TARİHİ FELAKET!

-Orman Genel Müdürlüğü verilerinden derlediğimiz bilgiye göre, Muğla’da 2016-2020 döneminde çıkan orman yangınlarında 2 bin 930 hektar alan yandı. Muğla’da son 50 yılın en büyük felaketi olan ve 15 gün süren orman yangınlarında ise son 5 yılda yanan alanın yaklaşık 23 katı alan yanarak kül oldu.

-Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Köyceğiz Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Türkay Türkoğlu, gazetemize yaptığı açıklamada yangınlarda özellikle Kızılçam, Karaağaç ve makilik alanların zarar gördüğünü dile getirdi. Türkoğlu, anayasanın 169’uncu maddesi gereğince yanan ormanlık alanlarda yeniden ağaçlandırma çalışmalarının yapılacağını ve bu alanlarda tarımsal faaliyetlerin yapılamayacağını ifade etti.

BERİTAN YÜCEL

Cennet vatan olarak bilinen Muğla, tarihinin en büyük orman yangınlarıyla mücadele etti. 29 Temmuz Perşembe günü başlayan ve 15 gün süren felaket Marmaris, Bodrum, Milas, Fethiye, Dalaman, Köyceğiz, Datça, Kavaklıdere, Menteşe ve Yatağan ilçelerinde etkisini gösterdi.

Orman Genel Müdürlüğü verilerinden derlediğimiz bilgiye göre, Muğla’da son 5 yılda çıkan bin 592 orman yangınında 2 bin 930 hektarlık bir alan yanarken, 29 Temmuz 2021 tarihinde başlayan, son 50 yılın en büyük felaketi olan orman yangınlarında ise son 5 yılda yanan alanın yaklaşık 23 katı alan yanarak küle döndü. Muğla’da 2016’da 481, 2017’de 442, 2018’de 232, 2019’da 960, 2020’de 815 hektar alan yanarak küle döndü.

MSKÜ Köyceğiz Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Türkay Türkoğlu, Muğla’da meydana gelen orman yangınlarında en fazla zarar gören ağaç türünün Kızılçam olduğunu ve Kavaklıdere ve Köyceğiz’de bulunan Karaçam ormanları olduğunu aktardı. Doç. Dr. Türkay Türkoğlu, deniz seviyesine yakın yerlerde makilik ve Kızılçam daha yüksek bölgelerde ise Karaçam ormanlarının zarar gördüğünü belirtti.

KIZILÇAMIN TOHUM ÇİMLENME KABİLİYETİ ELVERİŞLİ

Muğla’da en büyük alana sahip iğne yapraklı ağacın kızılçam ağacı olduğunu söyleyen Türkoğlu, Kızılçamın önemli özelliğinin ise tohum çimlenme kabiliyetinin çok elverişli olması ve toprağa serpilen bu tohumlardan birkaç yıl içerisinde doğal bir şekilde yeni fidelerin çıkması olduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Türkay Türkoğlu, “Kızılçam ağaçlarımız Muğla’da deniz seviyesinden orman konumu açısından yaklaşık 400-600 rakıma kadar makilik alanlar içerinde yer alırken 600-1000 rakım arasında saf ormanlar kurmaktadır. Kızılçam ağacımızın önemli özelliklerinden biri reçine üretimine uygun olması ve bazı yerlerde Çam Pamuklu Koşnili (Marchalina hellenica)’nin bulunduğu basralı ormanlarda çam balı üretimine imkân sağlamasıdır. Kızılçam ağaçları yangınları esnasında gelecek neslini teminat altına alabilmek için kozalaklarında depoladığı tohumları yangının sıcaklığıyla oluşan basınçla birlikte belirli bir mesafe fırlatabilme ve tohumlarını toprakla buluşturmaktadır. Kızılçamın yine bir diğer önemli özelliği ise tohum çimlenme kabiliyetinin çok elverişli olması ve toprağa serpilen bu tohumlardan birkaç yıl içerisinde doğal bir şekilde yeni fidelerin çıkmasıdır. Buda özellikle yanan alanlarda ekosistemin kendini yenilemesine izin verilmesi durumunda tekrardan doğal ormanların oluşmasına olanak sağlamaktadır” diye konuştu.

YANAN ORMAN ALANLARINDA TARIMSAL FAALİYETLER YAPILAMAZ

Doç. Dr. Türkay Türkoğlu, Anayasanın 169’uncu maddesi gereğince yanan ormanlık alanlarda yeniden ağaçlandırma çalışmalarının yapılacağını ve bu alanlarda tarımsal faaliyetlerin yapılamayacağını ifade etti. Doç. Dr. Türkay Türkoğlu, “Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 169’uncu maddesinde şöyle denmektedir; ‘Yanan ormanların yerine yeni orman yetiştirilir. Bu yerlere başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.’ Anayasamızın bu maddesinde de anlatılmak istendiği gibi yanan ormanların yerine yeni ormanların yetiştirilmesi gerekmektedir. Ormanlarımızın yüzde 99’u devlete aittir ve bir kamu kurumu olan Orman Genel Müdürlüğü tarafından ormancılık uygulamaları yürütülmektedir. Bu sebeple yanan alanlarda öncelikle yapılacak işlemler ise şunlardır; Öncelikle yanan orman alanlarından yanan ağaçların tasfiye edilmesi gerekiyor. O süreç uzadığı zaman ağaçlar yandığı için değişik böceklerin türemesine ve sağlıklı ormanlara da zarar vermesine sebep olabilir. İlk yağmurlardan önce ormanlardan yanan tüm ağaçların odun envarini çıkarıp toprağın işlenmesi gerekir. Orman Genel Müdürlüğü tarafından yanan alanlar öncelikle temizlenir ve toprak bir takım işlemlerle işlenir. Bazı yerlerde uygun şartlara göre işlemler yapılır. Bazı bölgelerde ise doğal haline bırakılacak ve ilk yağmurlardan sonra buranın yeşillenmesi izlenecek. Şayet yeşillenme düzeyi az kalırsa buralara tohum takviyesi yapılır. Özellikle sarp yerlerde teraslama ile fidan dikimi yapılabilir” dedi.

YANGINLAR BİZDEN NELERİ EKSİLTTİ

Tarihinin en büyük felaketini yaşayan Muğla çam balı üretimi yapılan basralı ormanlar zarar gördü. Yanan ağaçların yanı sıra çeşitli habitatlarında zarar gördüğünü dile getiren Doç. Dr. Türkay Türkoğlu, “Dünyada en büyük çam balı üretim yeri Muğla ilidir. Özellikle Marmaris ve Köyceğiz’de çam balı üretimine olanak sağlayan basralı ormanlarımızın yangında zarar görmesi neticesinde önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir çam balı üretimimiz yara aldı. Yanan ağaçların yanında birçok canlı, çeşitli habitatlarda zarar gördü. Yanan alanlarda Anayasamızın 169’uncu maddesinde belirttiği gibi zeytin, ceviz ağacı gibi çeşitli tarımsal faaliyet türleri yapılmaz” diye konuştu.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.