“Muğla halkı sol lob’lu”

“Muğla halkı sol lob’lu”
Muğla Gazetesi Muhabiri Kemal Fellahoğlu, Dönüşüm Konağı Başarı Psikolojisi Enstitüsü Kurucusu Yahya Hamurcuyla özel röportaj yaptı.Fellahoğlu’nun...

Muğla Gazetesi Muhabiri Kemal Fellahoğlu, Dönüşüm Konağı Başarı Psikolojisi Enstitüsü Kurucusu Yahya Hamurcuyla özel röportaj yaptı.Fellahoğlu’nun sorularını yanıtlayan Hamurcu, “Muğla Üniversitesi öğrencileri görseli hitap ediyorlar. Muğla halkı ise sol lob’lu. Yani bir insana borç almayı ve vermeyi sevmeyen, bir insandan yardım istemeyen ve aynı zamanda yardım etmek de istemeyen bir toplum” diye konuştu.

Muğla Engelliler Derneği tarafından engeli ve engelsiz bireylerin kendisini daha iyi anlatabilmesi ve karşısındakini daha iyi dinleyebilmesi için, İstanbul’dan gelen Dönüşüm Konağı Başarı Psikolojisi Enstitüsü tarafından  ‘İletişimin Ustalığı Eğitimi’ adı altında seminer düzenlendi. 2 günlük başarılı seminerin ardından Hamurcu’ya sorularımı yönelttim.

K.F.: Dönüşüm Konağı Başarı Psikolojisi Enstitüsü kaç yılında kuruldu ve kuruluş amacı neydi?

Y.H.: 2005 yılında kurulan ve binlerce insanın deneyimlerinden oluşan stratejiler. Zaten toplum olarak büyüklerden gelen deneyimleri, geleceğe aktarıyorduk. Gelişim çağında iletişim kalmadığı için deneyimsel transfer de kalmadı. Benim avantajım 10 bin’in üzerindeki danışmanlık sonucu olumlu, olumsuz yönlerin ortak özelliklerini alıp daha sonra bu tecrübeleri ve öğretileri diğer kişilere yardım ederken kullanıyorum. Bu sayede strateji ürettik, gerçeği üretmeye çalıştık.

K.F.: Dönüşüm Konağı Başarı Psikolojisi Enstitüsü kurulduğunda kaç kişilik bir ekiple başladı.

Y.H.: Ben tek başıma başladım. Daha sonra eğitimcileri yetiştirmeye başladım. Psikologlar, öğretim üyeleri, öğrenciler. 500 bin doları olanda vardı, 5 doları olmayanda vardı. Her çeşitten her dinden insan vardı. Bu konuda yavaş yavaş ilerledik ve yetiştirdik. Her biri de bu konuda meslek sahibidir.

K.F.: Türkiye’de toplumun iletişimini nasıl buluyorsunuz

Y.H.: Türkiye’deki iletişim Avrupa’ya göre biraz daha olumlu. İlişki miktarı yüksek ama ilişki çeşidi olumsuz oluyor.  Avrupa’dan etkilendiğimiz bazı hatalar var. Mesela onların başarıları yerine kültürlerini aldık. Bu yüzden yakın olan ilişkimiz olumsuz yönde ilerliyor. Böylelikle kavga çok çabuk oluyor. Bizim kültürümüz sarılmaya da meyilli kavga etmeye de.

K.F.: Peki, siyasetçiler arasındaki iletişimi nasıl buluyorsunuz.

Y.H.: Bir lider, milletini ve toplumunu hedefine ulaştıran kişidir. Yani halkın başbakanı ya da cumhurbaşkanıysan halkını hedefine ulaştıran kişi olmaya çalışmaktır. Ancak Türkiye’deki liderlerimiz halkını hedefe ulaştırmaktan ziyade partilerini hedefe ulaştırmaya meyilli maalesef. Artık her lider kendi halkı için değil partisinin liderliği için bir şeyler yapmakta.

K.F.: Programınızda birkaç üniversite öğrencisini sahneye çıkararak o kişilerin duygu yönlerini anlatan çeşitliliklerini ortaya çıkarmıştınız. Türkiye’nin Hemen hemen her üniversitesine giden gençlerle buluşan bu ekibinizin duygu çeşitliliği nedir?

Y.H.: Türkiye insanı geneliyle görsel ağırlıklı veya bunun paralelinde sağ lob’lu. Bizim ekipte de sağ loplu insanlar ağırlıklı.  Muğla Üniversitesi öğrencileri de görsele hitap ediyorlar. Bayanlarda ise daha çok işitsellik geliyor. Ama sağ lop ağırlıklı diyebiliriz. Muğla halkı da sol lob’lu. Yani daha çok bir insandan borç almayı veya vermeyi sevmeyen ve yardım istemeyen, etmek de istemeyen bir halk.

K.F.: Yine programınızda ‘İnsanlar her zaman kendi haklı oldukları noktaları alır ve savunurlar’ demiştiniz ve ardından ‘70’li yıllarda da böyle olmuştu, son 2 aydır da böyle oluyor’ dediniz. Tam olarak ne demek istediniz açar mısınız?

Y.H.: Ben orda sağ ve sol çatışmalarından bahsettim. Şu son 2-3 ay içerisinde de aynı konuların bir eseri var. Eskiden bu toplumların hem sağdan hem soldan ajanları girerek bu ülkeyi parçalamak için bir şekilde mücadele etti.  Her iki tarafında haklı oldukları veya haksız oldukları taraflar vardı. Nihayetinde iki tarafında haksız olması ayrışıyor olmalarıydı. Bu üç ay içerisinde yine Türkiye’de buna benzer olayları görüyoruz, bu da bizi üzüyor. Yine insanlar sokağa dökülmek isteniyor, insanlar sağ ve sol olarak radikalleşmeye çalışınılınıyorlar. İlla benim seninle ticaret yapmam için senin Museviyken Müslüman olmana gerek yok. İkimiz de bu hayatta komşuluğu yapıyor olmalıyız. Senin Kürt olduğunu belli ediyor olman, Kürt olmandan dolayı utanıyor olman bir ayrımcılıktır. Hatta bunu dile getiriyor olman bile ayrımcılıktır. Önemli olan bir insanın o kültürü benimsiyor olmasıdır.

K.F.: Peki son olarak konu dışında; ileride talk show yapmayı planlıyor musunuz? Çünkü sahnede katılımcıları eğlendiren bir üsluba sahipsiniz ve güzel düşündürücü tespitleriniz var…

Y.H.: Ben zaten tek kişilik komedi gösterisiyle başlamıştım. Fakat yaptığım işin normal talk showlardan farklı yanı “psiko-komedi” adı altında gerçekleştirdiğim tek kişilik gösterilerdi. Ancak seminer ve danışmanlık servislerimizin yoğunluğundan yaklaşık 4 yıldır tek kişilik gösteri artık yapamıyorum. Aslında zevk aldığım bir işti, bilmiyorum kısmet diyelim.

Başarı psikolojisi kapsamında, bireylerin ve kurumların gelişimine ve yükselmesine destek olabilmek ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla kurulan Dönüşüm Konağı Başarı Psikolojisi Enstitüsü,  Bu sebepten dolayı, iş hayatı, aile hayatı, eğitim hayatı, ilişkiler, bireysel ve kurumsal girişimcilik, yönetim becerileri, değişim ve dönüşüm becerileri, sigarayı bırakma yöntemleri gibi birçok alanda bireysel ve kurumsal eğitim, seminer ve strateji danışmanlığı hizmeti veriyor.

Bu haber toplam 1573 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.