Ana Sayfa Muğla Haberleri, Son Dakika 3 Haziran 2020

Muğla Merkez Gezi Rehberi-1

Kim demiş Muğla merkezde gezilecek ve  görülecek yer yok diye. Kendisi küçük ama geçmişi büyük Muğla’yı yürüyerek keşfedeceğimiz bir günümüz var. Birlikte şehri adımlayıp keyifli bir günü yaşanmışlıklarımıza eklemeye ne dersiniz? Hadi o halde…

Her zaman söylerim “Görmeyi bilen her göz, keşfetmeyi seven her gezgin için  gittiği yerlerde mutlaka görülecek çok şey vardır. Muğla merkez ile ilgili genel kabul görüş hep aynıdır: “Muğla’da gezilecek yer yok ki!” Binlerce yıllık geçmişe sahip olan, Karya bölgesinin kıymetli şehri Muğla’ya haksızlık değil mi bu söz sizce de?

– Türkiye’nin turizm cenneti Muğla…
– Ülkemizin en uzun kıyı şeridine sahip ili…
– Endemik tür açısından Türkiye’nin en zengin şehirlerinin başında…
– En çok yağış alan şehirlerimizden biri…
– Antik Karya bölgesinin Mabolla’sı…
– Antik Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Moussoleum Muğla topraklarında…
– Tarihçi Herodot’un memleketi…
– Ege ve Akdeniz’i kucaklayan şehir…
– Bacalarıyla ünlü ayrıca…
– Mutfağı ve adetleri ise eşsiz güzellikte…

Saymakla bitmez elbet sahip olduğu kıymetlileri bu şehrin. Ama biz bu yazımızda Muğla merkezde sabahtan, akşam gün batımına dolu dolu birgün geçireceğiz sizinle. Yürüyerek hemde… Şehrin silüetine göz kırpıp, tam da şehrin kendisi gibi telaşsızca adımlayacağız sokaklarını.

Bir tarafta Kızıldağ, bir tarafta Masa Dağı (Asar Dağı)… Yamaçlardan aşağıya doğru sıralanmış evler. Küçücük ama sımsıcak bir şehir Muğla.
Muğla’ya varır varmaz ilk olarak  Sınırsızlık Meydanı’na ulaşıyoruz. Meydanın ismi Muğlalı’nın demokratik yapısını ortaya koyuyor. Kendisi küçük olsa da, işlevi açısından önemlidir bu meydan.

Muğla’da basın açıklamalarının yapıldığı, mitinglerin düzenlendiği, üniversitelilerin sık sık müzik ziyafeti verdiği meydan Özgürlükler şehri Muğla’nın gözbebeği. Verdiği mesaj ise net “Burası Sınırsızlık Meydanı. Eğer Düşünüyorsan, Söyleyecek Sözün Varsa ve Yüreğin Yetiyorsa Susma Konuş.”

Sınırsızlık Meydanının hemen karşısında bulunan Org. Mustafa Muğlalı İşhanı dikkatimizi çekiyor hemen. İçerisinde dükkanların bulunduğu işhanı şehrin merkezi konumunda ve Muğlalılar’ın uğrak noktalarından.

1882 Muğla doğumlu Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın ismini taşıyan işhanında küçük bir alışveriş molası veriyoruz. Tarih kitaplarına “Muğlalı Olayı” olarak geçen, Van’ın Özalp ilçesinde 3. Ordu Komutanlığı görevinde iken 33 kişinin hayvan kaçakçılığı sebebiyle ölüm emrini veren Mustafa Muğlalı daha sonra yargılanmıştır. Bugün ismi Muğla merkezdeki bu işhanında yaşatılan Orgeneral Mustafa Muğlalı; Balkan Savaşlarında ve İstiklâl Savaşı’nda yer almış kırmızı şeritli madalya sahibi bir askerdi.

İşhanından çıkıp meşhur pazar yerine doğru yöneliyoruz. Muğlaya gelip de ilk yapacağımız şeylerden birisi şüphesiz Muğla Simidi almak oluyor. Muğla Simidinin lezzeti başkadır. Yerli pekmez ve susam kullanılan simit birçok şehirden de talep görüyor elbet. Zaten Muğla bölgesi susam yetiştiriciliğinde önde, dolayısıyla iri ve açık sarı renkteki Muğla susamı, simide de enfes bir tat katıyor.

Perşembe günü büyük pazar kurulur fakat bütün hafta boyunca ürettiği sebzeyi-meyveyi satmaya çalışan Muğlalı kadınların tezgahlarına göz atmadan geçmek hata olur. Siz unutsanız da onlar sizi unutmaz “Hora Gel” diyen emektar kadınların bahçelerinden nice Ege lezzetleri tezgaha girmiştir. Börülcesinden keleğine, kabak çiçeklerinden bahçe domatesine… Hepsi doğal hepsi çok kıymetli ve lezzetli.

