DELİ TİMİ DAVADA TAKTİK DEĞİŞTİRMİŞ
Öncelikle bu “deli” tabirini kullanan kendileri, son duruşmada Zekeriya Kuzu ifadesinde bu şekilde tanımladı kendisini. E yaptıkları eylemin akıl sağlığının ne kadar yerinde olduğunu tahmin etmek çok da güç olmasa gerek. Yazımın esas çıkış noktası da Kuzu’nun son mahkemede hakime verdiği beyan.
Acaba deli yakıştırmasını kendilerine yaparken akıl sağlığımız yerinde değil hesabına mı getiriliyor? O sebeple işledikleri suçu hafifletmeye mi çalışıyorlar ya da gerçekten dediği gibi vatan sevgisinden canını verecek kadar milliyetçi mi? Yoksa deliyim diyerek cezayı hafifletecek bir unsur olarak yani bir taktik gereği mi bunu görmeden geçmek istemedim.
Ama asıl mesele bütün suçlamaları yakalandığı zaman itiraf eden kişilerin şimdi tam tersini söylemeleri.Hepsini zoraki, tehdit ve zorbalıkla verilen ifadeler olduğu söylendi Kuzu tarafından mahkemede. Aslında sormak lazım MAK timi altyapısı alan bir askerin iki, üç polisin tartaklamasıyla itiraf niteliğindeki ifadeyi verdi de şimdi %99’nu reddediyor? Bu akıllarda başka bir şey uyandırıyor, yargının işini zorlaştırmak gibi mesela.
Gelelim şimdi çelişkili ifadelere;
Delice bir vatanseverlik iddiası – Madem bu kadar vatanınızı seviyorsunuz neden o zaman bu milletin liderine namlu uzatıyorsunuz? Günahı olmayan polis ve koruma ekiplerine neden saldırıyorsunuz? Kaldı ki bahsi geçen lider Türkiye’nin son zamanlardaki en bayrak lideri ve en karizmatik lideri. Hadi lideri geçtik peki yapmayı planladığınız darbenin ülkemizi çok daha iyi duruma mı getirecekti? Aksine her bilirkişinin ve bu tür darbeyi yaşamış tecrübe etmiş kişilerin savunduğu gibi ülke en az 20 yıl geri mi giderdi?
Yoksa yapılan darbe tamamen kişisel çıkarlar doğrultusunda mı yapıldı? Vaat edilen pozisyonlar, başkanlıklar yoksa paralar mı size bu deli cesaretini verdi? Hangi vatansever vatan hainliğiyle suçlanmak ister?
Hadi bunları geçelim peki 52 yıldır dini ahlakıyla ayakta durduğunu söyleyen Kuzu, bu değerleri unutup bir an için yalan yanlış ifadeler mi verdi? Sırf iki tokat yedi diye? İlk yakalandığında verdiği ifadelerin hepsi iftiradır yalandır zorla alınmıştır diyor. Ben iki tokat yerim, günlerce aç ve uykusuz beklerim ama yine de doğrusu neyse, gerçek neyse onu söylerim. Çünkü az bir dini bilgisi olan bile bilir ki ahirette bunun, yani hak yemenin cezası, insanoğlundan yiyeceğim iki tokattan ve açlıktan daha ağırdır!!!
Peki vatansever beyefendi, madem vatanın için bu kadar delisin neden 11 gün boyunca firariydin? Sen madem haklısın çık teslim ol kendini savun. Yanlış yargılanacağını düşünsen bile yine de gidip teslim ol. Haksızlık varsa er ya da geç çıkar. Ama en önemlisi ilahi adalete güvenerek teslim olmaz mı insan sevgili dindar abi?
Bu ifade değişikliklerinden anladığım, bu şahsın tekrardan akıl aldığı ve o yönde ifadelerini değiştirdiğidir. Bu da demek oluyor ki bir şekilde bu adama irtibata geçiliyor. Nasıl geçilmiş, kim geçmiş bu soruları iyi araştırmak gerekir. Bulması da zor değildir muhtemelen (7/24 gözetim altındaki birisinin günde kaç defa tuvalete çıktığını bile takip edebilirsin).
Nasıl bir kafa sizinki ben anladım ancak daha dava sonuçlanmadan bir şey söylemek yanlış olur. Fakat benim tahminim daha çok şey çıkacak bu davalardan, Arap saçına çevirmeye çalışacaklar davayı ama yine de tüm dikkatlerin bu davalarda olduğunu bilen kamuoyu ve Türk adaleti bu işi hakkıyla yerine getirecektir inşallah.
Bu davanın bir güzel tarafı Muğla’nın yerel ekonomiye faydası. Oteller ful, yenilenmiş el yakan otoparklarımız dolu. Restoranlarda oturacak masa bulunamıyor. O sebeple en azından yerel esnafımıza biraz olsun katkısı olmasından ötürü de sevinçliyim söylemeden geçmek istemedim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.