Ünü Muğla’dan Almanya’ya Kadar Giden Bisikletli Öncü Yasemin Duygulu
Bundan 3 yıl önce tek başına sokakta, trafikte kadın bisikletli olarak yer alan Yasemin Duygulu, zamanla kadınları örgütleyerek; bugün adını Dünya’nın pek çok yerinde de duyuran Morpedal Kadın Bisiklet Derneği’ni kurdu. Artık Muğla sokaklarında ‘Morpedal Aşkı, Tarifi Farklı’ diye şarkı söyleyen pek çok kadın bisikletli görüyoruz. Duygulu, bununla birlikte Türk Kadını’nın Zaferi projesini de planlayarak Türkiye’nin 81 ilinde gönüllü bayraktarlarla Türk Bayrağı’nı dolaştırdı. Muğla’da kadınların çocukluğundan beri içinde ukde kalan bisiklet sürme hayaline öncülük eden Yasemin Duygulu ile Morpedal Aşkı’nı konuştuk.
Bize kendinizi tanıtır mısınız, Morpedal Kadın Bisiklet Derneği’nin kurucusu Yasemin Duygulu aslında kimdir?
Yasemin Duygulu; çocukluktan beri bisiklet kullanan ama biraz daha profesonel olarak son 3 yıldır yoğun biçimde bisiklet kullanan bir kadın, bir anne. İki tane oğlum var. Ben bisiklete başladıktan sonra onlar da bisiklet alıp sürmeye başladılar. Önce çok yadırgadılar. Ben 53 yaşındayım, 50 yaşında bisiklet mi sürülür, tayt mı giyilir diye. Sonra kabullendiler. Sosyal sorumluluk anlamında bir şeyler yapma isteği bende hep vardı. Kadın çalışmasını seviyorum çünkü benim meselem kadın. Türkiye’de kadınların her alanda; hem çalışma hayatında hem de gündelik hayatta erkekler tarafından ötelendiğini görüyorum ve bunu aşmak için kadınların özgürleşmesine ufacık da olsa bir katkım olur mu diye sürekli bir çalışma içindeyim. Bu bisiklet olayı 3 yıl önce biraz tesadüfle başladı. Ve neden ben yalnız süreyim, benim gibi kadınlar da var, birlikte olalım diye düşündüm. ‘Süslü Kadınlar’ Muğla’da daha önce yapılmamıştı. Süslü Kadınlar turuyla başlayıp ve orada katılan kadın sayısının çok olduğunu görünce; biz birarada haftasonları tur yapalım dedik. Böyle başladık. Çoğu küçüklüklerinde babaları, anneleri tarafından engellenmiş, bisikletten düşerse bekaret sorunu olur diye korkular oluşmuş. Ve hep bisiklet erkek çocukların oyuncağı olarak görülmüş. Biz hep erkek kardeşlerimizin bisikletlerini kaçırarak bisiklet sürmeyi öğrendik. Örgütçü bir insanım, iyi örgütlediğime inanıyorum. Bizim Muğla’da kurumsal kimlik almamız 8 Mart 2018. Şimdi Mor Pedal deyince Türkiye’nin her köşesindeki bisiklet kullanıcısının kafasında bir çerçeve var. Mor Pedal demek kadın dayanışması demek.
Daha önce neler yapıyordunuz?
Erken evlendim ve bizim kendi maden şirketimiz var orada çalıştım, emekliyim. Çocuklarım büyüyünce ben kendimi daha çok kadın meselesine adadım. Bisiklet benim hayatımın odak noktası. Mor Pedalın içindeki bütün kadınlar benim kız kardeşlerim. Birlikte çok şey paylaşıyoruz ve zamanla bu bir aile derneğine dönüştü. Erkeklerin de bizi desteklemesini çok önemsiyoruz. Sadece bizim eşlerimiz olarak değil geçen yıl ki bayrak projesinde de bayrağımızı taşıyan kadınlarımıza destek olan erkek bisikletçiler de bunun biraz daha farkına vardık. Bu yılki festivalimizde 160 katılımcının 36’sı erkek. Onları uyarıyoruz bu yüksek performans gerektiren bir tur değil diyoruz ona rağmen bize destek oluyorlar.
Mor Pedalı Nasıl Kurdunuz? Tek Başınıza Trafiğe Çıkarken Nasıl Örgütlendiniz ?
Bu tabi adım adım oldu. Eylemi tek başınıza gerçekleştirdiğiniz zaman çok bir anlamı yok ama yanınızda birileri olduğu zaman onlardan güç alıyorsunuz ve birlikte ses getiriyorsunuz. Muğla’da neden bisiklet sürülmesin, Muğla’daki kadınlar niye biraraya gelmesin sorusuyla başladı bu. İlk önce 2-3 kişi benim bu fikrimi benimsedi. Sonra 8 kişi olunca toplantı yapalım demeye başladık. Sonra bir ismimiz olsun dedik ve ben şunu hep öngörmüştüm bu iş oturacak ve diğer illere yayılacak. O yüzden bizim adımız Morpedal 48 olsun diye karar almıştık. Şimdi Morpedal 07, Morpedal 26 gibi illerin plakalarıyla anılmaya başlandı. Yetmedi Munih ve Köln’de Morpedallar oldu. Felsefemizi böyle yaymaya çalışıyoruz. Bu süreçte güzel işler yapıldıkça katılım artıyor. İlk tura çıktığımızda 8-10 kişiydik. Şimdi 110 gönüllü destekçimiz var. Ve biz Türkiye’nin ilklerini hep gerçekleştirdik. Türkiye’nin ilk kadın bisiklet festivalini yaptık. Bisiklet festivalleri oluyordu ama yeni öğrenen kadınlara özel, onları çok yormayan ama çok eğlendiren, tanışmaya vesile olan bir etkinlik oldu. İkinci proje olarak bayrak projesini yapmıştık. Türk Kadınının Zaferi adı altında. Şimdi bu yıl yurtdışından da gelecek olanlar var festivalimize. Almanlar gelecek. Biz aslında Muğla’nın bir nevi kültür elçileri gibi çalışıyoruz. Çünkü insanlar Muğla’nın Bodrum, Marmaris, Fethiye gibi tatil yerlerini biliyorlar. Muğla merkezi çok az insan tanıyor. Muğla’da festival boyunca çadır kampı yapıyoruz. 4 gün boyunca Muğla’yı tanıtıyoruz. Tabi bunları yaparken belediyelerin desteğini asla yadsımıyoruz . Kâr amacı gütmeyen bir derneğiz. Yaptığımız etkinlikler sadece kadına ve bisiklete yönelik. Festival için sembolik bir ücret alıyoruz. Onunla eğitim için bisiklet almaya başladık.
İlk başta 8-10 kadın birlikte sürüş yaparken daha sonra eğitim çalışmalarına başladınız…
Eğitimler bu yıl Nisan’da başladı. Çok talep geldi. Projeye destek olan başka iller var. Urfa’da erkeklerden oluşan Urfa Bisiklet Topluluğu var. Onlar bizim projemizden sonra; önce biz eşlerimize ve kızlarımıza öğretelim deyip kolları sıvadılar. Biz Türkiye’yi küçülttük. Sanki her il bizim için sınır komşusu gibi oldu.
Amaç kadınların hayatın içinde daha da aktifleşmesi mi; yoksa bisiklet kullanımının yaygınlaşması mı?
Her ikisi de. Çünkü kadın toplumda rol model. Bir kadın bir şeyler yapmaya başladığı zaman, çevresinde ve ailesinde, özellikle çocuklarına örnek oluyor. Egsoz gazlarının hepimizin sağlığına verdiği zararları biliyoruz. Trafik sorunu malum. Bunu Muğla gibi, coğrafyası, iklimi çok güzel bir ilde hem keyif alarak hem de sağlık adına, spor adına bir şeyler yapmak, yaşamı kolaylaştırmak için bisiklet kullanımını çok önemsiyoruz. Biz bisiklet kullanmayı öğrettiğimiz arkadaşlarımıza aynı zamanda trafik eğitimi de veriyoruz. O yüzden kadının rol model olmasından yola çıkarak bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak istiyoruz. Morpedal dostu iş yerleri belirlemeye başladık. Mekan sahipleri de bunu destekliyor.
