Muğla’da Buzağı Ölümlerini Önleme Projesi
Sevil OLUÇ-Muğla İl Tarım ve Ormancılık Müdürlüğü, Muğla genelinde buzağı ölümlerini önlemek için köylerde üreticileri bilgilendirme eğitimleri başlattı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Veteriner Hekim Yusuf Kayacık, Muğla’da buzağı ölümlerinin Türkiye ortalamasının oldukça altında olduğunu belirterek, buzağı ölümlerini önlemenin başlıca yolunun eğitim ve birlikte çalışmak olduğunu belirtti.
Muğla İl Tarım ve Ormancılık Müdürlüğü’nün il genelinde buzağı ölümlerinin önlenmesi konusunda yürütülen “Buzağı Ölümlerini Eğitimle Önlüyoruz Projesi” kapsamında Menteşe İlçesi Yeniköy ve Çırpı mahallelerinde üreticilere biberon ve dezenfektan dağıtımı gerçekleştirildi. Aynı zamanda üreticilere hayvan sağlığı ve refahı konusunda bilgilendirme eğitimleri verildi.
“Buzağı Üretimi Konusunda Kulaktan Dolma Bilgi Var”
Buzağı ölümlerinin nedenleri hakkında bilgi veren Veteriner Hekim Yusuf Kayacık; “Konunun taraflarına bakmak lazım. Bir tarafta üretici, bir tarafta Tarım ve Orman Müdürlüğü, diğer tarafta da sivil toplum örgütleri var. Veteriner Hekimleri Odası, Ziraat Odası, damızlık birlikleri, kooperatifler, köy kooplar, or kooplar, muhtarlar var. Bu işten ekmek yiyen herkesin sorumluluğu var. Ben veteriner hekim olarak da sorumluyum. Burada tarafların ne yaptığına bakmak lazım. Her konuda olduğu gibi bu konuda da kulaktan dolma bir hayvancılık söz konusu. Ben meslek hayatım boyunca gittiğim köylerde bu konuda eğitim vermeye çalıştım. Açık besiye teşvik ettim, silaj yapmayı öğretmeye çalıştım, buzağı beslemeyi, gebe düve yetiştirmeyi öğretmeye çalıştım. Bir de üreticinin bunu ne kadar öğrenmek istediği var. Kulaktan dolma atadan, dededen görme yöntemlerle gelen bir süreç var. En basitinden her zaman söylerim bir buzağının ne kadar süt içmesi gerektiğini bizim köylü bilmez. Bizim köylümüz ineğin dört memesinden iki tanesini sağar, iki tanesini buzağıya verir. Ama 10 litre süt veren inekte de 20 litre süt veren inekte de aynı şeyi yapıyorlar. Buzağıya aşırı süt verildiği zaman da ishal olur. İshal buzağının en büyük düşmanıdır” dedi.
“Buzağı Ölümlerinin Çeşitli Sebepleri Var”
Buzağı ölümlerinin farklı sebepleri olduğunu anlatan Kayacık; “Buzağı ölümlerini kategorize etmek lazım. Bir tarafta, yetiştiriciden kaynaklı sorunlar yani bakımla ilgili hatalar, fizyolojik sorunlar, çevresel etkenler gibi, bir tarafta da mikrobik, hijyenle ilgili boyut. Besleme sırasında buzağının karşılaştığı mikroorganizmalar. Bunların önlenmesi gerekir. Yetiştiriciden kaynaklı sorunlar şunlar; buzağı doğduğu zaman aşırı veya az süt verme, çok sıcakta veya cereyanlı alanlarda bırakma özellikle ilk beş gün, kolostrum dediğimiz ağız sütünü buzağıya vermeme, köylümüz ağrı yapıyor diye ağız sütünü sağar ve döker, sütünü ineğe içirir. Buzağı doğduktan sonra ilk beş gün ineğin vücudu yoğun süt üretir. Normal sütten kat be kat daha besleyici ve antikor seviyesinin yüksek olduğu sütün buzağıya verilmesi gerekir. Ama büyük işletmelerde 50-100 inek varsa buzağıya annesinin sütünü içirmezler. Bütün ineklerin sağıldığı karışık sütü buzağıya içirirler. Üç ay önce doğum yapmış ineğin sütü üç günlük buzağıya dokunur. Bunlar buzağı ölümlerinin büyük bir oranını oluşturuyor. Bunun yanında buzağı doğduktan ilk 8-10 gün septisemi dediğimiz kan dolaşımı enfeksiyonu E-coli türü bakterilerin neden olduğu bir hastalık. İshalle seyreder ve buzağıyı çok çabuk öldürür. Septisemiyi önlemek için aşı yapmak gerekir. Aslında bu aşı programlı hale getirilse veya doğduktan sonra buzağıya yapılan septisemi aşıları vardır. Bilinçli tüketici bizden bunu talep ederler ve biz de yaparız. Ama talep edilmeyince buzağı septisemiye yakalandığı zaman ölüm riski çok yüksektir. Buzağı ölümlerinin en büyük sebebinin o olduğunu düşünüyorum. Septisemi ilk on gün etkili olur, ondan sonra pek çok bakteriyel viral etken vardır, bundan sonraki süreçte buzağının enfeksiyona yakalanma ihtimali her zaman vardır. Bununla ilgili aşılama çalışmaları ve eğitimler yapılmalıdır. Tarım İl Müdürlüğü’müz bunları yapıyor. Ama yeterli mi, değil. Bunlarla birlikte ziraat odalarının, veteriner hekimleri odalarının, köy kooperatiflerinin , damızlık birliklerinin ciddi bir sinerjiyle seferberlik başlatması lazım” ifadelerinde bulundu.
“Damızlık Üretimi Çok Düşük”
Buzağı ölümü oranının Muğla’da düşük olduğunu ve Muğla’da damızlık üretiminin de yeterli düzeyde olmadığını dile getiren Veteriner Hekim Kayacık; “Şunu söyleyebilirim, Türkiye ortalamalarına göre Muğla’da buzağı ölümleri çok azdır. Çünkü genelde aile işletmeleridir. Aile işletmelerinde buzağılar el bebek gül bebek bakılır. Bizim insanlarımız buzağıyı evin içinde bakar gerekirse, kışın ahıra soba yakar. O derece bir sahiplenme vardır. Türkiye’de doğru düzgün damızlık çiftliği yok. Muğla’da hiç damızlık üreten bir çiftlik yok. Bizim damızlık üretmemiz lazım. Bunu TİGEM’in ( Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü), köy koopların, damızlık birliklerinin yapması lazım. Adı üstünde damızlık birliği ama görevini yapmıyor. 1990’lı yıllardan beri damızlık hayvan getiriyoruz. Son yıllarda da et için getirmeye başladık. Bunları önlemenin yolu üretim. Bizim ciddi anlamda damızlık üretip bu açığı kapatmamız lazım. Bu araziyle ilgili bir şey. Bir ineğin dışarıya bağımlı kalmadan beslenmesi için 3 dönüm sulu arazi ya da 6 dönüm kuru arazi gerekir. 100 tane hayvanın varsa 300 dönüm sulu arazi gerekir ama Muğla’da böyle bir arazi yok. Hayvancılık aslında yemini kendin üretirsen para kazandırır. Ama bizde samanı Tavas’tan, silajı Çine’den getirirler. Arazi sıkıntısı nedeniyle Muğla’da hayvan üreticiliğinin ileri gitmesi zor. Bizde tarlalar miras olarak bölündüğü için araziler kendi kimliğini kaybetmiş. Bununla ilgili yasa çıktı ama çok geç kalındı. En küçük arazinin 20 dönüm olması lazım” diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.