“Atatürk Bir Ağaç İçin Köşkü Yürüttü, Datça’da Ağaçlar Kepçeyle Parçalanıyor” Sakin Kent Datça’da “Yeşil” İsyan

Türkiye’nin en sakin ve huzurlu kentlerinden biri olarak bilinen Datça’da yapılan yol ve kaldırım çalışmaları büyük tepki çekti. Datça İskele Mahallesi Muhtarı Meriç Bora, 330. Sokak’ta yaşananları “doğa katliamı” olarak nitelendirerek sert bir açıklama yaptı.
Muhtar Bora, Muhabirimiz Kenan Gürbüz’e yapılan çalışmaların plansız, denetimsiz ve vatandaşı yok sayan bir anlayışla yürütüldüğünü belirterek,
“Atatürk bir ağacı kesmemek için köşkü raylar üzerinde yürüttü. Bugün Datça’da meyve veren limon, nar, mandalina ağaçları kepçeyle parçalanıyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

“Sorun Ağaç Değil, Planlamadır”
Kaldırımların erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Bora, bunun ağaçlar kesilerek yapılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
“Elbette kaldırımlar erişilebilir olmalı; vatandaş rahat yürümeli. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak ‘ağaç mı kaldırım mı’ gibi bir ikileme sıkışmak doğru değildir. Sorun ağaç değil, planlamadır. Bugün dünyada kaldırımlar ağaçlarla birlikte tasarlanmakta; teknik çözümlerle hem yaya konforu hem de doğa korunabilmektedir.”
Bora, hizmetin en kolay olanı yapmak değil, doğru ve kalıcı olanı yapmak olduğunu vurgulayarak bunun kamu görevinin gereği olduğunu söyledi.

“Paldır Küldür Girildi, Ne Varsa Kesildi”
Sokak’ta yapılan çalışmalara hiçbir önlem alınmadan girildiğini belirten Bora, ertesi gün yağmur olacağı bilinmesine rağmen yeterli güvenlik önlemleri alınmadığını söyledi.
Vatandaşların sabah evden çıkıp akşam döndüklerinde evlerinin önündeki yetişkin mandalina, nar ve badem ağaçlarını yerinde bulamadığını ifade eden Bora, yaşananları şöyle anlattı:
“Oysa burada başka çözümler mümkündü. Ağaçlar budanabilirdi. Cadde mevcut ağaçlara göre yeniden düzenlenebilirdi. Ancak bunun yerine en kolay yol tercih edildi; ne varsa kesildi, biçildi.”

“Kadın Evdeyken Ağacı Kepçeyle Parçaladılar”
Yaşananların vahametini gözler önüne seren bir olayı da paylaşan Muhtar Bora, bir kadının evinin önündeki ağacın, kadın evin içindeyken kepçeyle parçalandığını söyledi.
“Kadın evinden çıkana kadar ağaç gitmiş oluyor. Sonrasında ‘bahçen varsa bahçene dikelim’ gibi ifadeler konuşuluyor. Oysa bu tür durumlarda önceden bilgi verilir, vatandaşla iletişim kurulur, birlikte çözüm üretilir. Vatandaşın yaşam alanı bu kadar hoyratça ele alınamaz.”

“110. Sokak’ta da Aynı Tablo”
Benzer bir uygulamanın 110. Sokak’ta da yaşandığını belirten Bora, çam, incir, nar ve zeytin ağaçlarının söküldüğünü, yalnızca birkaç zeytin ağacının yerinde bırakıldığını söyledi.

“Bu cadde yoğun yaya trafiği olmayan, araç yükü sınırlı, kalabalık baskısı bulunmayan bir alandır. Böyle bir yerde mevcut ağaç dokusunu neredeyse tamamen yok etmeyi gerektirecek zorunlu bir durum yoktur.”
Sökülen ağaçların başka alanlara dikildiği yönündeki söylemlerin sahada karşılığı olmadığını vurgulayan Bora, yıllardır serada bekletildiği söylenen ağaçların ne çevreye kazandırıldığını ne de kamusal alanlara entegre edildiğini ifade ederek vatandaşta ciddi bir güvensizlik oluştuğunu dile getirdi.