Hele yaz kış kurutulmuş biber, patlıcan ve bamya dizeleri…. Muğlalı için kurutulmuş bu sebzeler kışa hazırlıkta olmazsa olmazdır. Her evin balkonunda güz öncesi asılı duran kurutulmuş sebzeler Muğla evlerine renk katar adeta. Ege otları, zeytinyağlar, mis gibi Ege havası. Daha nolsun?

Pazaryerinden hiç ayrılmadan yürümeye devam edince Saburhane Meydanı’na varıyoruz. Resmi anlamda mahalle olmasa da, halkın deyimiyle Saburhane Mahallesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Burası Kentsel Sit Alanı ayrıca. Öncellikle meydandaki Mimar Sinan heykeli dikkatimizi çekiyor. Ve meydanın etrafındaki kahvehaneler. Saburhane Camii ise meydanı süsleyen tarihi ibadethane.

Saburhane, Mübadele öncesi Rumlar ve Türkler’in birlikte yaşadığı mahalle imiş. O günlerde Rum meyhanelerinden yükselen Buzuki sesleri ve Ortodoks kiliselerinden yükselen çan sesleri artık yok. Mübadiller gidince sessizliğe bürünen Saburhane, zamanında nice yaşamlara nice dostluklara kucak açmıştı elbet. Şimdi de şehrin en kıymetli yerlerinden bence.

Daracık sokaklarında yürüyoruz, kireçle badana olmuş evlerin bembeyaz silüetlerine hayranlıkla bakıyoruz. Gölgede oynayan çocuklar, kapı ağzında oturan kadınlar, sıcacık Ege insanı, evlerin üzerindeki eşsiz Muğla bacaları… Kiremitle örtülü çatılar, kuzulu kapılar, süslemeli ahşap verandalar, birbirinin manzarasını kapatmayan iki katlı evler…Ve tabiki yaşanmışlıklar…

Birden kulağınıza çalınan zurna sesi onu takip eden davulun iniltisi. Muğlalı zurnasız düğün yapmaz davulsuz hiç yapmaz. Süprizlerle dolu daracık sokaklarında gelin almaya giden bir kalabalık. En önde elinde Türk Bayrağı ve zeytin dalları ile yürüyen erkek tarafı. Zeytin her dilde her dinde kutsal, hele Muğlalı için çok başka. Gelin almaya giderken de barışın-dostluğun sembolü Zeytin yine en önde.

Meydanın hemen arkasındaki Apostol Han, dikkat çeken bir diğer önemli yapı. Merkezde bulunan 13 handan biri olan Apostol Han, Rumlar’ın Muğla’da sahip olduğu tek han olması açısından önemli. Zamanında alt kattaki büyük salon meyhane olarak kullanılırken, üst katlar da han odası olarak hizmet vermiş. 2012‘de ise restore edilerek Muğla kültürüne kazandırılmış.

Saburhane Meydanı’ndaki kahvehanelerden birinde bir bardak çay ya da doğal adaçayı içmeden ayrılmıyoruz buradan. Asar Dağı’nın eteklerindeki bu tarihi yerleşim buram buram yaşanmışlık kokarken, gözümün önünde canlanan ise Yorgo ile Memet’in çınar ağacının süslediği bu meydandaki sohbetleri oluyor. Geçmişe yolculuk biraz benimkisi, adaçayı kokusunda kardeşlik dolu günlere gülümseten bir yolculuk…

Saburhane’den ayrılıp Mustafa Muğlalı Caddesine doğru yürüyoruz. Caddeye varmadan Belediye Binasını ve Belediye Parkını görüyoruz. Muğlalılar için nefes alacakları yerlerden biridir park.

Müştakbey Mahallesinde bulunan Muğla Müzesi’ni ziyaret ediyoruz. Eski Cezaevi Binası olan müzenin girişi ücretsizdir. Muğla civarındaki antik kent kazılarından elde edilen eserlerin yanı sıra Etnoğrafya Bölümü, Gladyatör Salonu ve Fosil Salonu ile dikkat çekmekte.

Etnoğrafya Bölümünde Muğla yöresine ait kadın ve erkek  kıyafetleri, günlük kullanılan eşyalar, Efe kıyafetleri, halı motifleri ve anlamları, bakır eşyalar sergileniyor.

Gladyatör Salonu ise dikkat çekici. Gladyatör mezarı ve mezar kitabeleri görmeye değer. Bunların dışında birçok arkeolojik eserin yer aldığı  müzede gözyaşı şişeleri, kandiller, mezar buluntuları ve kabartmalar dikkat çekmekte.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

reklam