Ev Almak İçin Doğru Zaman mı? Uzmanlardan Kritik Uyarılar
Jeopolitik gerilimin artmasıyla birlikte piyasalarda dalgalı bir seyir görülürken, faiz indirimlerine ilişkin beklentiler de ötelenmeye başladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezervlerini kullanarak doları kontrol altında tutmaya çalıştığı, bu nedenle konut sektöründe hareketliliğin bir süre daha sınırlı kalabileceği vurgulanıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Körfez bölgesinde gerilimi tırmandırdı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Abu Dabi ve Dubai emirliklerinin İran füzelerinin hedefi olduğu ifade edilirken, bölgede turizm ve gayrimenkul piyasasında sert dalgalanmalar yaşandığı kaydedildi. Türkiye’ye doğrudan bir saldırı gerçekleşmemesine rağmen iki füzenin havada imha edildiği ve parçalarının kırsal alanlara düştüğü bildirildi.
Konut Talebi Bir Süre Daha Ertelenebilir
NTV'de yer alan habere göre, jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte yatırımcıların yeniden dolara yöneldiği gözleniyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin de küresel piyasalarda doların değer kazanmasına neden olduğu ifade edilirken, bu gelişmelerin Türkiye’de konut piyasasını etkileyen faiz beklentilerini de değiştirdiği belirtiliyor. Piyasalarda Merkez Bankası’nın mart ayında faiz indirimi yapmayacağı, olası indirimlerin yaz aylarının sonrasına kalabileceği yönünde beklenti oluştu. Bu durumun konut talebinin bir süre daha ertelenmesine yol açabileceği düşünülüyor.

Altın fiyatlarının ise savaş ortamına rağmen beklenen yükselişi göstermediği, doların güçlenmesi nedeniyle altın yatırımcılarının zor bir dönemden geçtiği ifade edildi. Konut almak için altın satmayı planlayan yatırımcıların ise farklı fırsatları beklemeye başladığı belirtiliyor.
“Faiz İndirimleri Geciktikçe Konut Kredileri Artıyor”
İnşaatçılar ve Gayrimenkul Geliştiricileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Engin Keçeli, konuyla ilgili yapılan açıklamada, savaşın gayrimenkul sektörüne doğrudan değil dolaylı yoldan etki ettiğini söyleyerek, ”Gayrimenkul sektörü açısından savaşın etkisi doğrudan cephe hattından değil, ekonomiye yansıyan belirsizlik ve maliyet baskısı üzerinden ortaya çıkıyor. Türkiye gibi enerji ithalatına duyarlı bir ülkede petrol fiyatları yükseldiğinde bunun etkisini çok hızlı görüyoruz. Lojistik maliyetlerinden demir-çeliğe, üretim giderlerinden genel inşaat maliyetlerine kadar geniş bir zincir bundan etkileniyor. İşin bir de finansman tarafı var. Jeopolitik gerilim arttığında merkez bankaları daha temkinli davranıyor ve faiz indirimleri gecikebiliyor. Bu da konut kredilerinin pahalı kalması anlamına geliyor. Dolayısıyla savaşın sektöre en büyük etkisi talebin tamamen ortadan kalkması değil; belirsizlik nedeniyle yatırım ve üretim kararlarının ertelenmesi oluyor.” Diye konuştu.

Keçeli, konut fiyatlarında kısa vadede sert bir düşüş beklemediğini belirtti. Maliyet baskısının devam ettiğini vurgulayan Keçeli sözlerine şöyle devam etti: “Kısa vadede konut fiyatlarında dramatik bir düşüş beklemek bana çok gerçekçi gelmiyor. Çünkü konut fiyatlarını belirleyen tek unsur kredi faizi değil. Arsa maliyetleri, inşaat girdileri, işçilik ve kur hareketleri hâlâ ciddi bir maliyet baskısı oluşturuyor. Öte yandan Türkiye’de son yıllarda yeni konut üretiminin de yavaşladığını görüyoruz. Bu da arz tarafını sınırlayan önemli bir faktör. Bu nedenle bazı segmentlerde piyasada bir durgunluk olsa da özellikle doğru lokasyonlarda ve nitelikli projelerde fiyatların güçlü kaldığını görüyoruz.”
Konutun uzun vadeli bir yatırım aracı olduğunu belirten Keçeli, yatırım yapacakların daha seçici davranması gerektiğini söyledi. Keçeli, “Ben bugün yatırım için konut alacak olsam üç şeye özellikle dikkat ederim: lokasyon, metrekare verimliliği ve doğru kiracı profili. Doğru seçilmiş bir konut hâlâ uzun vadede güçlü bir yatırım olmaya devam ediyor.” dedi.

Sektörde kalıcı çözümün konut arzını artırmaktan geçtiğini belirten Keçeli, uygun maliyetli arsa üretimi, erişilebilir kredi, hızlı ruhsat süreçleri ve orta gelir grubuna yönelik desteklerin önemli olduğunu ifade etti. Sosyal konut projelerinin ise tüm piyasada fiyatları düşürmesini beklemenin gerçekçi olmadığını söyledi.
“Konut Talebi Uzun Vadede Güçlü Kalacak”
AS Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sert de jeopolitik gelişmelerin kısa vadede yatırım kararlarının ertelenmesine yol açabileceğini ancak konut talebinin uzun vadede güçlü kalacağını belirtti. Sert, Türkiye’de konut ihtiyacının yapısal olduğunu vurgulayarak, yüksek faizlerin konuta erişimi zorlaştırdığını ancak üretimin sınırlı kalması nedeniyle fiyatlarda büyük bir düşüş beklenmediğini belirtti.

Sert, finansmana erişimin kolaylaştırılmasının sektörün yeniden canlanması için kritik olduğunu belirterek, özellikle ilk konut alımına yönelik desteklerin artırılmasının piyasaya ivme kazandırabileceğini söyledi.
Lüks konut uzmanı Merve Marangozoğlu ise Türkiye’nin bölgedeki en güvenli ülkelerden biri olduğunu ve bu durumun konut talebini desteklediğini ifade etti. Marangozoğlu, savaş ortamının geçici olduğunu ve Türkiye’de konuta olan talebin sosyolojik nedenlerle güçlü kalmaya devam edeceğini söyledi.
Dubai’de yaşanan gelişmelere de değinen Marangozoğlu, İran’ın füzelerinin hedefi olan bölgede konut fiyatlarının yüzde 30-40 gerilediğini belirtti. Marangozoğlu, bu durumun Türkiye’nin bölgedeki güvenli konumunu bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.

“Faizler Düşerse Konut Satışları Hızlanabilir”
Faizlerin düşmesi halinde konut satışlarının hızlanabileceğini belirten Marangozoğlu, özellikle fahiş fiyat uygulamalarına karşı denetimlerin artırılması gerektiğini söyledi.
Konut almak isteyenlere de tavsiyelerde bulunan Marangozoğlu, mevcut koşullarda yatırım amaçlı alımlardan çok oturulacak evin tercih edilmesinin daha mantıklı olduğunu belirtti. Marangozoğlu, kredi faizlerinin yüksekliği ve kiracıyla ilgili yaşanan sorunların yatırım amaçlı konut alımlarını frenlediğini ifade ederek, uzun vadede oturulacak bir ev almanın daha güvenli bir seçenek olduğunu söyledi.
Kaynak:NTV
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.