“Datça’ya Betona Bakmaya Gelinmez”
Datça’nın bir turizm kenti olduğunu hatırlatan Bora, yapılan uygulamaların kentin kimliğine zarar verdiğini söyledi:
“İnsanlar buraya betona bakmaya gelmez. Yeşile, gölgeye, nefes almaya gelir. Datça gibi yaz aylarında son derece sıcak olan bir coğrafyada, yol ve kaldırım çalışmaları yapılırken ağaçları yok etmek yerine insanların gölgede yürüyebileceği alanları artıracak çözümler üretmek mümkündür.”
Budama yöntemiyle alan açılabileceğini, tamamen sökmek yerine ağaçların yaşatılabileceğini vurgulayan Bora, sökülmesi zorunlu olan durumlarda ise yeniden tutma ihtimali olmayan ağaç türlerinin özellikle korunması gerektiğini belirtti.

“Atatürk’ün İzindeyiz Demekle Olmaz”
Açıklamasında Atatürk’ün çevreye verdiği öneme de dikkat çeken Bora, şu ifadeleri kullandı:
“Sıkça dile getirilen ‘Biz Atatürk’ün izindeyiz’ söylemi sadece bayramlarda söylenen bir söz olmamalıdır. Mustafa Kemal Atatürk, Yalova’da bir ağacı kesmemek için köşkü raylar üzerinde yürütmüş bir liderdir. Bugün ise meyve veren limonlar, narlar, mandalinalar kesilmekte; ‘3–5 zeytin kurtarıldı’ denilerek bu durum normalleştirilmektedir. Oysa limon da bu kentin ağacıdır, nar da, zeytin de.”
“Yeşili Kesip Sonra Dikmek Çözüm Değildir”
Muhtar Meriç Bora açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu anlayışla devam edilemez. Yeşili kesip sonra dikmek çözüm değildir. Asıl çözüm; var olanı koruyarak, vatandaşı muhatap alarak, engellisini, doğasını ve insanını birlikte gözeten planlı, akılcı ve vicdanlı bir anlayışla bu kenti geleceğe taşımaktır.
Benim derdim çok açık ve çok nettir. Vatandaşın sokağını, evinin önünü güvenle ve rahatça kullanabilmesi ve aynı zamanda bu kentin kimliğinin, yeşil dokusunun ve estetiğinin korunmasıdır.
Bir kenti planlarken engelliyi, yaşlıyı, çocuğu, yayayı ve doğayı ayrı ayrı düşünemeyiz. Hepsi bir bütündür. Sokak düzenlemeleri; kimsenin hakkını zedelemeden, kimseyi dışarıda bırakmadan, doğaya saygıyı esas alan bir anlayışla yapılmalıdır. Vatandaşın faydası ile doğanın faydası birbirinin alternatifi değildir; doğru planlama ile birlikte korunabilir.
Burası bir turizm kentidir. İnsanlar buraya betona bakmaya gelmez. Yeşile, gölgeye, nefes almaya gelir. Datça gibi yaz aylarında son derece sıcak olan bir coğrafyada, yol ve kaldırım çalışmaları yapılırken ağaçları yok etmek yerine, insanların gölgede yürüyebileceği alanları artıracak çözümler üretmek mümkündür.
Bu sadece kişisel bir görüş değildir. Datça’ya bilinçli şekilde yerleşmiş, bu kenti doğası için tercih etmiş birçok insan da aynı kaygıyı dile getirmektedir. Eğer bu kent çoraklaşır, yeşilini kaybederse insanlar ‘neden burada kalayım’ diye sorar. Bu da doğrudan turizmi, yaşam kalitesini ve yerel ekonomiyi etkiler.
Asıl çözüm; var olanı koruyarak, vatandaşı muhatap alarak, engellisini, doğasını ve insanını birlikte gözeten planlı, akılcı ve vicdanlı bir anlayışla bu kenti geleceğe taşımaktır.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.