Konak Sohbetlerinde “Klasik Türk Şiiri Estetiği” Ele Alındı

Konak Sohbetlerinde “Klasik Türk Şiiri Estetiği” Ele Alındı
Neval ÇOLAK- Muğla İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu’nun “Konak Sohbetleri” adı altında düzenlenen programının bu haftaki konuğu Prof....

Neval ÇOLAK- Muğla İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu’nun “Konak Sohbetleri” adı altında düzenlenen programının bu haftaki konuğu Prof. Dr. Namık Açıkgöz oldu. “Bir Medeniyetin Yansıması: Klasik Türk Şiiri Estetiği” konulu söyleşi Menteşe’de bulunan Saadet Hanım Konağı’nda gerçekleşti.

İl müftülüğünün haftalık konak sohbetinde söyleşi yapan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ)   Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Açıkgöz, Klasik Türk Şiiri hakkında; “Klasik şairler, atonal değil, tonal (âhenkli) sesleri ve ses dizilişini esas alırlar. Kelimelerin ses değerlerindeki keskin farklılığı, “nâ-hemvâr” (uyumsuz) veya “rekîk”  (tutuk) olarak niteleyen ve daha çok uzun ünlü barındıran kelimeleri kullanan şairlerin, ezgi kullanmadan da müzikalite yaratma sevdaları, klasik şiirin belirgin özelliklerindendir.” bilgisini kaydetti.

Saadet Hanım Konağı’nda gerçekleşen “Bir Medeniyetin Yansıması: Klasik Türk Şiiri Estetiği” konulu söyleşide Açıkgöz şunları kaydetti; “Bütün klasik sanatların ortak özelliği, sınırlarının belirli olması ve oluşum kurallarının yerleşip gelenekselleşmiş hâle gelmesidir. Mimariden musikiye kadar bütün klasik sanatlarda, bir olgunlaşmış standartlaşma vardır. Kullanılan malzemenin birbiriyle uyumu, ölçüdeki kararlılık ve süreklilik, çağlar içinde âdeta bir kendiliğinden oluşa sürüklemiştir klasik sanatları. Bir süre sonra toplum, herhangi bir zorlama olmaksızın, klasik eseri tabii bir süreçmiş gibi meydana getirir. Eserdeki değişiklikler de gene klasik ölçüler ve gelenek içinde oluşturulur. Elbette zaman, uyum ve güzellik esasına dayanan estetiği de belirler. Klasik Türk şiiri de, klasik eserler arasında mütalaa edilmesi gereken bir edebiyat olgusudur. Bir klasik Türk şiirini, mimarîden, musikiden, tezhipten, minyatürden ve ebrûdan ayrı düşünmek mümkün değildir. Klasik Türk şiiri ele alınırken, diğer güzel sanat şubelerinden soyutlanamaz.”

Konak Sohbetlerinde “Klasik Türk Şiiri Estetiği” Ele Alındı

Klasik şiir estetiğinin 6 boyutu olduğunu, bunların üçü şiirin dış estetiğini, üçü de iç estetiğini oluşturduğunu ifade eden Açıkgöz; “Klasik şiirin dış estetiğini, şekil, ses ve ritim; iç estetiğini ise kelime, kelimeler arası ilişki ve bu ilişkinin sonucu olan üslup ve anlam oluşturur. Bunlardan, asıl olan anlam ve lafz (ses, söz) ve sese bağlı olarak ritimdir, diğerleri fer’îdir ama fer’î yön, tamamlayıcı bir olgudur. Klasik şiirde, her edebî şekil, kendi anlam dünyasını içinde taşır. Yani, bir kasidenin muhtevası ile gazelin muhtevası farklıdır. Kaside, adı üzerinde “kasdı, maksadı belli olan” bir şiir şeklidir. Klasik Türk şiirinde, Allah’a din ve devlet büyüklerine sunulan bir metin olan “kaside”nin anlam dünyasını ve kelime hazinesini, dinî terimler ve devlet yönetimiyle ilgili kelimeler oluşturur. Klasik şairler, şiirin iç estetiğinin kelime (lafz), anlam ve üslup’tan oluştuğu kanaatindedir. Şiirin içyapısını oluşturan bu terimler, mükemmel şiirin ilk adımı olarak görülürler.” şeklinde konuştu.

Klasik şiirin estetik boyutunu meydana getiren dış unsurlar şekil, ritim ve ses; iç boyutunu meydana getiren unsurlar ise kelime, üslup ve anlam olduğunu vurgulayan MSKÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Namık Açıkgöz söyleşisine şu cümlelerle son verdi; “Altı maddenin merkezinde anlam vardır ve biri diğerinden bağımsız ve üstün değildir. Altısı da, şiirde eşit derecede önem yüklenirler. Bunların birbirine oranları da aynı olup, birinde oransızlık bulunması hâlinde, şiirde hem anlam, hem de söyleyiş açısından zaaf oluşur. Anlamın merkez olarak alınıp, diğerlerinin merkeze oranının eşit olduğunun geometrik izahını, bir çember ve bu çemberin içine oturan beş köşeli yıldız (pentagram) şeklinde tasavvur etmek mümkündür. Bu beş köşeli yıldızın her ucunun merkezle ilişkisi eşittir ve birinde bu eşitliğin bozulması hâlinde, pentagramik kompozisyon bozulur. Bu açıdan bakıldığında, klasik şiir estetiğini oluşturan unsurların kompozisyonunun, plastik sanatlardaki altın oran ile aynı özelliği taşıdığı görülecektir.”

Bu haber toplam 538 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.