Ana Sayfa Muğla Haberleri, Son Dakika 26 Nisan 2021 12 Görüntüleme

YETİMLER BİZE EMANET

Kur’ân’ın muamelat alanıyla ilgili getirmiş olduğu hükümlere bakıldığında, hayatın bütün alanında huzur ve sükûneti tesis etme gibi hedeflere yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle bu hedefler yetimlerin himaye edilmesine ilişkin âyetlerde çok daha belirgin bir şekilde görülmektedir.
Babasını kaybeden bir çocuğun pek çok açıdan haksızlık ve mağduriyete maruz kalabileceği kuvvetle muhtemeldir. Babasızlığın yol açtığı derin boşluk doldurulmaz ve en kötüsü de yapayalnız sokağa terk edilirse toplumsal huzuru ve sosyal barışı tehdit eden bir unsur haline gelecektir.
1. Kur’ân’ın Yetimlerle İlgili Düzenlemeleri
Yüce Allah, İlâhi Kelam’da yetimlere ihtimam gösterilmesini emretmektedir. Nitekim Türevleriyle birlikte Kur’ân’ın yirmi üç âyetinde geçmekte ve yetimlerle ilgili birçok düzenleme vazedilmektedir.
1.1.Yetimlerin Himayesi
İslam’ın kimsesiz çocukların himaye edilmesine yönelik emir ve tavsiyeleri, son derece insancıl, kuşatıcı ve problem çözücü bir tarzdadır.
1.2.Yetimlerin Mali Açıdan Desteklenmesi
Kur’ân-ı Kerim’de yetimlerle ilgili en fazla üzerinde durulan konu, onlara ait olan malların muhafaza edilmesi ve bu mallara haksız yere el uzatılmamasıdır. Zira mala karşı aşırı düşkün yaratılan insan nefsi, eğer terbiye edilmezse elinin altında bulunan yetimlerin mallarına bile göz dikebilecek ve haksız yere bu mallara sahip çıkabilecek bir derekeye düşebilir.
1.3.Yetimi Önceleme
İslam dininin bir yardımlaşma ve paylaşma medeniyeti inşa etmek istediğini söylemek mümkündür. Nitekim Hz. Peygamber, yetime ikramda bulunmanın uhrevi mükâfatını şöyle dile getirmiştir: Kim Müslümanlar arasından bir yetimi alarak onu yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah işlemedikten sonra, Allah o kimseyi mutlaka cennete koyacaktır.
Sonuç: Kur’ân, tüm insanlar gibi yetimlerin de insan onur ve haysiyetine yaraşır bir hayat sürmelerini öngörmüştür. Bu noktada yetimleri birer emanet kabul ederek onları kendi çocuklarımız gibi değerlendirip himayemize almamız ve onlara sahip çıkmamız gerekmektedir.
Babasını yitiren ve hayat yolculuğunda çok önemli bir desteğini kaybeden çocuğun maddi ve manevi açıdan nasıl bir boşluk içerisine düşeceği izahtan varestedir. Bu derin boşluğun doldurulmasına yönelik önemli görev, insani ve İslami bir vazife olarak önce yetim yakınlarının, sonra Müslüman bireylerin ve toplumun, nihai olarak da devletin omuzun da bulunmaktadır. Bu çerçevede üzerinde sorumluluk bulunan kişi ve kurumlar yetim kalan çocuğu geleceğe hazırlayarak onların kendilerine ve içinde yaşadıkları topluma faydalı birer fert olmaları için ellerinden geleni yapmak zorundadırlar.

 

1- Âdiyât 100/8; Buhârî “Rikâk” 10.
2- Tirmizî “Birr” 14.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.