Altın Piyasasında Sert Düşüş: Uzmanlar Nakit Tutmayı Öneriyor
TGRT'de yer alan habere göre, Ergezen, altının geleneksel olarak “güvenli liman” olarak kabul edildiğini hatırlatarak,” Savaş ve belirsizlik ortamlarında yatırımcıların nakit talebinin arttı. Riskler çok fazla artmıştır. Özellikle öngörülemez süreçlerde yatırımcılar borçlarını kapatma eğilimine giriyor. Piyasalardaki oynaklık teminat tamamlama çağrılarını devreye sokuyor ve bu da ani nakit ihtiyacına yol açıyor. Dolar rezerv para birimi olması da bu eğilimi güçlendiriyor. Borçların büyük ölçüde dolar bazlı olması dolara olan talebi artırıyor ve bu durum tüm varlıklarda satış baskısı yaratıyor. Altın ve gümüşte yaşanan düşüş savaş risklerinin artmasıyla doğrudan ilişkili.” dedi.

“Altın Yatırımcısı Uzun Vadede Her Zaman Kazanmıştır”
Ergezen, hafta sonu gelen açıklamaların piyasadaki belirsizliği artırdığını ve altın fiyatlarında satışların devam edebileceği endişesini ortaya çıkardığını söyleyerek şunları kaydetti: “Bu dönemde en sağlıklı hareket panik yapmamak. Çünkü savaşın seyri çok değişken ve açıklamalar hızlı değişebiliyor. Altın yatırımcısı uzun vadede her zaman kazanmıştır. 2000 yıl önce de vardı, bundan sonra da olacak ve her zaman bir değer saklama aracı olarak kalacaktır. Kısa vadeli yatırımcılar için mevcut seviyelerden satış yapmak riskli olabilir. Destek seviyelerini beklemek ya da satış düşünülüyorsa en azından bir tepki yükselişi görmek daha sağlıklı olabilir.”

“Yüksek Enflasyon da Altına Yönelimi Güçlendiriyor”
Ergezen, Merkez bankalarının altın alımlarına da değindi. Rusya-Ukrayna savaşı, pandemi süreci ve artan ticaret gerilimlerinin rezerv çeşitlendirme ihtiyacını artırdığını söyleyen Ergezen,” Özellikle Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkeler altın alımlarını hızlandırıyor. ABD’nin artan borcu ve kredi notuna ilişkin gelişmeler doların geleceğine dair endişeleri artırıyor. Yüksek enflasyon da altına yönelimi güçlendiriyor. Türkiye’nin rezervlerinde altın payını artırmasının bu açıdan doğru bir adım olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

“Sigorta ve Navlun Giderleri de Yükselecek”
Ergezen, Hürmüz Boğazı’na yönelik risklerin kritik öneme sahip olduğunu ve savaşın uzamasıyla bu risklerin arttığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:” Enerji tesislerinin hedef alınması arz tarafında ciddi sorunlara yol açıyor. Savaş bitse bile zarar gören tesislerin toparlanması yıllar sürebilir. Bu durum petrol fiyatları üzerinde kalıcı baskı oluşturabilir. Enerji maliyetlerindeki artış yalnızca petrol ve doğalgazla sınırlı kalmayacak. Helyumdan gübreye, plastikten lojistiğe kadar geniş bir yelpazede maliyet artışları yaşanabilir. Ayrıca sigorta ve navlun giderleri de yükselecek.”

Kaynak:TGRT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.