Geçmişte gerçekleştirdiğiniz ve şimdi de devam etmekte olan projelerinizden bahseder misiniz?
Türk Kadını’nın Zaferi Projesi; bizim 81 ilde Türk Bayrağı’nın il sınırından il sınırına kadın bisikletliler tarafından taşınmasını öngören bir projeydi. İlk başta çok umutsuz bakanlar oldu. Bunu nasıl becereceksiniz diye. En uç köşelere kadar Morpedal adına gönüllü olarak bu projede kadınlar yer almak istedi. Ardından ben Almanya’ya davet edildim. Orada Darmstadt Belediyesi’nde çok hayretle karşılandı. Nasıl 81 ilde örgütlenildi ve takvime uyuldu diye. 19 Mayıs’ta biz Aydın’a götürdük ve planlandığı gibi 30 Ağustos’ta bize geldi bayrağımız. Daha sonra yeni proje olarak 1K5K’yı hayata geçirdik. Gönüllü olarak bisiklet sürmeyi bilmeyen kadınlara eğitim vermeye başladık. Bir kişi beş kadına öğretse Türkiye genelinde inanılmaz bir sayıya ulaşıyor. İki ayda 60 tane kadın eğitime geldi. ‘Batıdan Doğuya Pedal Pedal’ projemizle de Eylül ayında selam götüreceğiz Muğla’dan.
Büyük yankı uyandıran projeleriniz oldu. Bunlara geri dönüşler nasıl oldu?
Geri dönüşler çok duygusaldı. Mesela Batman’a tayini çıkan bir öğretmen kızımızdan bana bir mail geldi. Dedi ki; çok üzülüyordum, Batman’da kadınlar bisiklet sürmediği için ben de süremeyeceğim diye. Ama bu projede gördüm ki Batman’da da kadınlar var dedi. Biri de siz bir senaryo yazdınız, biz de her birimiz kendi ilimizde kahraman olduk demişti. Herkes o bayrağı taşımaktan çok mutlu oldu. Yapacağımız her projede bizi destekleyecek yüzlerce kadın olduğunu biliyoruz.
Aileniz sizi destekliyor mu, gittikçe yayılan bir girişimin içindesiniz?
Ben çok çalışıyorum, sürekli proje üretiyorum. Onlar da bu başarıyı görünce çok mutlu oluyorlar. Annemiz ne güzel işler yapıyor diyerek. Bir kadına daha dokunmak demek, birine faydalı olduğunu hissetmek, o zaman seni gerçekten insan yapıyor.
Sorun yaşadığınız oluyor mu?
İlk başlarda yaşadık. Kadın derneğine ne gerek var, bisiklet derneği var zaten diye. Kadınları trafiğe çıkarmak çok riskli, birinin başına bir şey gelirse çok büyük risk alıyorsun diyenler oldu. Ama ben yılmadım. Kadın bisikletli heykelimiz bile tepki aldı. Çünkü bazı şeyleri zorlamadan bir şeyleri başaramıyorsun. Sindirilen, korkutulan kadınların önünü açmak gerekiyordu.
Morpedal’ı ileride nerede görüyorsunuz?
Çok duyulmak, ünlü olmak değil asıl amacımız. Ama Almanya’da çok ses getirdiğini gördük. Yunanistan’daki bir bisiklet derneğiyle kardeş dernek olma görüşmelerimiz var. Viyana’da da var böyle bir durum. Türkiye’de de her ilde bir Morpedal olacak diye umuyorum.
Röportaj: Sevil OLUÇ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.