büyük bir bocalama oluyor. Ertesi sene Milli Eğitim de, okullarda küçük harfi başlattı. Marmaris’e toplantıya eşekle giderdim, yağmurda çamurda ıslanırdım.

Atatürk’ü hiç gördünüz mü?

Atatürk öldüğünde ben 9 yaşındaydım ama hiç görmedim. O öldüğünde şiirler okudum. Millet tekrar tekrar okuttu bana şiiri. Atatürk Muğla’ya gelmedi.

Tazelenme Üniversitesi’ne başlamaya nasıl karar verdiniz, daha önce neler yapıyordunuz?

Tazelenme Üniversitesi’ne başlamadan önce bol bol geziyordum. Umreye gittim, Venedik’e gittik, eşimi yurtdışına götürdüm. Bir kere Almanya’ya, bir kere de Yugoslavya’ya gittik. Tazelenme Üniversitesi’ne de bir hanım arkadaş vardı. Ben onlarla umreye gitmiştim. Zeliha abla biz okula başladık, seni de götürelim dedi. Nasıl bir yer olduğunu anlattı. Gidelim bakalım dedim. Benim aradığım şey zaten gezmek, arkadaş edinmek. Form doldurdum ve böylece başladım.

Peki 90 yıllık yaşam tecrübelerinizin üzerine, Tazelenme Üniversitesi size neler kattı?

Çok şey kattı. Bir kere ruhum gençleşti. Yeni arkadaşlarım, yeni hocalarım oldu. Yeni bilgiler edindim, kültürüm arttı. Bilmediğim çok şey öğrendim. Saygı, sevgi gelişti. Beni tanımayanlar, hacı anne, hocam, öğretmenim diyor. Bunlar da tatlı sözler insanı gururlandırıyor. Ben Tazelenme Üniversitesi’ne başlayalı 10 yaş gençleştim. Hocalarımız da bazen bana konuşma yaptırıyor. Ben de oh be diyorum 10 yaş gençleştim. Ben komşularla günlere gitmem, dedikodu yapmam, sürekli bir şeyler üretirim, söker dikerim.Gazetelerden, televizyonlardan öğrendiğim her şeyi de deftere not alırım.

Yeniden üniversite sıralarında olmak nasıl bir duygu?

Çok güzel bir şey. İnsanın ruhunu gençleştiriyor, dinlendiriyor, dinçleştiriyor. Arkadaş gruplarını ona göre ayarlıyorsun. Kendime bakıyorum hala dincim. Belim biraz kamburlaştı, o da çok eğilip dikiş, boncuk örmekten.

Tazelenme Üniversitesi’ne başladıktan sonra yeni bir hayat amacı, yeni hedefler belirlediniz mi?

Benim hep yaşama azmim var. Şunu da yapsam, bunu da yapsam derim hep. Bu diktiğim her şeyi kendi başıma ustam olmadan yaptım. Ben hazır kıyafet giymem, hepsini kendim dikerim. Alsam da bir yerlerini söküp kendim dikerim.

Yeniden okula başlayınca çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Kimi otur oturduğun yerde diyor, kimi bıkmıyorsun, usanmıyorsun diyor. Kimi bundan korkulur her şey yapar diyor. Beni bildiğimden kimse şaşıramaz.

Hoş sohbet ve bol ikramlarla yaklaşık 3 saat süren  röportajın sonuna geldikten sonra, Zeliha öğretmenin yaşama azmi ve üretkenliğine hayran kalmışken, yeniden ziyaretine gidip hoş sohbetini dinlemek üzere yanından ayrıldım. 90 yıllık ömrüne çok şey sığdıran Zeliha öğretmenin azmi hepimize örnek olmalı…

Röportaj: Sevil OLUÇ

Bu haber toplam 2178 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum