ŞİFALI BİTKİLERİN ADRESİ ÇOVEŞ
40 sene önce eğitim hayatı için Muğla’dan ayrılan Akile Tonbak, yaklaşık 1 yıl önce doğduğu ve doyduğu topraklara geri döndü.
Hayat felsefesi üretmek olan Tonbak’ın en büyük amacı kırsaldaki bütün kadınlara dokunarak sağlıklı ve dengeli beslenmeyi aşılayarak, üretim kaynağı olan toprak ananın mucizesini herkese ulaştırabilmek.

Tarihi Aras’ta da bulunan küçük işletmesinde şifa kaynağı ürünlerini satan Akile Tonbak, nam-ı değer Çoveş’in başkahramanı ile kısa bir sohbet gerçekleştirdik.
Kadın girişimci aynı zamanda üretici Akile Tonbak, aslen Muğlalı olduğunu kaydederek, kendini şu sözlerle anlattı:
“Akdeniz Üniversitesi’ni bitirdim. Bu kentten yaklaşık 40 sene uzaklaştıktan sonra uzun yıllar, İstanbul Kadıköy’de öğretmenlik yaptım. Eğitimcilik ruhum her zaman ön plandaydı. Çevre bilinci, üretken olmak, gelecek kuşaklara bir şeyler bırakmak adına, emekli olduktan sonra da bu ruhu tesadüfen gelip Arasta’da, minik bir dükkânda sürdürmekteyim. Doğduğum topraklara olan vefa borcumu ödemek için Muğla’ya döndüm.”

ÇOVEŞ YÖRESEL ÜRÜNLER
Küçük işletmesinin isim hikâyesini anlatan Tonbak, Çoveş isminin eserinin aslında anneannesi olduğunu kaydetti.
Tonbak, Çoveş’i şöyle anlattı:
“Çoveş; hayatımı değiştiren, idolüm dediğim bir kadının eseri. Bu kişi de benim anneannem. Anneannem, güçlü ve üreten bir kadındı. Çocukluğum onunla geçti. Her gördüğü ot onun için hem şifa kaynağı hem de beslenme kaynağıydı. ‘Bir şeyler yapmalıyım, üretmeden duramam’ dediğim bir anda anneannem, ‘Gızımezcıkçoveşlerde oturma, hasta olacaksın’ dedi, Muğla şivesi ile. Ertesi gün, ‘Çoveş nedir?’ diye araştırdığımda, ‘Güneş’ anlamına geldiğini ve güneşin derin öğretileri olduğunu öğrendim. Çok etkilendiğim, ‘Çoveş’i kendi dükkânımı açtığımda kullandım. Rüyamda da anneannem bu ismi koymam gerektiğini söyleyince daha da bir duygusal yaklaşım oldu benim için. Çoveş güneş demekmiş, yeniden doğuş demekmiş. Yeni esnaflığımda galiba güneş gibi parlayacağımın belirtileri olabilir dedim.”
“ÜRETMEYİ ÖĞRETMEK”
Ticari kaygı taşımadığını söyleyen Akile Tonbak, “Ticari kaygı taşımamaktayım. Bir anne her şey demek. Kadınlara üretmeyi öğretebilirsem, bir anneye televizyonlarını kapattırabilirsem, evinde ürettikleri fazlalıkları da dükkânıma kadar taşıyabilirsem kısacası yüreklerine dokunabilirsem benden mutlusu olamaz. Ticari kaygısı gütmeden, ayakta kalma mücadelesi veren bir kadınım” diye konuştu.
“YAŞLI İNSANLARI BULUP DOĞA İLE BAĞLARINI KENDİME İÇSELLEŞTİRDİM”
Ürünlerini dağlardan topladığını dile getiren Tonbak, “Dağlarda yaşamayı seviyorum. Özellikle pandemi sürecinde, doğaya daha fazla yönelmeme rağmen çocukluğumdan beri doğa tutkum, toprak ananın hayatımdaki en önemli stres atma kaynaklarımdan biri. Topraktan beslenen bir kadınım ben. Özellikle Datça beni çok etkiler. Sokak sokak dolaşıp, yaşlı insanları bulup doğa ile bağlarını kendime içselleştirdim. Kendim toplamaya özen gösteriyorum. Bunları hijyen koşullarında getirip, sofranıza gelen yolculuğun tamamını kendim sağlamaya çalışıyorum. Benim dışımda da, takım anlamında bana destek olan çok değerli dostlarım var. Her anlamda yanımda olmaya özen gösteriyorlar. Yaklaşık 10 kadının bu üretkenlikte bana çok fazla destekleri var. Dilek Altınsoy arkadaşım yüreğini koymuş, hala üretkenliğine devam eden eski hemşire, bir candır o ve Ali Erten İstanbul’dan yola çıktığım, yoldaş dediğim 40 yıllık dostlukta vefa borcumuzu üreterek, ödüyoruz. Başta; Zekeriya Kargın, Fahrettin Karaca, Mehmet Bal, çocuklarım, ailem ve yaklaşık 50’ye yakın insanla başardık biz bu işi. Birçok yoldaşımda dükkânın anahtarı var, ben şehir dışına çıktığımda bu kapı kapalı kalmıyor” şeklinde konuştu.
“GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLARIMIZ ÇOK”
Üretkenlik anlamında yürek koyan, emek harcayan, görünmeyen kahramanların sayısının fazla olduğunu söyleyen Tonbak, “Kendinde yarım kilo fazla salçası olan hanımefendi buraya getirerek rafa koyup, satış yapabiliyor. Minnak dükkânımda 112 kalem var. Bunların yaklaşık yüzde 70’i daha önce kendimi geliştirdiğim dağlardan ve kitaplardan beslenerek ürettiklerim, yüzde 30’u da arkadaşlarımın ürettikleri” dedi.
“ANA TEMA SAĞLIKLI BESİN”
Özellikle beslenme ve doğa temasını işlemeye çalıştığını kaydeden Tonbak, “Sağlıklı besin, sağlıklı beyin, sağlıklı üretme ve sağlıklı gençlik ana temam. Hayat okulu gibi. Bizim kahramanlarımız reklamdan ziyade, kendine bunları hayat felsefesi haline getiren paydaşlarımız. Kazancı birlikte belirliyoruz. Piyasada ayakta kalabilmek için önceliğimiz doğal ve hijyen olması. Ürünlerimizin büyük bir kısmı kimyasalsız, egzozsuz ve yüksek dağlardan elde ediliyor. Paketlemede nem oranı, hijyen ve sağlık birinci sırada” diye konuştu.
“GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR AMBALAJA ÖNEM GÖSTERİYORUZ”
Kaliteyi önemsediklerini belirten Akile Tonbak, “Çoveş marka olsun istedim, tescilini yaptık. Marka tescili bizde. Bu zamana kadar müşteri portföyümüz il dışında yaşayan ailem, eş, dost ve başka şehirlerde yaşayan insanlar. İnstagram hesabımız coves.yoresel üzerinden de satışlarımızı gerçekleştiriyoruz. Muğla’nın kültürü Pazar kültürü olduğu için ambalaja giren ürün biraz daha pahalı oluyor. Ekonominin bu kadar zor bir döneminde elbette sorgulamakta herkes haklı ama ben de ayakta kalabilmek için en çok ücreti ambalaja ve doğal ürünlere yansıtıyorum. Geri dönüştürülebilir ambalaja önem gösteriyoruz, cam ve kâğıt bizim olmazımız” dedi.
“SAĞLIKLI BESLENMEYİ ÖNEMSİYORUZ”
“Kırsaldaki kadını üretmeye nasıl yöneltebiliriz diye uğraşıyoruz” diyen Tonbak, “Dağ yürüyüşlerimizde tohumları dağlara atarak, bitkinin gelişim sürecini izliyoruz. Dostlarımızı ağırlamak, yeni projelere hazırlık ve üretken insanları hele kadınların boş durmadan aile katkısı için üretmesini çok önemsemekteyiz. En önemlisi sağlıklı beslenmeyi önemsemekteyiz. Önümüzdeki proje de evdeki atık yağları nasıl geri dönüştürebiliriz ve birçok projeye de imza atacağız. Müşteri memnuniyeti koşulsuz ve sorgusuz memnuniyet. En önemlisi de Arasta’da böyle bir dükkân açtığımız teşekkür memnuniyeti çok fazla ama ben de esnaf arkadaşlar gibi ayakta kalmakta güçlük çekiyorum. Arasta eski ve ticari bir alan olmasına rağmen ekonomik anlamda dönütü çok az” şeklinde konuştu.
“SAĞLIKLI HAYAT İÇİN HER ŞEYİ DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Asıl derdinin üretmenin yanı sıra eğitim de olduğunu dile getiren Tonbak, “Marka yoğurtları alarak, evladına yediren anneler, sabah okula giden evladını kola ve bisküvi ile gönderen anneler yine düşündürücü ve üzücü. Muğla’ya dair aldığım notlarım var. Özellikle kırsaldaki insanların bile markalı yumurtalara yönelmesi, marka yerlerde kahvaltıya gitmesi gibi endişe ve kaygılarım çok derin. Ekmek arasına sürdükleri bir salça, evlatlarına verecek en güzel beslenmedir. Sağlıklı hayat için her şeyi dönüştürmeye çalışıyoruz. Birkaç kalbe, birkaç anneye bunu anlatabilirsem buna yeter. Benim derdim eğitim, eğitim, eğitim” dedi.
“ÇOVEŞ BİR MARKA OLARAK, GELECEK KUŞAKLARA IŞIK TUTACAK”
Kadın girişimci aynı zamanda üretici Akile Tonbak son olarak, “Eğitim, çocuk ve sağlık konuları benim profesyonellik alanlarımdı, bunu esnaflıkla da sürdürmekteyim. Uygun bir platform yakalayabilirsem, uygun ekipler de oluşturabilirsem kooperatifleşmeye doğru götürmeyi düşünüyorum. ‘Çoveş’ bir marka olarak, gelecek kuşaklara ışık tutacaktır. Bugün Çoveş’te üretiyorum, yarın Diyarbakır’da üretirim, başka bir zaman Pakistan’da üretirim. Amacım sadece üretmek” şeklinde konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.