Üniversiteli kadınlardan, kadın cinayetlerine protesto
Ramazan Bayramı’nın birinci günü erkek arkadaşı tarafından katledilen Zeynep Şenpınar için, üniversiteli genç kadınlar Kötekli Yoğurtçu Parkı’nda kadın cinayetlerini protesto ederek basın açıklaması yaptı.
Sinem Karakaya
Muğla’nın Menteşe ilçesi Kötekli mahallesi’nde Ramazan Bayramı’nın birinci günü erkek arkadaşı tarafından katledilen Zeynep Şenpınar için, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi genç kadınlar topluluğu kadın cinayetlerini protesto ederek basın açıklaması yaptı. Genç kadınlar açıklamasında, “Zeynep’in ve katledilen tüm kadınların yanındayız ve hiçbir baskıyı, şiddeti ve katliamı kabul etmiyoruz” dedi.
Ayrıca ‘Cumartesi isyanları’ başlatacaklarını söyleyen üniversiteli genç kadınlar, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı uygulanan baskı, şiddet ve katliamlar son bulana kadar toplumda, yasamada ve yargıda eşitlik sağlanana dek her Cumartesi, Yoğurtçu Parkı’nda eylem yapacağız” diyerek tüm ülkeyi eyleme davet ettiler.
“ATAERKİL ZİHNİYETİ REDDEDİYORUZ”
Üniversiteli genç kadınlar tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “ Üniversiteli genç kadınlar olarak, Emine Bulut, Güleda Cankel ve Zeynep Şenpınar için, katledilen ve katledilmesine izin vermeyeceğimiz tüm kadınlar için isyanda olduğumuzu haykırıyoruz. Bizler daha birkaç ay önce Zeynep’in gözlerine bakan, onunla kol kola yürüyen, bizler Zeynep’in yürüdüğü sokaklarda aynı güvencesiz kanunlar altında baskılanan kadınlarız. Buradan yargıya ve adalete sesleniyoruz: Zeynep’in ve katledilen tüm kadınların yanındayız ve hiçbir baskıyı, şiddeti ve katliamı kabul etmiyoruz. Katiller ve destekçileri, yargılanıp cezalandırılana kadar asla durmayacağız. ‘O evde ne işi varmış’, ‘Kendi isteğiyle gitmiş’, ‘Saçlarımı örer misin anne?’, ‘Kahkaha atan kadın iffetsizdir’ gibi sapkın söylemlerle bizi kısıtlayan ve katillerimize davetiye çıkaran ataerkil zihniyeti reddediyoruz. Kadınları mülk gibi gören, kısıtlayan ve sahiplenen zihniyeti kabul etmiyor, 6284’ün ve İstanbul Sözleşmesi’nin hemen şimdi uygulanmasını istiyoruz. Bizleri ev işlerine, düşük ücrete mecbur bırakan hiçbir kararı, erk sistemi temsil eden iktidarı ve toplumu kabul etmiyoruz. Her şehirde sığınma evleri, kadın eksenli kollektif üretim ve eğitim atölyeleri oluşturulmalı; var olan kadın mücadelesi için dayanışma ağı ören kurumlara yapılan saldırılar engellenmeli ve bu kurumlar desteklenmeli. Toplumun ve erk devletin dayattığı roller yüzünden mecbur olmadığı ev içi emeğine karşılık her kadın sosyal güvence altına alınmalı ve ücret almalı.Şiddet gören veya tehlikede olan kadınlar için şiddet uygulayan evden uzaklaştırılmalı, kendisine yaklaşması engellenmeli ve yakın koruma verilmeli, gerekiyorsa kadının adresi, kimlik ve ilgili diğer bilgileri değiştirilmeli veya gizlenmeli, bu bilgilerin paylaşımını yapanlar da cezalandırılmalı.”
“BİR KİŞİ DAHA EKSİLMEYE TAHAMMÜLÜMÜZ YOK”
“Güvenliğimiz her alanda sağlanmalı” diyen üniversiteli genç kadınların açıklamasının devamı şu şekilde: “Evlilik yoluyla çocuk istismarını meşrulaştıran, kadına şiddetin, kadın cinayetlerinin her gün artmasına rağmen ve bir türlü yakalanmayan, yakalanmak istenmeyen failler olduğu halde kadına şiddet ve cinsel saldırı suçlarından içerde bulunan erkekleri toplum içine tekrar salan Yeni İnfaz Yasası gibi bir düşünce yaşam hakkımızı hiçe saymaktadır. Bu şahıslara getirilen af kabul edilemez. İstismarın, tecavüzün, şiddetin, cinayetin affı olmaz! İnfaz yasasında ve TCK'nın 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde düzenlenmeye gidilmeli. Çocuk bakımı kadına atfedilen bir sorumluluk olmamalı, çocuk ve ev işi emeğini kadına atfeden söylemler, politikalar ve etkinlikler yasaklanmalı, yerel yönetimler çocuk bakım evleri oluşturarak çalışmak ve gelişmek isteyen kadınların özgürleşmesini desteklemeli. Hiçbir yerde güvende olmayan biz kadınlar için yerel yönetimler sokakları ışıklandırmalı, güvenliğimiz her alanda sağlanmalı. Ataerkil zihniyet tarafından eğitimden yaşam hakkına kadar tüm insani hakları çalınan biz kadınlar, yüzyıllardır katlediliyoruz. Bizler özgür ve eşit yaşamın mücadeleci meşaleleriyiz. Tüm dünya ve insanlık bilsin ki, yitirdiğimiz tüm kadın arkadaşlarımıza bu ateşin sönmesine asla izin vermeyeceğimize dair söz veriyoruz. Herkes susarken susmayı asla kabul etmeyen biz kadınlar erk zihniyeti ve sistemi reddediyoruz. Her bir kadının sokaklarda özgürce koşabildiği, kahkahalarla dans edebildiği güne kadar alanlardan, meydanlardan, kampüslerden ve kürsülerden asla çekilmeyeceğiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı uygulanan baskı, şiddet ve katliamlar son bulana kadar; toplumda, yasamada ve yargıda eşitlik sağlanana dek her Cumartesi, saat 17:00’de, Yoğurtçu Parkı’nda isyanımızı ve öfkemizi dile getirerek mücadelemize devam edeceğiz.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.