Muğla Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan Deprem Uyarısı: Muğla'da Dört Fay Zonuna Dikkat
13
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliği, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla Muğla Ticaret ve Sanayi Odası’na ait Karia Teras’ta basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Basın açıklamasını yapan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilcisi Coşkun Çatalkaya, 17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de Gölcük/Kocaeli merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremin Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu’da büyük yıkıma yol açtığını hatırlattı.
Çatalkaya, resmi verilere göre depremde 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığını ve 375 bin yapının hasar gördüğünü belirterek, hayatını kaybedenleri saygıyla andı.
“Deprem bilinci yalnızca sarsıntı sırasında ne yapılacağını bilmek değildir”
17 Ağustos Marmara Depremi’nin yalnızca jeolojik bir olay olmadığını ifade eden Çatalkaya, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesinin büyük sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Çatalkaya, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ancak depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığını vurgulayarak, deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında yapılması gerekenlerle sınırlı olmadığını belirtti.
23
Kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin bilinmesi gerektiğini ifade eden Çatalkaya, risklerin deprem meydana gelmeden önce belirlenerek azaltılmasının önemine dikkat çekti.
Muğla için dört fay zonuna dikkat çekildi
Açıklamada Muğla’nın deprem tehlikesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunuldu.
Çatalkaya, Muğla’yı etkileyebilecek başlıca fay zonlarını Muğla-Yatağan Fay Zonu, Ula-Ören Fay Zonu, Karaova-Milas Fay Zonu ve Fethiye-Burdur Fay Zonu olarak sıraladı.
Bu faylarda meydana gelebilecek depremlerin 7 ve üzerindeki büyüklüklere ulaşabilecek nitelikte olduğuna dikkat çeken Çatalkaya, Muğla ve ilçelerinin önemli bölümünün kıyı alanlarında, gevşek ve suya doygun, sıvılaşmaya yatkın zeminler üzerinde bulunduğunu belirtti.
Çatalkaya, olası büyük bir depremde doğrudan deprem etkilerinin yanı sıra sıvılaşma, yanal yayılma, heyelan, kaya düşmesi ve tsunami gibi ikincil tehlikelerin de yaşanabileceğini, bunun da ağır hasar ve can kayıplarına neden olabileceğini ifade etti.
“Zemin ve temel etütleri yerinde denetlenmeli”
Yapı denetim sistemine de dikkat çeken Çatalkaya, yapıların zemin ve temel etütlerinin yetkin jeoloji mühendisleri tarafından yerinde denetimi esas alınarak kontrol edilmesi gerektiğini savundu.
Afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığını belirten Çatalkaya, kentlerin jeolojik yapısının ortaya konulması, mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması ve aktif faylar başta olmak üzere sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve tsunami gibi tehlikelerin belirlenmesi gerektiğini söyledi.
İmar, yapılaşma ve arazi kullanım kararlarının bilimsel veriler doğrultusunda alınması gerektiğini vurgulayan Çatalkaya, mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarına destek
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin TMMOB ve bağlı odalarla mesleki ve teknik işbirliği platformları oluşturmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Çatalkaya, bu girişimleri takdirle karşıladıklarını söyledi.
2025 yılında Muğla Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliği ve Muğla Barosu koordinasyonunda düzenlenen deprem çalıştayına da değinen Çatalkaya, çalıştay sonuçlarının izlenmesi amacıyla bir komite oluşturulduğunu hatırlattı.
33
Çatalkaya, çalıştay sonuç bildirgesinde yer alan tedbir ve önerilerin tamamının hayata geçirilmesi konusunda ise yeterli çalışmaların yapılmadığı yönündeki değerlendirmesini paylaştı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi ile ilçe belediyelerinin afet yapılanmalarının da bilimsel, teknik ve uluslararası standartlara uygun şekilde oluşturulması gerektiğini belirtti.
“Mikrobölgeleme çalışmaları tamamlanmalı”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak taleplerini de sıralayan Çatalkaya, tüm yerleşim alanlarında mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesini istedi.
Çatalkaya ayrıca yapı denetim ve zemin denetim sisteminin kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmesi ve afet eğitimlerinin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.
Deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet ve deprem öncesinde riskleri azaltan bütünleşik bir afet yönetimine geçilmesi gerektiğini ifade eden Çatalkaya, bilim ve mühendisliğin gereklerinin yerine getirilmesinin bir tercih değil kamusal sorumluluk olduğunu söyledi.
Çatalkaya açıklamasını, “Deprem kader değildir. Afetlere dirençli yerleşimler mümkündür ve güvenli yaşam herkesin hakkıdır. Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur” mesajıyla tamamladı.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla İl Temsilciliği, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşları bir kez daha saygıyla anarak, başta yerel ve merkezi yönetimler olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması konusunda bilimsel ve kamusal çözümler geliştirmeye davet etti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.