Yeni Parti Muğla Milletvekili Cumhur Uzun’dan Deştin Çimento Fabrikası İçin TBMM Hamlesi

Yeni Parti Muğla Milletvekili Cumhur Uzun’dan Deştin Çimento Fabrikası İçin TBMM Hamlesi
Yeni Parti Muğla Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Cumhur Uzun, Menteşe ve Yatağan sınırlarında yapılması planlanan Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları Projesiyle ilgili bilirkişi raporu ve ÇED sürecine ilişkin iddiaları TBMM gündemine taşıdı. Uzun, Adalet Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına iki ayrı soru önergesi verdi.

Yeni Parti Muğla Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Cumhur Uzun, Muğla’nın Menteşe ilçesi Bayır Mahallesi ile Yatağan ilçesi Deştin Mahallesi sınırlarında yapılması planlanan Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları Projesiyle ilgili kamuoyuna yansıyan bilirkişi ve ÇED iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

Uzun, biri Adalet Bakanlığına, diğeri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yönelik olmak üzere iki ayrı soru önergesi verdi. Önergelerde, bilirkişi raporunun hazırlanma sürecinin ve Bakanlık tarafından 3 Temmuz 2025 tarihinde verilen yeniden ÇED Olumlu kararının tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması istendi.

Bilirkişi raporundaki “yazar” bilgisine dikkat çekti
Cumhur Uzun’un Adalet Bakanlığına sunduğu soru önergesinde, Muğla 3. İdare Mahkemesine sunulan dokuz kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapora ilişkin iddialara yer verildi.
Uzun, raporun dijital meta verilerinde bilirkişi heyetinde yer almayan Dr. Mehmet Remzi Seyfioğlu’nun “yazar” olarak göründüğü yönündeki iddialara dikkat çekti.

Seyfioğlu’nun aynı zamanda dava konusu projenin ÇED raporunun EK-13 bölümünün hazırlanmasında görev aldığı ve Bakanlığın mahkemeye sunduğu savunmada teknik değerlendirmelerine başvurulan kişiler arasında bulunduğu yönündeki iddiaları da gündeme getiren Uzun, raporun gerçekte kim veya kimler tarafından hazırlandığının dijital kayıtlar ve UYAP verileri üzerinden araştırılmasını istedi.

Uzun ayrıca, bilirkişi heyeti dışında bir kişinin raporun hazırlanmasına müdahil olduğunun tespit edilmesi halinde, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu kapsamında sorumlular hakkında hangi idari ve adli işlemlerin uygulanacağının açıklanmasını talep etti.

“Bu mesele sadece bir rapor tartışması değildir”
Cumhur Uzun, bilirkişi raporuna ilişkin iddiaların yalnızca dava dosyası açısından değil, yargıya duyulan güven açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Uzun, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sonucu doğrudan etkileyebilecek bilirkişi raporunun kim tarafından hazırlandığı konusunda en küçük bir şüphe dahi cevapsız bırakılamaz. Heyette bulunmayan ve dava konusu projeyle mesleki ilişkisi olduğu ileri sürülen bir kişinin raporun dijital kayıtlarında yazar olarak görünmesi son derece ciddi bir iddiadır. Bu mesele yalnızca Deştin'deki bir dava dosyasının değil, yurttaşlarımızın yargıya duyduğu güvenin meselesidir.”

Bakanlığa “Yargı kararlarından sonra ne değişti?” sorusu
Uzun, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği ikinci soru önergesinde ise projenin yaklaşık 20 yıldır bölge halkının itirazlarına ve yargı süreçlerine konu olduğunu belirtti.

Projeye ilişkin önceki ÇED Olumlu kararlarının yargı mercilerince iptal edilmesine rağmen sürecin 2009/7 sayılı Genelge kapsamında devam ettirildiğini ifade eden Uzun, proje için 3 Temmuz 2025 tarihinde yeniden ÇED Olumlu kararı verildiğini hatırlattı.

Uzun, Bakanlığa yeni ÇED kararının hangi bilimsel ve teknik verilere dayandığını sordu. Ayrıca önceki yargı kararlarının yeni süreçte nasıl dikkate alındığının açıklanmasını istedi.

Soru önergesinde projenin hava kalitesi, su kaynakları, tarım ve orman alanları, zeytinlikler, ekosistem ve bölge halkının sağlığı üzerindeki kümülatif etkilerine ilişkin Bakanlık tarafından bağımsız bir bilimsel çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı da gündeme getirildi.

“ÇED süreci şirketlerin talebine göre şekillenemez”
Uzun, ÇED sürecinin yatırımcı açısından aşılması gereken bir prosedür olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Mahkemeler tarafından iptal edilmiş ÇED kararlarından sonra aynı proje için yeniden olumlu karar veriliyorsa, kamuoyunun bunun hangi yeni bilimsel veriye dayandığını bilme hakkı vardır. ÇED süreci yatırımcının önündeki aşılması gereken bürokratik bir engel değil; doğayı, insan sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını korumak için oluşturulmuş kamusal bir güvence mekanizmasıdır.”

“Hem ÇED kararı hem bilirkişi raporu aydınlatılmalı”
Bilirkişi raporuna ilişkin iddialarla ÇED sürecinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Uzun, proje şirketiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen bir kişinin bilirkişi raporunun hazırlanmasına müdahil olduğunun tespit edilmesi halinde, 2025 tarihli ÇED Olumlu kararının da yeniden ve bağımsız biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Uzun, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Deştin'de yıllardır toprağına, suyuna, zeytinine ve yaşam alanına sahip çıkan yurttaşlarımızın karşısına her defasında yeni bir idari işlem çıkarılması kabul edilemez. Yargı kararlarının etkisizleştirildiği, bilirkişilik süreçlerinin tartışmalı hale geldiği bir düzen hukuk devletiyle bağdaşmaz.”

Uzun, iki Bakanlığa yönelttiği soruları da şöyle sıraladı:
“Bu raporu kim hazırladı? ÇED sürecinde kimler görev aldı? Yargının daha önce verdiği iptal kararlarından sonra hangi bilimsel koşullar değişti? Projeyle ilişkili olduğu ileri sürülen bir kişinin bilirkişi raporunda ne işi var?”

Cumhur Uzun, söz konusu soruların açık, şeffaf ve belgeleriyle yanıtlanması gerektiğini belirterek, Deştin’in doğası, Muğla’nın yaşam alanları ve yurttaşların hukukunu korumaya devam edeceklerini ifade etti.

Bu haber toplam 73 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.